Trump'ın ekibinde seçim öncesi İsrail konuşması: "Belki sığınma hakkı alabiliriz"
ABD ara seçimlerinde Cumhuriyetçilerin yaşadığı ağır yenilginin ardından, Trump’ın ekibinin seçimden altı gün önce yaptığı özel görüşmenin ayrıntıları ortaya çıktı. New York Times’ın haberine göre stratejist James Blair, Netanyahu’yu kastederek “En azından Bibi kazandı. Bizi o korur” derken, başanketör Tony Fabrizio, “Belki İsrail’den sığınma hakkı alabiliriz” karşılığını verdi. Karamsarlığın hâkim olduğu toplantıda, yenilgi ihtimali kara mizahla karşılandı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın üst düzey stratejistlerinin ara seçimler öncesinde gerçekleştirdiği özel video görüşmesinde, olası yenilgi karşısında İsrail'e sığınma şakası yaptığı bildirildi.
New York Times'ın 4 Kasım tarihli haberine göre, seçimden altı gün önce düzenlenen toplantıya Trump'ın önde gelen stratejistlerinden 24'ten fazla kişi katıldı. Cumhuriyetçilerin seçim beklentilerinin ele alındığı görüşmede, anketlerin işaret ettiği olumsuz tablo konuşuldu.

"BİBİ KAZANDI, BİZİ O KORUR"
Gazetenin toplantıya katılan dört kişiye dayandırdığı aktarımına göre, Trump'ın ara seçim stratejisini yönetmek için Beyaz Saray'daki görevinden ayrılan James Blair, görüşmede yenilgi ihtimaline ilişkin alaycı ifadeler kullandı.
Blair, "İşlerimi düzene koyuyorum. Diğer herkese de aynısını yapmasını öneririm" diyerek katılımcileri güldürdü.
Yaklaşık 30 dakika süren görüşmede cenaze hazırlıkları, cezaevi yemekleri, başkanlık afları ve ülkeden kaçma ihtimali üzerine kara mizah yapıldığı aktarıldı.
Blair, bir gün önce yapılan İsrail seçimlerine atıfta bulunarak Başbakan Binyamin Netanyahu için, "En azından Bibi kazandı. Bizi o korur" dedi.
Trump'ın başanketörü Tony Fabrizio ise "Belki İsrail'den sığınma hakkı alabiliriz" karşılığını verdi.
Haberde bu konuşmalar, gerçek bir sığınma hazırlığı olarak değil, seçim yenilgisi ihtimali karşısında yapılan şakalar olarak aktarıldı. Netanyahu'nun blokunun ise İsrail'deki seçimlerde çoğunluğu sağlayamadığı, partisinin daha sonra seçimin çalındığını öne sürdüğü belirtildi.

TOPLANTI "BEYAZ HAP MI, SİYAH HAP MI?" SORUSUYLA BAŞLADI
NYT'nin aktardığına göre, karamsar bir havada başlayan görüşmenin açılışında siyanür üzerinden de şaka yapıldı. Fabrizio, katılımcılara "Önce beyaz hapı mı, siyah hapı mı istersiniz?" diye sordu.
Cumhuriyetçi Partinin önde gelen veri danışmanlarından Tim Saler, toplantıda iki senaryo sundu. İlk senaryoda, yaklaşık 400 milyon dolarlık MAGA Inc. adlı siyasi destek komitesi, ulaşmayı hedeflediği ve sandığa gitmesini beklediği seçmenlere erişiyordu.
Saler, bunu "iyimser senaryo" olarak tanımladı. Diğer senaryo ise ağır bir seçim hezimetiydi.

DEMOKRATLAR CUMHURİYETÇİLERİN KALELERİNDE KAZANDI
Habere göre, toplantıda dile getirilen kaygıların boyutu seçim sonuçlarıyla ortaya çıktı. Demokratlar, Temsilciler Meclisinde büyük bir çoğunluğa ulaşırken Senatonun kontrolünü de kazandı.
Kansas, Güney Carolina ve Teksas gibi Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu eyaletlerde alınan sonuçlar, Demokratların ilerleyişinde belirleyici oldu.
NYT'nin tahminlerine göre, Cumhuriyetçilerin ülke genelindeki Kongre seçimlerinde Demokratların yaklaşık 13 puan gerisinde kalması bekleniyordu. Gazete, tablonun Watergate skandalının ardından yaşanan seçimlerden bu yana, yaklaşık yarım yüzyılın en ağır Cumhuriyetçi yenilgisine dönüşmekte olduğunu yazdı.

