Üyelerinin aidatlarıyla zenginleşen sendika ve oda başkanlarının milyonluk maaşları yeniden tartışma konusu oldu

İşçinin, memurun, esnafın hakkını korumak için kurulan sendika ve odalarda maaş tartışması yeniden başladı. Birçok meslek örgütünde yönetim kurulu başkanlarının maaşları makam tazminatı, ikramiye, harcırahlarla milyon liraları buluyor. Konuyu köşesine taşıyan Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör, "Sendika ağalarına, meslek örgütlerindeki oligarklara, odalardaki saltanata 'dur' denilmeden Türkiye'de vesayet odaklarının tam olarak bittiğini söyleyemeyiz." ifadelerini kullandı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Üyelerinin aidatlarıyla zenginleşen sendika ve oda başkanlarının milyonluk maaşları yeniden tartışma konusu oldu

İşçinin, memurun, esnafın hakkını korumak için kurulan sendika ve oda başkanlarının maaşı kamuoyunun gündemine yeniden oturdu. Üyelerinden milyonlarca lira zorunlu aidat toplayan, hizmet bedeli adı altında harç kesen, işçinin asgari ücretinden dahi pay alan oda ve sendika başkanlarının maaşları makam tazminatı, harcırah, ikramiye, başarı tazminatı, huzur haklarıyla milyonları buldu. Esnaf da işçi de 'ballı' maaşlara tepkili...

300 BİN TL MAAŞ ALIYORLAR

Esnaflar, "Oda başkanları en az 300 bin TL maaş alıyor. Oda başkanı olup maaş alabilmek için yarışıyorlar" diyor. İşçiler de enflasyon karşısında eriyen düşük ücretlerine rağmen sendika başkanlarının aldığı astronomik maaşlar ve makam tazminatlarına tepki gösteriyor.

20 farklı kalemde zorunlu kesinti yapan odalar milyarlarca lirayı yönetiyor. (Fotoğraflar AA, Takvim Foto Arşivi ve sosyal medyadan alınmıştır.)20 farklı kalemde zorunlu kesinti yapan odalar milyarlarca lirayı yönetiyor. (Fotoğraflar AA, Takvim Foto Arşivi ve sosyal medyadan alınmıştır.)

MAAŞI MİLYONU BULAN VAR!

Sabah'tan Metin Can'ın haberine göre, olarak tartışılan maaşları mercek altına aldık. Türkiye'de oda ve sendika başkanlarının maaşları yasal bir üst sınıra bağlı değil. Üye sayısına, yürürlükteki asgari ücrete, bağlı bulundukları sendikanın tüzüğüne, delegasyon kararlarına göre değişiklik gösteriyor. Genel kurullarda belirlenen ücretler, üye sayısına göre 30.030 TL ile 300.300 TL arasında değişse de temsil, huzur hakkı ve çeşitli ek ödemelerle memur sendikalarında bu rakamlar 500 bin TL'yi, işçi sendikalarında ise 1-1.5 milyon TL'yi buluyor. Bazı sendikalar maaşlarını kamuoyuyla paylaşsa da birçoğu genel kurullarında bu rakamları üyelerine açıklamakta imtina ediyor.

Üyelerinin aidatlarıyla zenginleşen sendika ve oda başkanlarının milyonluk maaşları yeniden tartışma konusu oldu-3

DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN?

Peki 'ballı' maaşların kaynağı ne? Türkiye'de oda ve sendikaların en büyük gelir kalemini üye aidatları oluşturuyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinde 365 oda ve borsa bulunuyor. Bu kurumlara kayıtlı çeşitli büyüklüklerde ve tüm sektörlerden 1.5 milyona yakın firma üye. Üyelerin ödemekle yükümlü olduğu munzam aidat sistemi birçok işletmenin yıllardır tepkisini çekiyor. İşletmeler gelir vergisi veya kurumlar vergisi beyannamelerindeki kâr/kazanç üzerinden binde 5 oranında munzam aidat ödüyor. Bunun yanı sıra yıllık aidat, kayıt ücreti, Ticaret Sicili İşlemleri ve İlan ücretleri, faaliyet ve oda kayıt belgeleri, kapasite raporu, menşe Şahadetnamesi, ATA Karnesi, ekspertiz ve laboratuvar hizmet bedelleri başta olmak üzere neredeyse 20'ye yakın kalemde şirketlerden kesinti yapılıyor. Adeta paralel bir vergi dairesi gibi çalışan bu kurumlar her yıl esnaf ve KOBİ'den milyarlarca lira zorunlu tahsilat yapıyor.

