Merkez Bankası'ndan '60 ton altın' açıklaması | Karahan: Vadesi geldiğinde geri dönecek
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, son dönemde azalan altın rezervlerine ilişkin yaptığı açıklamada, işlemlerin önemli kısmının takas niteliğinde olduğunu ve altınların vadesi geldiğinde geri döneceğini belirtti. Bölgesel çatışmaların ekonomiye etkilerini değerlendiren TCMB Başkanı Karahan, döviz likiditesini desteklemek amacıyla altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının doğal olduğunu ve kur rejiminin sağlıklı şekilde işlediğini vurguladı. Merkez Bankası Başkanı Karahan, enflasyonist etkileri sınırlamak için gereken sıkılığı sağlayacaklarını ifade ederek, rezerv yönetiminde proaktif, esnek ve kontrollü yaklaşım izlediklerinin altını çizdi.
Hızlı Özet Göster
- Merkez Bankası, İran merkezli bölgesel çatışmaların başlamasının ardından iki hafta içinde 8 milyar doların üzerinde değere sahip yaklaşık 60 ton altın sattı ve takas etti.
- Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, altın rezervlerinin döviz likiditesini desteklemek amacıyla kullanıldığını ve işlemlerin büyük kısmının vadeli takas niteliği taşıdığını açıkladı.
- Karahan, 2016 yılında 377 ton olan altın rezervlerinin iki katına çıktığını ve Mart 2026 itibarıyla toplam rezerv içindeki payının yüzde 60'ı aştığını bildirdi.
- Merkez Bankası, savaşın ortaya çıkmasıyla birlikte üst banttan fonlamaya geçti ve yurt içi yerleşiklerle Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladı.
- Karahan, petrol fiyatlarında yüzde 10'luk kalıcı artışın tüketici enflasyonunu sene içinde yaklaşık 1,1 puan artırdığını ancak eşel mobil sisteminin bu etkiyi üçte bire düşürdüğünü belirtti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın, İran merkezli bölgesel çatışmaların başlamasının ardından iki hafta içinde 8 milyar doların üzerinde değere sahip yaklaşık 60 ton altını satması ve takas etmesi piyasalarda yankı uyandırırken, konuya ilişkin ilk resmi açıklama geldi.
Merkez Bankası'nın altın rezervlerinin 13 Mart haftasında 6 ton, 20 Mart haftasında 52,4 ton azaldığı verilere yansımıştı.
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, azalan altın rezervlerinin döviz likiditesini desteklemek amacıyla kullanıldığını, işlemlerin büyük kısmının vadeli takas niteliği taşıdığını belirtti.
'ALTIN'I ÇİZE ÇİZE VURGU: HEPSİ VADESİ GELİNCE DÖNECEK
Körfez bölgesindeki savaşın Türkiye ekonomisi ve piyasalara etkileri ile alınan tedbirlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahan, gelişmelerin enflasyondan büyümeye, enerjiden ticarete kadar çeşitli alanlarda etkisini gösterdiğine dikkati çekerek, enflasyonist etkileri azaltıcı tedbirlerin vakit kaybetmeden alındığını kaydetti.
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmaların ekonomiye etkisini en aza indirmek için altın kaynaklı işlemlerin kullanılmasının son derece doğal tercih olduğunu belirten Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, "İşlemlerin önemli kısmı vadeli altın-döviz takası niteliğinde. Yani vadesi geldiğinde söz konusu altınlar yeniden rezervlerimize geri dönecek." dedi.
ALTIN REZERVİ İKİ KATINA ÇIKTI… TOPLAMA ORANI YÜZDE 60
Rezerv tutmanın temel amacının para ve kur politikalarına olan güveni güçlendirmek ile ekonomiyi jeopolitik risklere karşı korumak olduğunu belirten Karahan, 2016 yılında 377 ton olan altın rezervlerinin iki katına çıktığını ve Mart 2026 itibarıyla toplam rezerv içindeki payının yüzde 60'ı aştığını bildirdi.
Yakın dönemde miktar altını döviz karşılığı altın swap için kullandıklarını ve miktar altın satışı gerçekleştirdiklerini doğrulayan Karahan, "Merkez bankacılığında bu tür işlemleri ticari bir kar-zarar perspektifiyle değerlendirmek doğru değil. Bizim önceliğimiz finansal istikrar ve politika etkinliği. Bu kapsamda yaptığımız işlemler, döviz pozisyonumuzu güçlendirmeye yönelik." dedi.
ENFLASYONA EŞEL MOBİL FRENİ
Artan enerji fiyatlarına karşı uygulamaya alınan eşel mobil sisteminin enflasyonist etkiyi düşürdüğünü anlatan Karahan, petrol fiyatlarında yüzde 10'luk kalıcı artışın tüketici enflasyonunu sene içinde yaklaşık 1,1 puan artırdığını, ancak eşel mobil sisteminin bu etkiyi üçte bire düşürdüğünü bildirdi.
Savaşın orta vadede enflasyon üzerinde hem arz hem talep yönlü etkileri olacağını ifade eden Karahan, "Mevcut durumda savaşın gidişatı belirsizliğini sürdürüyor. Gelişmelerin beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyonist etkilerini sınırlamak için gereken sıkılığı sağlayacağız." sözlerini kullandı.
KUR POLİTİKASI AYNEN DEVAM
Gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışları yaşandığını hatırlatan Karahan, rezervler üzerindeki baskının küresel risk iştahındaki değişimlerin olağan sonucu olduğunu ifade etti.
Savaşın ortaya çıkmasıyla birlikte üst banttan fonlamaya geçtiklerini ve yurt içi yerleşiklerle Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladıklarını anlatan Karahan, şunları kaydetti:
"Para politikası metninde açıkladığımız gibi mevcut kur rejimini 2026 yılında da sürdüreceğiz. Bu önlemler yurt içi piyasalarda Türk lirasının cazibesini korudu. Bu dönemde yurt içinde, düşen altın fiyatlarına bağlı olarak sınırlı düzeyde altın ve döviz talebi oluşsa da önceki dönemlerdeki stres dönemlerine kıyasla yurt içi yerleşiklerin döviz talebi sınırlı oldu. Bir kez daha belirtmek isterim ki enflasyonla mücadelemizi olumsuz etkileyen dışsal bir durumla karşı karşıyayız. Dezenflasyon sürecinin devamı için gereken sıkılığı sağlamakta kararlıyız."
DÖVİZDE SIKINTI YOK
Bankacılık sisteminde döviz likiditesinin arttığına, buna karşılık Türk lirası fonlama ihtiyacının yükseldiğine dikkati çeken Karahan, bankaların Merkez Bankası ile swap işlemlerine yeniden yöneldiğini söyledi.
Yeniden döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerine başlamak üzere hazırlıklarını yaptıklarını belirten Karahan, "Bankaların Merkez Bankası ile swap işlemlerine yeniden yönelmesi sistemde bir döviz likiditesi sıkıntısı olmadığını ve uyguladığımız kur rejiminin sağlıklı bir şekilde işlediğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Rezerv yönetimi ve likidite araçları konusunda proaktif, esnek ve kontrollü yaklaşım izlediklerinin altını çizen Karahan, bütün adımların amacının fiyat istikrarını desteklemek ve finansal istikrarı güçlendirmek olduğunu sözlerine ekledi.