REKOR KAYNAK VE SEÇİM HARİTASI AVANTAJI YETMEDİ
Gazete, yenilginin bu boyuta ulaşmasının kaçınılmaz olmadığını vurguladı. Cumhuriyetçilerin rekor düzeyde bağış topladığı, dünyanın en zengin ismi Elon Musk'ın desteğini aldığı ve kampanya finansmanına ilişkin lehlerine bir Yüksek Mahkeme kararından yararlandığı belirtildi.
Demokratların ise seçim sürecine moral kaybı ve düşük kamuoyu desteğiyle girdiği aktarıldı.
Senato yarışında seçim haritası, Demokratları onlarca yıldır kazanamadıkları eyaletlerde mücadele etmeye zorluyordu. Temsilciler Meclisi için de Trump'ın ekibi, seçim bölgelerinin genellikle on yılda bir yeniden çizilmesi geleneğinin dışına çıkarak Cumhuriyetçilerin dar çoğunluğunu güçlendirmeyi hedefleyen düzenlemelere yöneldi.
Ancak haberde, bütün bu avantajların Trump'ın ekonomi yönetimine duyulan güven kaybını ve Orta Doğu'daki savaşın siyasi maliyetini telafi edemediği değerlendirmesi yapıldı.
EKİBİ YAZ AYLARINDA UYARMIŞ: ATEŞKES OLMADAN KAZANAMAYIZ
James Blair'in yaz aylarında Beyaz Saray yetkilileriyle paylaştığı sunumda, Cumhuriyetçilerin anket sonuçlarıyla İran savaşının seyri arasındaki bağlantı ortaya konuldu.
Sunuma göre Demokratların üstünlüğü, çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerde büyüdü; mutabakat görüşmeleri sırasında azaldı, ateşkesin çökmesinin ardından yeniden yükseldi. Temmuz sonuna gelindiğinde Demokratlar, Kongre seçimlerine ilişkin anketlerde 10 puan öne geçmişti.
Sunumda, Demokratların üstünlüğünün dört puanla sınırlı kalması hâlinde Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisini kazanmasının hâlâ mümkün olabileceği belirtildi. Ancak bunun için açık bir koşul sıralandı:
"Uzun süreli bir ateşkes, Hürmüz'ün açılması ve benzin fiyatlarının düşmesi olmadan bu gerçekleşmez."
Demokratların yaklaşık 10 puanlık üstünlük elde ettiği bir sonucun ise Cumhuriyetçilere Senato çoğunluğunu da kaybettirebileceği uyarısı yapıldı.

TRUMP'TAN ÖZEL GÖRÜŞMEDE İRAN SORUSU
Haberde, İran savaşının seçimlere kadar sürmesinin ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının ekonomik baskıyı artırdığı belirtildi. Benzinin galon fiyatının 4 doların üzerine çıkması, seçmenin günlük yaşamında savaşın etkisini hissetmesine yol açtı.
NYT'ye konuşan bir kişinin aktarımına göre Trump, sandıklar henüz kapanmadan özel bir görüşmede, "İran'a hiç girmeseydik ara seçimlerde ne olurdu sizce?" diye sordu.
Gazete, Trump'ın seçim kampanyasında yeni savaşlara girmeme ve fiyatları düşürme sözü verdiğini; buna karşılık yeni bir savaşın başladığını, akaryakıt fiyatlarının ve enflasyonun yükseldiğini vurguladı.
HAYAT PAHALILIĞINA YOLSUZLUK TARTIŞMALARI EKLENDİ
Haberde yenilginin yalnızca savaşla açıklanamayacağı, Trump'ın ikinci dönemindeki yönetim anlayışının da seçmen tepkisini büyüttüğü savunuldu.
Trump, ailesi ve yakın çevresinin başkanlık makamından kişisel kazanç sağladığı yönündeki haberlerin seçmenlerde karşılık bulduğu belirtildi. Ekim başında yapılan bir Fox News anketinde yolsuzluğun seçmenlerin en önemli kaygısı olarak öne çıktığı aktarıldı.
Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise bu iddialara karşı, "Başkan yalnızca Amerikan halkının çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Herhangi bir çıkar çatışması bulunmuyor" açıklamasını yaptı.
Trump'ın 2025'te başlattığı ticaret savaşının etkilerinin de Kansas, Teksas ve Iowa gibi seçim rekabetinin arttığı eyaletlerdeki çiftçiler üzerinde hissedilmeye devam ettiği kaydedildi.

TRUMP CEPHESİNDEN TOPLANTI AKTARIMLARINA İTİRAZ
New York Times, haberini seçim çalışmalarında doğrudan rol alan milletvekilleri, stratejistler, parti yöneticileri, anketçiler, Beyaz Saray yetkilileri ve Kongre çalışanlarının da aralarında bulunduğu 70'ten fazla kişiyle yapılan görüşmelere dayandırdığını belirtti.
MAGA Inc. Sözcüsü Alex Pfeiffer ise özel görüşmelerden aktarılan sözleri ve kulis bilgilerini reddederek bunları "uydurma alıntılar ve yanlış dedikodular" olarak nitelendirdi.
İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir Beyaz Saray yetkilisi de Trump'ın seçimlerde aday olmadığını vurguladı. Yetkili, aday kalitesinin önem taşıdığını savunarak Trump'ın birçok aday için, adayların kendilerinden daha fazla kampanya yürüttüğünü ileri sürdü.