Üyelerinin aidatlarıyla zenginleşen sendika ve oda başkanlarının milyonluk maaşları yeniden tartışma konusu oldu-4

Oda/borsanın kapısının önünden bile geçmeyen en küçük işletme dahi yıllık 20 bin ila 330 bin TL ödemek zorunda kalıyor. Sendikalarda da sistem benzer. Onlar da kendilerine üye olan işçi-memurun ücreti üzerinden belirli bir kesintiyle para topluyor. Sendika üyesi işçilerden kesilen aylık üyelik aidatı, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gereği aylık brüt çıplak ücretin günlük yevmiye tutarını aşamıyor. Kesintinin tam oranı sendikaların kendi tüzüklerinde belirledikleri yüzdeye göre (bir günlük brüt ücretin %30'u, %50'si vb.) farklılık gösteriyor. Üye aidatları yoluyla sendika ve odalar milyarlarca lirayı yönetiyor.

Birçok kurumda başkanların toplam mali hakları, temsil giderleri, araç tahsisleri ve yönetim maliyetleri üyelerin kolayca ulaşabileceği şekilde kamuoyuna açıklanmıyor. Aidatı ödeyen üye kendi cebinden çıkan parayı biliyor; ancak o paranın hangi hizmetlere dönüştüğünü ve yöneten kadroların toplam maliyetini aynı açıklıkla göremiyor.

Cemail Bakındı, Bendevi Palandöken, Rifat Hisarcıklıoğlu, Nazmi Irgat, Şemsi Bayraktar, Eyüp AlemdarCemail Bakındı, Bendevi Palandöken, Rifat Hisarcıklıoğlu, Nazmi Irgat, Şemsi Bayraktar, Eyüp Alemdar

KİMSE BALLI MAAŞI BIRAKMAK İSTEMİYOR

Hal böyle olunca da sendika ve oda başkanları koltuklarını bırakmak istemiyor. Bunlar arasında yarım aşırı devirenler bile var. TOLEYİS (Türkiye Otel, Lokanta, Dinlenme Yerleri İşçileri Sendikası) Başkanı Cemail Bakındı, sendikanın kuruluşundan (1 Eylül 1977) bu yana genel başkanlık görevini yürütüyor. Bakındı, 49 yıldır başkanlık yapıyor. TESK Başkanı Bendevi Palandöken, bu görevini 16 yıldır sürdürüyor. Ancak aynı zamanda diğer şapkası olan Türkiye Bakkallar ve Bayiler Esnaf Odası Başkanlığı'nı ise 36 yıldır devam ettiriyor. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu 25 yıldır koltukta. TEKSİF Başkanı Nazmi Irgat 19 yıldır, TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar 21 yıldır, Koop-İş Genel Başkanı Eyüp Alemdar 16 yıldır, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan 15 yıldır, Türk-iş Genel Başkanı Ergün Atalay 13 yıldır, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise 11 yıldır aynı koltukta oturuyor.

Türk-iş Genel Başkanı Ergün AtalayTürk-iş Genel Başkanı Ergün Atalay

ODALARDAKİ SALTANATA DUR DENİLMEDEN VESAYET TAM OLARAK BİTMEZ

Konuyu köşesine taşıyan Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör, "Sendika ağalarına, meslek örgütlerindeki oligarklara, odalardaki saltanata 'dur' denilmeden Türkiye'de vesayet odaklarının tam olarak bittiğini söyleyemeyiz." ifadelerini kullandı.

