World Decolonization Forum’da Filistin ve sömürgecilik tartışmaları: Küresel güç dengeleri masada

İstanbul’da Enstitü Sosyal ile NUN Eğitim ve Kültür Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen “World Decolonization Forum”, dördüncü gününde küresel güç dengeleri, sömürgecilik mirası ve bilgi üretiminin yapısı üzerine yapılan tartışmalarla devam ediyor. ABD’li siyaset bilimci Anne Norton, Filistin mücadelesinin yalnızca jeopolitik bir çatışma olarak değil, aynı zamanda sömürgecilik, ekonomik mülksüzleştirme ve küresel bilgi üretimindeki güç ilişkileri açısından da okunması gerektiğini ifade etti. National University of Singapore’nden Prof. Syed Farid Alatas ise dünyanın hâlâ büyük ölçüde sömürgeci ve neo-sömürgeci yapılar tarafından şekillendirildiğini belirterek, bilgi üretiminin de bu yapıdan bağımsız olmadığını vurguladı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
World Decolonization Forum’da Filistin ve sömürgecilik tartışmaları: Küresel güç dengeleri masada
ai haber özet Hızlı Özet Göster
  • World Decolonization Forum, Enstitü Sosyal ve NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ev sahipliğinde 9 ülkede 13 partner kurumla düzenleniyor.
  • ABD'li Prof. Anne Norton, Filistin mücadelesinin sömürgecilik ve küresel güç ilişkileri tartışmalarını görünür hale getirdiğini belirtti.
  • Norton, Batı'da genç nesillerin farklı bilgi kaynaklarına yöneldiğini ve Türkiye'nin bu dönüşümde önemli bir merkez olduğunu ifade etti.
  • Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Prof. Syed Farid Alatas, dünyanın hala büyük ölçüde sömürgeci olduğunu ve zihnin sömürgecilikten arındırılması gerektiğini savundu.
  • Alatas, bilgi üretiminin sömürgesizleştirilmesi için üniversitelerde kapsamlı reformların zorunlu olduğunu vurguladı.

9 ülkede 13 partner kurumla Enstitü Sosyal ile NUN Eğitim ve Kültür Vakfının ev sahipliğinde düzenlenen ve küresel krizlerin temel nedenlerinin ve tarihsel sömürgecilik mirasının ele alındığı "World Decolonization Forum"u dördüncü gününde devam ediyor.

ABD'li siyaset bilimci ve yazar Prof. Anne Norton, Fotoğraflar: AA

ABD'Lİ SİYASET BİLİMCİ NORTON'DAN FİLİSTİN VURGUSU

ABD'li siyaset bilimci ve yazar Prof. Anne Norton, Filistin mücadelesinin yalnızca jeopolitik bir konu olmadığını, aynı zamanda sömürgecilik, bilgi üretimi ve küresel güç ilişkilerine dair yeni tartışmaların önünü açtığını belirterek, "Ekonomik mülksüzleştirme, toprak gaspı, kaynakların sömürülmesi ve iklim değişikliği sorunları, kısmen Filistin mücadelesi sayesinde görünür hale geldi." dedi.

Pennsylvania Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Norton, küresel krizlerin nedenleri ve sömürgecilik mirasının ele alınacağı "World Decolonization Forum" kapsamında değerlendirmelerde bulundu.

Dekolonizasyon tartışmalarının günümüzde aciliyet kazanmasının iki temel nedeni olduğunu söyleyen Norton, dünyada mevcut güç dengelerinin sarsıldığı bir dönemin yaşandığını ifade etti.

ABD'de devlet şiddeti, Orta Doğu'da İsrail'in yayılmacı politikaları ve eski imparatorlukların güç kaybının dikkati çektiğini belirten Norton, buna karşılık çok merkezli yeni bir dünya ihtimalinin de ortaya çıktığını dile getirdi.

Norton, özellikle genç kuşakların farklı bilgi kaynaklarına yöneldiğine değinerek, "Küresel kuzeyde, Batı'da genç nesiller arasında yeni bilgi biçimlerine ve yeni perspektiflere yönelik bir ilgi ve iştah var." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin bu dönüşüm açısından önemli bir merkez olduğunu söyleyen Norton, "Türkiye her zaman kültürün, sanatın ve bilginin üretildiği bir yer oldu. Aynı zamanda (Türkiye) bu bölgenin ekonomik merkezidir. Dolayısıyla, sömürgecilikten arınma hakkında bir konferans düzenlemek için doğal bir yerdir." değerlendirmesinde bulundu.

