ABD istihbaratının tepesine "SIF Tarikatı" gölgesi! Tulsi Gabbard'ın istifasının arka planı | Mesajlarından mimiklerine her şey talimatla
ABD’de Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) görevinden ani bir kararla ayrılan Tulsi Gabbard’ın siyasi kariyeri ve dış politika hamlelerinin, çocukluğundan beri bağlı olduğu Hawaii merkezli "Science of Identity Foundation" (SIF) adlı Hindu tarikatı ve lideri Chris Butler tarafından arka planda bir kukla gibi yönetildiği iddia edildi. Washington Post gazetesinin sızdırılan 25 bin sayfalık gizli arşiv belgelerine dayandırdığı haberde Gabbard’ın 2014 yılındaki terör örgütü DEAŞ’ın Kobani kuşatması paylaşımlarından Barack Obama ve Donald Trump dönemindeki kritik televizyon röportajlarına, mimik kontrolünden sosyal medyadaki sahte trol ordusu operasyonlarına kadar tüm adımlarının bizzat "tarikat" liderinin talimatlarıyla şekillendirildiği belgelendi.
Hızlı Özet Göster
- Washington Post, ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın kariyerinin Science of Identity Foundation adlı tarikat tarafından yönlendirildiğini iddia eden 25 bin sayfalık gizli belgeye ulaştı.
- Belgeler, tarikat lideri Chris Butler'ın NineIsles.com e-posta adresi üzerinden Gabbard'a hangi yasa tasarılarını sunacağından televizyon yayınlarındaki davranışlarına kadar direktifler gönderdiğini ortaya koydu.
- Gabbard'ın 32 televizyon röportajından 24'ünde tarikat tarafından hazırlanan metinleri kelimesi kelimesine kullandığı ve sosyal medyada sahte profiller üzerinden trol ordusu yönettiği tespit edildi.
- Tarikatın eski kampanya dijital stratejisti Rebecca Saltzburg belgeleri sızdırdı, tarikat yetkilileri ise durumu Hindu düşmanlığı olarak nitelendirdi ve Saltzburg'un şantaj yaptığını iddia etti.
- Yapay zeka analizi, tartışmalı yazışmaların Gabbard'ın çevresindeki kişilere değil doğrudan tarikat lideri Chris Butler'a ait olduğunu doğruladı.
Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) tüm istihbarat ağını koordine eden Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) görevinden, eşinin sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ani bir kararla istifa eden Tulsi Gabbard'ın siyasi yükselişine ilişkin skandal bir iddia gündeme oturdu. Washington Post (WP) gazetesinin, Gabbard'ın eski kampanya dijital stratejisti ve tarikat sekreteri Rebecca Saltzburg tarafından sızdırılan 25 bin sayfadan fazla gizli arşiv belgesine dayandırdığı özel haber, Washington'daki güvenlik bürokrasisini sarstı.
Belgeler, Chris Butler adlı eksantrik bir liderin önderliğindeki "Science of Identity Foundation" (SIF) tarikatının, ABD istihbaratını yöneten kadının kariyerini adeta bir kukla gibi nasıl yönlendirdiğini tüm somut kanıtlarıyla ortaya koydu.
Washington Post gazetesinin haberinde, Venezuela ile İran'a yönelik askeri operasyonlara karşı çıktığı yönündeki iddialarla sık sık gündeme gelmesi sonrası 22 Mayıs'ta eşinin sağlık sorunlarını gerekçe göstererek istifasını duyuran Gabbard'ın siyasi kariyerine ilişkin iddialar kaleme alındı
KUTSAL ŞİFRE: "NİNE ISLES" E-POSTA TRAFİĞİ VE "SİYASİ TAKIM"
Tarikatın eski mensupları, tarikat lideri Chris Butler'ın müritlerinin hayati kararlarını kontrol ettiğini, onları dış dünyadan izole ettiğini ve nüfuzunu siyasete yaymak için onlarca yıl uğraştığını savunuyor.
Sızan belgeler, 78 yaşındaki Butler'ın bilgisayar kullanmadığını, talimatlarını sekreterleri aracılığıyla şifreli olarak gönderdiğini gösterdi. Yazışmalar için, Hinduizm'de Hare Krishna inanışının kutsal hac merkezi olan ve Hintçe "Dokuz Ada" anlamına gelen Navadvipa şehrinden mülhem "NineIsles.com" e-posta domaininin kullanıldığı tespit edildi.
Chris Butler
please.confirm@nineisles.com adresi üzerinden gönderilen ve alıcıları arasında Gabbard'ın anne ve babasının da bulunduğu şifreli muhtıralar, tarikat içinde "Butler'ın siyasi takımı" olarak bilinen dar bir çevreye dağıtılıyordu.

Bu e-postaların ekinde yer alan şifreli muhtıralar, Gabbard'ın henüz Kongre üyesi olduğu dönemden itibaren hangi yasa tasarılarını sunması gerektiğinden, televizyona çıktığında nasıl davranacağına kadar sert dilli direktifler içeriyor.
NEDİR BU SIF TARİKATI!
ABD ulusal güvenliğinin ve istihbarat ağının göbeğine yerleşen "Science of Identity Foundation" (SIF), 1977 yılında Hawaii'de kendisini "Siddhaswarupananda Paramahamsa" olarak adlandıran Chris Butler tarafından kurulan, geleneksel Hare Krishna hareketinden kopma, oldukça korunaklı ve içe kapalı bir Hindu tarikatıdır. Kamuoyuna kendisini yoga felsefesi, vejetaryenlik ve manevi aydınlanma odaklı barışçıl bir sivil toplum kuruluşu gibi sunan SIF, perde arkasında üyelerinden mutlak sadakat ve liderleri Butler'a koşulsuz biat talep eden katı bir hiyerarşik yapı barındırıyor. Müritlerini dış dünyadan, ana akım medyadan ve hatta tarikat dışı aile bireylerinden sistematik olarak izole eden oluşum, özellikle 1970'li yıllardan itibaren Hawaii'de "Independents for Godly Government" (Dindar Hükümet İçin Bağımsızlar) gibi siyasi partiler kurarak devlet kademelerine sızma ve küresel siyasette söz sahibi olma saplantısıyla hareket ettiği iddia ediliyor. Dijital dünyada sahte kimliklerle trol ağları kurma, şifreli e-posta ağları üzerinden operasyon yönetme ve yüksek bütçeli finansörleri aracılığıyla siyasi figürleri fonlama kabiliyetine sahip olan SIF, inanç özgürlüğü zırhının arkasına saklanarak ABD bürokrasisinde gizli bir güç odağı haline geldiği konuşuluyor.
IRAK MESAJI: TAM ZAMANI
Gazetenin ulaştığı bir belgede, Irak'ın bölünmesine dair bir yasa tasarısı tartışılırken ismsiz liderin, tasarı için "Gabbard'ın bu fikirle ortaya çıkmasının tam zamanı." ifadesini kullandığı görülüyor.
Ocak 2015 tarihli bir belgede ise Gabbard'ın dönemin ABD Başkanı Barack Obama'ya vereceği ulusa sesleniş yanıt taslağı tarikat tarafından şu sert sözlerle fırçalanıyor: "İlk olarak, ilginç bir şey söylemeyeceksen, ulusa sesleniş konuşması hakkında ne düşündüğün kimsenin umurunda değil. Çaba bile göstermiyorsun. Gerçekten entelektüel olarak tembelleştin." Başka bir direktifte ise Gabbard, bir politika önerisine verdiği ürkek tepki nedeniyle doğrudan "ödlek" ve "ağzında geveleyen" olarak nitelendiriliyor.
KOBANİ DETAYI: TARİKATIN "HAZIR TWEET" OPERASYONU
Dosyadaki en çarpıcı detaylardan biri, 2014 yılında DEAŞ terör örgütünün Suriye'deki Ayn el-Arab (Kobani) şehrine yönelik kuşatması sırasında yaşanıyor. Belgeleri inceleyen muhabirler, Suriye ile ilgili kritik verilere rastlarken, bunlar arasında tarikat yöneticilerinden Allison Hoen'in 2014'te Gabbard'ın kişisel e-posta hesaplarından birine gönderdiği bir direktifi de gün yüzüne çıkardı.
"ÖNEMLİ: Sabah 9 civarında tweet atmalısınız," konu başlığıyla gönderilen e-postanın içinde, DEAŞ kuşatması altındaki Kobani'ye dair bir video bağlantısı içeren önceden yazılmış bir tweet metni yer alıyordu. Tarikat yöneticisi Hoen, e-postaya açıkça, "Tweet'teki her kelime onaylanmıştır," notunu düşmüştü. Daha sonra Gabbard'ın benzer takip paylaşımlarında Obama yönetiminin üst düzey yetkililerini etiketlemesi (mention) gerektiğini ekleyen Hoen, gerekçesini şu gizemli sözlerle aktarmıştı: "Videoyu görmelerini istiyor." Yazışmalarda katı gizlilik kuralları gereği "o" kişinin ismi belirtilmemiş olsa da tüm işaretler lider Chris Butler'ı gösteriyordu.

Nitekim Gabbard'ın resmi Twitter hesabından o dönem bu Kobani paylaşımlarını harfiyen yaptığı görüldü.
CANLI YAYINDA "GÖZ" VE "GÜLÜŞ" KONTROLÜ
Belgeler, Gabbard'ın medya performanslarının tarikat yöneticileri tarafından saniye saniye izlendiğini kanıtladı.
Chris Butler, (1986,WP)
Haziran 2014 tarihli bir televizyon yayını öncesi tarikat liderinin en üst düzey yardımcısı Allison Hoen tarafından gönderilen notta, "Gülümsemeyi unutma vesaire. O göz şeyini yapma." uyarısı yapılmasına rağmen Gabbard'ın canlı yayında gözlerini açarak konuşması üzerine, liderin küfrederek öfkelendiği ve "Gördüğüm kadarıyla, yine o lanet göz şeyini yapıyor. Hâlâ o göz şeyini yapıyor." dediği ses kayıt dökümlerine yansıdı. Liderin, Gabbard'ın ekrandaki duruşunu yapay bularak, "Sanki yapay bir şekilde bir şeyi ifade etmeye çalışıyor gibi. Ondan hiçbir şey hissetmiyorum. Daha çok konuşma noktalarını hatırlamaya çalışıyor gibi." diye çıkıştığı görüldü.
Gabbard'ın 2014'teki CNN Wolf Blitzer yayını öncesi hazırlanan "Son Konuşma Noktaları" belgesinde yer alan "Buradaki mesele Wolf, 'vah vah, partiye gidemiyorum' durumu değil." cümlesini, canlı yayında neredeyse kelimesi kelimesine kullandığı saptandı.

Eski Dışişleri Bakanı John Kerry'nin yorumlarını eleştirmesi için hazırlanan ve "onlara bir kupa verin, sarılın, özgüvenlerini artırın, onlara iyi maaşlı bir iş verin" ifadelerini içeren tarikat metni de Gabbard tarafından birkaç saat sonra Fox News canlı yayınında harfiyen tekrarlandı.
Gazetenin yaptığı incelemede, Gabbard'ın 32 televizyon röportajından 24'ünde kendisine gönderilen bu dikte metinleri neredeyse kelimesi kelimesine kullandığı belirlendi. Ağır eleştiriler ve gece yarılarına kadar süren fırçalardan sonra liderin Gabbard'a, "Şimdi tek ihtiyacın olan iyi bir gece uykusu; ne kadar berbat edersen et, benim ve Krishna'nın seni hâlâ sevdiğini bilerek." diyerek dini telkinde bulunduğu görüldü.
Aynı liderin, Fox News web sitesine yazılacak yorumlar için ekibe fırça atarak, "Ben çok akıllıyım, bu yüzden burada yazan akıllı bir adamın, yani hep aynı adamın yazısı gibi duruyor." dediği ve halkı inandırmak için yorumların kalitesini düşürmelerini isteyerek, "Yorumların bazılarını daha aptalca yapmak istiyorum, tamamen düşünceli yazılar yerine aptalca konuşmalar gibi olsun." talimatını verdiği belgelendi.

YAPAY ZEKA GERÇEĞİ ORTAYA ÇIKARDI: "DÜNYAYI YÖNETMEK İSTİYORDU"
Tarikatın finansörü ve Gabbard'ın "amca" dediği Sunil Khemaney (Syd), yazışmaların tarikat liderine değil kendisine ait olduğunu iddia etse de WP'nin yaptırdığı yapay zeka analizi bu savunmayı çürüttü. Gelişmiş chatbot Claude tarafından yürütülen 13 farklı istatistiksel model ve stilometrik analiz, sızan metinlerdeki dilin Khemaney veya baba Mike Gabbard'a değil, tamamen tarikat lideri Chris Butler'ın "vaaz" arşivine ait olduğunu ortaya koydu.
utler'ın literatürde olmayan, kendine has uydurduğu "duplistic" ve "judgmentalism" gibi kelimelerin her iki metinde de eşleştiği saptandı. Ayrıca Mart 2015 tarihli bir belgede gölge yazarın açıkça, "Öğrettiğim, söylediğim her şey, tüm dersler senin üzerine yıkılacak. Bu yüzden benim endişem bu." diyerek liderlik pozisyonunu bizzat itiraf ettiği görüldü.
1976 yılında tarikatın kurduğu "Independents for Godly Government" (IGG) partisinde yer alan eski üyelerin aileleri ise Butler'ın yazılı iletişimden köşe bucak kaçtığını, siyaset konusunda saplantılı olduğunu ve tek amacının "dünyayı yönetmek" olduğunu aktardı. Tarikatın gizlilik konusundaki hassasiyeti sızan belgelere de yansımış, yazışmaların bizzat tarikat liderinin Kailua'da yaşadığı ve "üstü kapalı otopark" anlamına gelen "Car Port" evinden gönderildiği için metinlerde "CP" koduyla damgalandığı anlaşıldı.
KENDİ TROL ORDUSUNU BİZZAT YÖNETTİ
Sızıntılar, tarikatın sadece akıl hocalığı yapmadığını, aynı zamanda sosyal medyada sahte kimliklerle devasa bir "trol ordusu" kurduğunu da belgeledi. "Sandy Thomas" veya "James Cade" gibi uydurma biyografilere sahip sahte profillerin arkasında tarikat üyelerinin olduğu anlaşıldı.
Science of Identity Foundation'ın YouTube sayfasında Butler'in videoları paylaşılıyor
"ESAD'A DİKTATÖR DEMEYİN" TALİMATI
Gabbard'ın, kendi kişisel Skype hesabı üzerinden trol grubuna müdahale ettiği ve kendisini savunmakta geciken ekibine "Konuşmacılarımızın yorum yapmasını neden sağlamadık?" diyerek çıkıştığı görüldü. Devrilen Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'ı savunan trollerine "Ona gaddar bir diktatör demeye gerek yok." talimatı veren Gabbard'ın, sızan bir e-postasında trol sorumlusuna yakalanmamaları için, "Yumurta şeklindeki ikon, gerçek bir hesap olmadığına dair kırmızı bir bayraktır." yazarak Twitter'daki varsayılan profil resimlerine karşı taktik verdiği belirlendi.
Tarikatın kurduğu bu trol ağının, Donald Trump'ın başkanlık döneminde ve son olarak Gabbard'ın Ocak 2025'teki Senato onay sürecinde bile aktif olarak "vatansever" vurgulu sahte yorumlar üretmeye devam ettiği tespit edildi.
CIA İDDİASI
Washington Post'un haberine göre Gabbard'ın, ABD'nin tüm istihbarat ağını (CIA ve NSA dahil 14 kurum) koordine eden koltuğa oturmadan önce, tarikat tarafından Amerikan istihbaratına karşı büyük bir şüpheyle beslendiği ortaya çıktı. 7 bin sayfalık "vaaz" arşivinde tarikat lideri Butler'ın, CIA'in çocukken kendi evini dinlediğini iddia ettiği ve istihbarat örgütlerinin "güç delisi çılgınlar" ile dolu olduğunu savunduğu görüldü.
Ağustos 2016 tarihli bir başka mesajda ise Suriye iç savaşına dair Gabbard'a taktikler verilirken, "Bu işi başlatan CIA'dir." denildiği, Gabbard'ın ise bu iddiayı 3 yıl sonra kamuoyu önünde dillendirdiği belgelendi.

Gabbard'ın 2024 yılında yayınladığı anılarında ve Senato'daki onay oturumunda bir mantra gibi tekrarladığı, tüm kararlarını Amerikan halkının "Amerikan halkının emniyeti, güvenliği ve özgürlüğü" prizmasından geçirerek aldığına dair ifadenin de, 2014 yılında tarikat yöneticisi Allison Hoen tarafından kendisine gönderilen hazır bir şablon metin olduğu anlaşıldı.
"İNANÇ DÜŞMANLIĞI" SAVUNMASI VE ŞANTAJ İDDİASI
Haberle ilgili iddialara yanıt vermeyen Tulsi Gabbard'ın sözcüsü, gazetenin bu dosyayı yayınlamamasını talep ederek, "Washington Post okurlarının, Ulusal İstihbarat Direktörü'nün inancına yönelik güvensiz ve bağnazca bir başka saldırısıyla ilgileneceğini hayal edemiyorum," açıklamasını yaptı. Manhattan merkezli bir PR şirketi üzerinden açıklama yapan SIF yetkilileri ise iddiaları reddederek durumu "Hindu fobisidir" şeklinde nitelendirdi ve sızıntıyı yapan Saltzburg'un tarikattan 250 bin dolar sızdırmaya çalışan bir şantajcı olduğunu öne sürdü.
Gabbard'ın özel kalem müdürü ise istifa sonrası yaptığı son açıklamada, durumun bir şantaj girişimi olduğunu tekrarlayarak, "Direktör Gabbard'ın inancına ve sadakatine yönelik saldırılar sadece yalan değil, aynı zamanda anti-Hindu bağnazlığının apaçık bir örneğidir," ifadesini kaldı.
Gabbard'ın kongre seçim kampanyalarında da çalışan Rebecca Saltzburg (Washington Post)
Sızıntıyı yapan itirafçı Rebecca Saltzburg ise şantaj iddiasını reddederek, tarikat yüzünden hapis cezasıyla karşı karşıya kaldığı bir velayet davasının masraflarını talep ettiğini, gizlilik sözleşmesi (NDA) imzalamayı kabul etmediğini belirtti. Saltzburg, Hawaii halkı başta olmak üzere herkesin kandırıldığını vurgulayarak, "Herkes yalan söyledi. Hawaii halkına yalan söylendi. Bunun bir parçası olduğum için kendimi berbat hissediyorum." dedi.