Türk siyasi tarihinde sivil, askerî ve bürokratik vesayet her zaman var oldu. Ancak 25 yıldır bu vesayet odaklarıyla ciddi bir mücadele başlatıldı. Birçok alanda başarılı da olundu. Eski vesayet kurumları güçlerini kaybetti. Bir mesele hariç!
Ne mi?
Türkiye'deki sendika ve odaların vesayeti...
Hemen hemen hepsi kendilerini sivil toplum kuruluşu gibi gösterir. Ancak hatırlayın çoğu askeri müdahaleler döneminde demokrasinin altını oymaya çalıştı. Anayasa'da siyaset dışı kurumlar olarak tanımlansalar da yıllardır aktif siyasetin içindeler. Meslek mensuplarının haklarını savunmakla yükümlü olmalarına rağmen, odalardaki oligarşik yapının imkânlarından yararlanma peşindeler. Üyelerine hizmet etmek için kurulduklarını söylerler kendileri demokratik değildir.
Saymakla bitmez...
O nedenle bu sendika ağalarına, meslek örgütlerindeki oligarklara, odalardaki saltanata 'dur' denilmeden Türkiye'de vesayet odaklarının tam olarak bittiğini söyleyemeyiz.
Ne yapmak gerekir?
Öncelikle meslek kuruluşları için de odalar için de sendikalar için de köklü revizyonlar şart! Zorunlu üyelik yapıları, meslek örgütlerine ve sendikalara katılım süreçleri, denetleme mekanizmaları yeniden güncellenmeli...

Memur-Sen Genel Başkanı Ali YalçınMemur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın


Düşünsenize, Türkiye ekonomisinde maliyetlerin tek tek hesaplandığı, verimlilik ve dijitalleşmenin ön plana çıktığı sert bir dönüşüm süreci var. Milyonlarca esnaf, KOBİ ve çalışanı temsil eden oda, birlik ve sendikalarda ise bambaşka bir düzen...

Kimi başkan yarım asırdır başkanlık koltuğunda oturuyor. Ne performans kriteri var, ne de denetleyen... Meslek kuruluşları ile odaların çoğunda denetleme ve disiplin kurulları seçim yarışında yer alan adayların listesinden seçiliyor. Anlayacağınız, kim kimi denetleyecek?

Seçimler ilgili mevzuatlar gereği yargı gözetiminde, gizli oy ve açık sayım esasına dayansa da hatta tüm üyelerin seçme/ seçilme hakkı olsa da çeşitli usulsüzlüklerle kapalı devre işleyen sistemle oylamaların yapıldığı aşikar! Sendika içi muhalefetin engellendiği ve seçim sistemlerinin delege oyunlarıyla mevcut yönetimler lehine kilitlendiği bu yapılarda, işçi aidatlarıyla finanse edilen devasa bütçeler kontrolsüz güç alanlarına dönüşüyor. Kimi başkanın aylık geliri astronomik boyutları çoktan aşmış durumda... Türkiye'de şirket kuran her işletme ticaret ve sanayi odalarına, borsalara kayıt yaptırmak, milyonlarca çalışan ise sendikalara aidat ödemek zorunda. Ancak kapısının önünden dahi geçmediği kurumlara her yıl yüklü miktarda zorunlu ödeme yapan esnaf, tüccar, işçi ve memurun toplanan devasa kaynağın nereye harcandığına ilişkin sorgulama hakkı yok. Birçok oda ve sendika başkanının aylık geliri, temsil giderleri,makam tazminatları, huzur hakları ve tahsis edilen lüks araçlarla birlikte milyonlarca lirayı bulsa da temsil giderleri ve yönetim maliyetlerinin detaylı bilançoları üyelerin erişimine açık değil.

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan


Mevzuatlar gereği sendikalar ve meslek odaları denetim/faaliyet raporlarını kamuoyuna açıklamak zorunda...
Bunu yapan var mı derseniz...
Tabii ki yok...
Bu verilerin üstü neden örtülüyor? Neden işçi, esnaf, memur sendikanın, meslek örgütünün bütçesinin nereye harcandığını göremiyor? Kendi hakkını savunan seçimle iş başına getirdiği başkanının ve yönetiminin maaşını neden bilemiyor?
Türkiye'de siyasetin şeffaf olmasını, hesap sorulabilir, denetlenebilir olmasını isteyenler, kendi örgütlerinin kurumsal harcamalarını da gelir/gider hesaplarını da kişisel mali durumlarını da kamuoyuna açıklamak zorundadır.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Meryem Kartal
Meryem Kartal Takvim.com.tr Ekonomi

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler