Yunanistan’ı F-35 korkusu sardı! Türkiye’ye karşı İsrail lobisi devrede
Yunan basını, Türkiye’nin F-35 programına dönüş ihtimalinin Atina’da paniğe yol açtığını yazdı. Ankara’nın önünü kesmek için İsrail ve ABD’deki İsrail yanlısı lobilerle temas kurulduğu belirtilirken, Türkiye’nin askerî ve jeopolitik gücünün Batı için vazgeçilmez olduğu itiraf edildi.
Yunan basını, NATO Zirvesi'nin ardından Ankara-Washington hattındaki gelişmeleri mercek altına aldı. Türkiye'nin F-35 programına yeniden dönme ihtimalinin Atina'da endişeyle takip edildiği belirtilirken, Yunanistan'ın Ankara'nın önünü kesmek için İsrail yönetimi ve ABD'deki İsrail yanlısı çevrelerle yoğun temas yürüttüğü öne sürüldü.
Yunan basını, Türkiye'nin coğrafi konumu, askerî gücü ve Karadeniz'den Orta Doğu'ya uzanan etki alanı nedeniyle Batılı başkentler açısından vazgeçilmez bir muhatap olduğunu da kabul etti.
Yunanistan’da F-35 paniği! Türkiye’ye karşı İsrail lobisi hamlesi
ATİNA, TRUMP'IN MESAJLARINI YAKINDAN İZLİYOR
Vradini gazetesinin 11 Temmuz tarihli haberinde, NATO Zirvesi'nin sonuçlarının Yunan diplomasisi tarafından ayrıntılı biçimde incelendiği belirtildi.
Haberde, ABD Başkanı Donald Trump'ın Türkiye'ye yönelik olumlu açıklamalarının şimdilik daha çok siyasi izlenim oluşturduğu savunulurken, Ankara'nın F-35 programına yeniden katılmasının Başkan Recep Tayyip Erdoğan açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi.
Yunan diplomatik çevreleri, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini tamamen elinden çıkarmadan F-35 programına dönüşünün mümkün olmayacağını ileri sürdü. ABD'deki mevcut hukuki düzenlemelerin Trump yönetiminin hareket alanını sınırlandırdığı iddia edildi.
Takvim Kaynak Tercihleri 
ATİNA'NIN PLANI ORTAYA ÇIKTI
Yunan basınına göre Atina yönetimi, Türkiye'nin F-35 programına dönüşünü engellemek amacıyla çok yönlü bir diplomatik girişim yürütüyor.
Vradini, Yunan hükümetinin Kudüs yönetimi ve ABD'deki İsrail yanlısı lobiyle sürekli temas halinde olduğunu yazdı. Görüşmelerde, Türkiye'nin program dışında tutulması için ABD'deki kurumsal mekanizmaların devreye sokulmasının hedeflendiği öne sürüldü.
Atina ile Tel Aviv arasında gerçekleştirilen gayriresmî temaslarda, İsrail yönetiminin Türkiye'nin F-35 savaş uçaklarıyla güçlendirilmesine karşı olan tutumunun teyit edildiği iddia edildi.

YUNAN LOBİSİ TEK BAŞINA YETMEDİ
Vradini'de yer alan en dikkat çekici değerlendirmelerden biri, Yunan lobisinin Washington'daki etkisine ilişkin oldu.
ABD'de görev yapmış üst düzey bir diplomata dayandırılan haberde, eski ABD Senatörü Bob Menendez'in hapse girmesinin ardından Yunan lobisinin gelişmeleri tek başına frenleyecek kadar güçlü olmadığı belirtildi.
Atina'nın ABD'de etkili olan İsrail yanlısı çevrelere yönelmesinin temel nedenlerinden birinin de Yunan lobisinin tek başına yeterli görülmemesi olduğu aktarıldı.

KONGRE'DE TÜRKİYE KARŞITI HAREKETLİLİK
Kathimerini'nin 11 Temmuz tarihli haberinde, ABD Kongresi'nin üç üyesinin Türkiye'nin F-35 programına dönüşünün önündeki temel engelin S-400 hava savunma sistemleri olduğunu savunduğu aktarıldı.
Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Jim Risch, S-400'lerin Washington ile Ankara arasındaki savunma iş birliğinin tam olarak yeniden kurulmasının önündeki en büyük engel olduğunu söyledi.
Demokrat Senatör Chris Van Hollen ise Türkiye'ye F-35 transferine karşı olduğunu yineleyerek, S-400'lerin F-35 teknolojisinin güvenliği açısından risk oluşturduğunu ileri sürdü. Van Hollen, mevcut ABD yasalarının Türkiye S-400'lere sahip olduğu sürece Ankara'nın programa dönüşüne izin vermediğini savundu.
Haberde ayrıca Yunan asıllı Amerikalı Temsilci Dina Titus öncülüğündeki 18 Demokrat milletvekilinin, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil edilmesine karşı Temsilciler Meclisi yönetimine mektup gönderdiği belirtildi.
Cumhuriyetçi Temsilci Mike Lawler'ın ise 10 üyeli iki partili bir girişimle hem Türkiye'ye F-35 satışına hem de KAAN savaş uçağı için Amerikan motorlarının ihracatına karşı çıktığı aktarıldı.
Vradini'nin haberinde ayrıca Trump'ın Kongre'deki itirazları aşmak için ara seçimlere kadar yaklaşık 100 günlük bir süresinin bulunduğu değerlendirmesine yer verildi. Ara seçimlerin ardından oluşabilecek yeni dengelerin, Türkiye'nin F-35 programına dönüşüne yönelik adımları daha da zorlaştırabileceği öne sürüldü.

İSRAİL'DEN TÜRKİYE İTİRAFI
Kathimerini'nin 11 Temmuz tarihli haberinde, İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Şarren Haskel'in Türkiye'nin F-35 programına yeniden dönme ihtimaline ilişkin açıklamalarına yer verildi.
Haskel, Trump yönetiminin Türkiye'nin F-35 programına dönüşünün önündeki yaptırımları kaldırmayı ve KAAN savaş uçakları için motor tedarikine destek vermeyi değerlendirdiğine ilişkin açıklamalar sonrasında İsrail'in kaygılarını doğrudan ABD Başkanı'na ilettiğini söyledi.
Bununla birlikte Haskel, Türkiye programa yeniden dahil olsa bile bölgesel güç dengesinin değişmeyeceğini savundu. İsrail'in askerî üstünlüğünü koruyacağını ileri süren Haskel'in açıklamaları, Tel Aviv yönetiminin Türkiye'nin artan savunma kapasitesini yakından takip ettiğini ortaya koydu.

ATİNA'NIN S-400 ŞARTI VE GÜVENCE TALEBİ
Atina'nın S-400'lerin Türkiye'den çıkarılmasına doğrudan karşı olmadığı ancak olası bir ABD-Türkiye savunma anlaşmasının Doğu Akdeniz'deki güvenlik dengesini bozmamasını istediği aktarıldı. Yunanistan'ın ayrıca Türkiye'ye verilebilecek F-35'lerin kendisine karşı kullanılmayacağına dair güvence talep ettiği ve bu yönde ABD içinde ve dışında baskı kurmayı planladığı belirtildi.

TÜRKİYE'NİN GÜCÜNÜ KABUL ETTİLER
Vradini, NATO Zirvesi'nin Türk-Yunan ilişkilerinde kamuoyuna açıklanan köklü bir değişiklik meydana getirmediğini ancak daha geniş jeopolitik dengelerin iki ülkenin konumunu giderek daha fazla belirleyeceğini yazdı.
Haberde, Türkiye'nin Batılı ülkeler açısından görmezden gelinmesi zor bir üstünlüğe sahip olduğu açıkça ifade edildi.
Türkiye'nin coğrafi konumu, askerî gücü, Karadeniz'den Orta Doğu'ya kadar yaşanan gelişmeleri etkileyebilme kapasitesi ve kritik bölgesel krizlerde üstlendiği rol nedeniyle birçok Batılı başkent için vazgeçilmez bir muhatap olduğu vurgulandı.
Başkan Erdoğan ile Trump arasındaki kişisel ilişkinin de Atina tarafından özel dikkatle takip edildiği kaydedildi. Ancak bu ilişkinin tek başına bütün dengeleri değiştireceği düşüncesinin Yunan yönetiminde hâkim olmadığı savunuldu.