World Decolonization Forum

"FİLİSTİN MÜCADELESİ BATILILAR İÇİN GÖRÜNÜR HALE GELDİ"

Filistin mücadelesinin son yıllarda Batı kamuoyunda daha görünür hale geldiğine işaret eden Norton, "Bence Filistin mücadelesi, daha önce olmadığı kadar Batılılar için görünür hale geldi. Bu trajik, çünkü Gazze'nin yıkımına, hastanelerin bombalanmasına, basına yapılan saldırılara ve elbette milyonlarca ölüye, birçoğu hala enkaz altında olanlara bir yanıt niteliğinde." değerlendirmesinde bulundu.

Filistin mücadelesinin "siyaseti yeni insanlara açtığını" kaydeden Norton, ABD'de Müslüman siyasetçilerin daha fazla görünürlük kazandığını ifade etti.

Norton, ABD'deki yeni Müslüman siyasetçilerin yalnızca Müslüman seçmenlerden değil, her türlü kesimden de destek aldığını söyledi.

"EKONOMİK MÜLKSÜZLEŞTİRME, TOPRAK GASPI, KAYNAKLARIN SÖMÜRÜLMESİ"

Filistin mücadelesinin sömürgecilik tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdığını belirten Norton, "Ekonomik mülksüzleştirme, toprak gasbı, kaynakların sömürülmesi ve iklim değişikliği sorunları, kısmen Filistin mücadelesi sayesinde görünür hale geldi." dedi.

Batı'da insanların Filistin'e ilişkin bilgilere kendi ana akım medyalarından değil, alternatif kaynaklardan ulaşmaya başladığına dikkati çeken Norton, "Haberler, yayınlar ve dünya jeopolitiğine dair farklı bakış açıları için başka yerlere gidebileceğinizi öğrendiğinizde, bu geri alınamaz ve sömürgecilik karşıtı düşüncenin yayılması için büyük bir umut doğurur." yorumunu yaptı.

Batı'daki üniversitelerin ve medya kuruluşlarının Filistin konusuna yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Norton, akademik çevrelerde öğrenciler ve akademisyenlerin daha açık bir tutum sergilediğini ancak karar verici yapılar üzerinde yeterli güce sahip olmadığını söyledi.

Norton, bununla birlikte son dönemde özellikle lisansüstü öğrenciler arasında artan sendikalaşma hareketlerinin akademide güç dengelerini değiştirebileceğine dikkati çekerek, bu sürecin "akademik ekosistemi önemli ölçüde dönüştürebileceğini" vurguladı.

World Decolonization Forum

"DEKOLONİZE DÜŞÜNCE TEK BİR KÜLTÜREL KAYNAKTAN BESLENMEZ"

Dekolonize düşüncenin pratikte nasıl bir karşılığı olacağı sorusuna ise Norton, "bunun henüz tam anlamıyla ortaya çıkmadığı ancak bazı özelliklerinin şimdiden görülebildiği" yanıtını verdi.

Düşüncenin dekolonizasyonunun tek bir kültürel temele sıkışıp kalmaması gerektiğini, aksine çoğulcu bir yapıya kavuşması gerektiğini vurgulayan Norton, "Bu yapının sahip olabileceği özellikleri de görebiliriz. Sadece tek bir kültürel kaynaktan beslenmeyecek, birden fazla kültürel kaynaktan beslenecek. Siyaset hakkında konuşan insanlar, görüşlerini ve fikirlerini kamuoyunda dile getirirken bu farklı kaynaklardan yararlanacak." ifadelerini kullandı.

Sosyal medyanın bilgi dolaşımını hızlandırdığını ancak Batı'da bu alanın büyük şirketler ve oligarkların kontrolü altında olduğunu vurgulayan Norton, "Batı'daki sorunlardan biri de sosyal medyanın şirketler ve oligarklar tarafından çok güçlü bir şekilde kontrol edilmesidir. Bunun kırılması gerekiyor." dedi.

İstanbul'un küresel bilgi üretim merkezlerinden biri haline gelebileceğine işaret eden Norton, Filistin basınının da bu konuda dikkat çekici bir örnek sunduğunu belirtti.

Norton, "Filistin basını iki şeyle dikkati çekiyor; biri olağanüstü cesaretleri, diğeri ise haberi gerçekten üretmeleri." değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul'un yanı sıra Brezilya ve Arjantin gibi merkezlerin de küresel ölçekte haber ve düşünce üretiminde etkili olabileceğini ifade eden Norton, Türkiye'nin tarihsel ve kültürel mirasının bu açıdan önemli avantaj sağladığını dile getirdi.

Singapur Ulusal Üniversitesi Sosyoloji ve Antropoloji Profesörü Syed Farid Alatas

"İSRAİL SÖMÜRGECİ YERLEŞİMCİ BİR DEVLETTİR"

Singapur Ulusal Üniversitesi Sosyoloji ve Antropoloji Profesörü Syed Farid Alatas ise dünyanın halen büyük ölçüde sömürgeci olduğunu belirterek, "Dünyaya bakış açımızı sömürgecilikten arındırmamız gerekiyor. Zihnimizi sömürgecilikten arındırmamız gerekiyor." dedi.

Üniversitelerdeki bilgi üretiminin sömürgesizleştirilmesinin önündeki en büyük engellerden birinin, akademisyenler ile eğitim yöneticilerinin "sömürgeciliğin devam eden etkilerini yeterince kavrayamamaları" olduğuna dikkati çeken Alatas, "Bilginin sömürgesizleştirilmesi sorunu, yalnızca bilginin sömürgeciliğiyle ilgili değil dünyanın kendisinin sömürgeciliğiyle de ilgilidir. Dünyamız, hala büyük ölçüde sömürgeci ya da belki de daha doğru bir ifadeyle neo-sömürgeci bir dünya." diye konuştu.

Alatas, dünyada halen farklı biçimlerde sömürgeciliğin olduğunu belirterek, "Örneğin, Filistin sömürgeleştirilmiştir. İsrail, sömürgeci yerleşimci bir devlettir." ifadelerini kullandı.

1950'lerden itibaren bağımsızlık kazanan Asya ile Afrika ülkelerinin de küresel siyasi ve ekonomik güçler tarafından etkilenmeye devam ettiğini söyleyen Alatas, özellikle ABD'nin küresel sistem üzerindeki etkisine dikkati çekti.

"ZİHNİMİZİ SÖMÜRGECİLİKTEN ARINDIRMAMIZ GEREKİYOR"

Alatas, "ABD emperyalizmi, birçok ülkenin siyasi, ekonomik ve hatta kültürel kaderini kontrol eden çok önemli bir olgudur." değerlendirmesinde bulundu.

ABD'nin İran'a yönelik savaş politikaları, Küba'ya uygulanan ambargo ve Venezuela'ya ilişkin girişimlerini örnek gösteren Alatas, bunların emperyalizmin ve devam eden sömürgeciliğinin örnekleri olduğunu dile getirdi.

Alatas, bilgi üretiminin sömürgesizleştirilmesi için dünyayı algılama biçiminin değişmesi gerektiğini belirterek, "Bu nedenle, dünyaya bakış açımızı sömürgecilikten arındırmamız gerekiyor. Zihnimizi sömürgecilikten arındırmamız gerekiyor." dedi.

World Decolonization Forum

"DÜNYAYI İNGİLİZ VE AMERİKAN FİKİRLERİNİN MERCEĞİNDEN KAVRAMSALLAŞTIRIYORUZ"

Prof. Alatas, Batılı akademik eğitim modellerinin Asya ve Müslüman dünyasındaki sosyal bilimler üzerindeki etkisinin sürdüğünü belirterek, birçok üniversitenin müfredat ve yapısının Amerikan ve İngiliz eğitim sistemleri tarafından şekillendirildiğini söyledi.

Sömürge döneminde kurulan üniversiteler aracılığıyla Batılı düşünce sistemlerinin sosyal bilimler ve beşeri bilimler alanında yaygınlaştığını ifade eden Alatas, bunun zamanla "entelektüel bağımlılık" oluşturduğunu dile getirdi.

Alatas, "Dünyayı ancak İngiliz ve Amerikan fikirlerinin merceğinden kavramsallaştırabiliyor, anlayabiliyoruz. Bu anlamda entelektüel olarak bağımlı hale geldik. Akademik bağımlılık dediğimiz şey budur." diye konuştu.

Bu bağımlılığın yalnızca düşünsel düzeyde kalmadığına dikkati çeken Alatas, akademik tanınma ve kariyer süreçlerinde de Batılı kurumların belirleyici olduğunu ifade etti.

Alatas, akademisyenlerin terfi ve görünürlük imkanlarının büyük ölçüde Batılı akademik çevrelerin kabulüne bağlı olduğunu belirterek, özellikle önde gelen Amerikan ve İngiliz dergilerinde atıf almanın önemini vurguladı.

BİLGİ SÖMÜRGECİLİĞİNİN FARKINDA OLUNMASI ÇAĞRISI

Bilgi üretiminin sömürgesizleştirilmesinin bireysel düzeyde mümkün olduğunun ancak kurumsal dönüşüm için kapsamlı reform gerektiğinin altını çizen Alatas, müfredatın, ders içeriklerinin ve üniversite yapılarının yeniden düzenlenmesinin zorunlu olduğunu söyledi.

Alatas, bunun ise hükümetler, eğitim bakanlıkları ve üniversite yönetimlerinin işbirliği olmadan gerçekleştirilemeyeceğini belirterek, küresel güneydeki birçok eğitim kurumunun bilgi sömürgeciliğinin tehlikelerinin farkında olmadığını ifade etti.

"MÜSLÜMAN ENTELEKTÜELLER, EMPERYALİZM VE EKONOMİK SÖMÜRÜ SORUNLARIYLA İLGİLENMELİ"

Müslüman entelektüellerin ve küresel güney düşünürlerinin bilgi üretimiyle dünyanın işleyiş biçimi arasındaki ilişkiyi kavramaları gerektiğini anlatan Alatas, bugünün uluslararası sisteminin az sayıda baskın güç tarafından kontrol edildiğini söyledi.

Alatas, "Bu çağda en yıkıcı baskın güç, Amerika Birleşik Devletleri'dir. Askeri müdahaleler, ekonomik yaptırımlar yoluyla dünya çapında birçok istikrarsızlığa neden olan emperyalist bir güçtür. Bunların hepsi sadece istikrarsızlığa değil aynı zamanda dünya çapında ölüme de yol açmıştır." ifadelerini kullandı.

Emperyalizm, ekonomik sömürü ve sömürgecilik konularının sömürgesiz bilgi üretiminin merkezinde yer alması gerektiğini vurgulayan Alatas, "Müslüman entelektüeller sömürgecilik, emperyalizm ve ekonomik sömürü sorunlarıyla ilgilenmelidir." dedi.

Alatas, bu tür bilginin siyasi ve toplumsal hareketlerle ilişkilendirilmesi gerektiğini kaydederek, "Sömürgecilik karşıtı bilginin amacı, sadece zihinlerimizi sömürgecilikten arındırmak değil aynı zamanda hayatımızın siyasi ve ekonomik düzenlemeleri üzerinde de etki yaratmaktır." diye konuştu.

Yakın zamanda hayatını kaybeden amcası ve çağdaş İslam düşüncesinin önemli temsilcilerinden Prof. Dr. Seyyid Muhammed Nakib el-Attas hakkında da Alatas, el-Attas'ın klasik İslam mirasına ilgiyi yeniden canlandıran önemli isimlerden olduğunu söyledi.

Alatas, amcasının geleneksel İslami düşünceyi çağdaş akademisyen ve öğrencilerin anlayabileceği dille yeniden yorumlayabildiğini belirterek, "(El-Attas) Geleneksel fikirleri, modern felsefi ve daha geniş anlamda varoluşsal sorunların çözümüne uygun hale getirdi." değerlendirmesinde bulundu.

Nakib el-Attas'ın en önemli mirasının, bilginin etik ve ahlakla ilişkisini merkeze alan İslami epistemoloji anlayışı olduğunu dile getiren Alatas, Müslüman akademisyenlerin çalışmalarını "İslami dünya görüşü" çerçevesinde şekillendirmelerinin gerektiğine vurgu yaptığını anlattı.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Beyza Türkyılmaz
Beyza Türkyılmaz Takvim.com.tr Dünya

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler