İsraf eden gün gelir iflas eder

Kişinin bir nimeti israf etmeyi alışkanlık haline getirmesi, hem kendinin hem de başkalarının o nimetten mahrum kalmasına sebeb olabilir

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
İsraf eden gün gelir iflas eder
Sevgili dostlar, İsraf'ın sözlük manası için özetle 'Kişinin bir nimeti ihtiyacından fazla, aşırı ve gereksiz kullanmasıdır.' diyebiliriz. Bu ilk başta çok masum bir şeymiş gibi gözükse de, biraz derinine inince İsraf'ın aslında hiç de küçük olmayan bir günah olduğu anlaşılır. İsraf, helâl olan bir şeyin harama dönüşmesidir. Yani, durup dururken, hiç gerek yokken, anlamsız bir şekilde yapılan bir günah, bir hastalıktır, israf. Diş fırçalarken açık bırakılan musluk örneğini vermeyeceğiz merak etmeyin, onun israf olduğunu bugün herkes biliyor çok şükür. Dostlar, insan bazen bir şeyi israf ederken farkında olmadan birden fazla şeyi İsraf ediyor olabilir. Örneğin, iftar sofrasında yarısı çöpe gidecek bir ikramda bulunursa sadece nimeti israf etmiyordur. İhtiyaç sahiplerinin kursağından geçmesi gereken, hayır olarak ayırması, fukaraya vermesi gereken parasını da, İsraf ediyordur. Veya, televizyon başında saatlerce bir sonucu olmayan tartışma programlarını, haber programlarını, spor porgramlarını saatlerce seyrederek; ibadete, taate, namaza, zikire, tesbihata ayırması gereken zamanı, israf ediyordur. Ya da hayır yapıp, ucuba, gurura kapılırak, kendini beğenerek Allah Teâlâ'ya kul olması gereken nefsini israf ediyordur. Hâsılı dostlar, israf sadece yeme içmeyle değil, birçok şekilde yapılan ve yapanı iflasa götüren, dahası toplumu ifsad eden bir
hastalıktır.


En büyük israf, ahireti kazanmak için verilen sermayeden yapılandır

Dostlar Allah Teâlâ herşeyi adetle yaratmıştır. Kişinin alıp vereceği nefesin bile bir adedi vardır ve o adet bellidir. Bu her sahada böyledir. Yani bir insanın söyleyeceği kelimenin de bir sayısı vardır, duyacağının da, düşüneceğinin de. Kazanacağı paranın da, harcayacağı paranın da, yiyeceği lokmanın da, ikram edeceği, yedireceği lokmanın da aklınıza ne geliyorsa hepsinin bir adedi vardır. Ve insan o adetler miktarınca o fiilleri işler. Kıymetli Dostlar, bunlar Allah Teâlâ'nın kuluna dünya hayatında kullanması ve bu sayede ahiret yurdunda güzel bir yer kazanması için verdiği sermayedir. Ve SINIRLIDIR. Yani gözüyle bakacağı şeylerin adedi bellidir kişi ister helâle bakar ister harama.
Yiyeceği lokma adedi sınırlıdır, ister helâl yer ister haram.
Atacağı adım sayısı sınırlıdır ister camiye gider ister haram olan bir yere. Yedireceği, ikram edeceği lokma adedi de sınırlıdır, ister hepsini bir sofraya doldurur yarısını çöpe atar, ister ölçüyle ikram eder.
İnsan, İsraf ederek aslında sermayesini tüketir, gün gelir iflas bayrağını çeker. Oysa ki, mü'min bu sermayenin sınırlı olduğunu bilen ve yatırımını doğru yere, helâl olana, Allah'ın (c.c.) ve Peygamberimizin (s.a.v.) teşvik ettiği yere yapandır. Kaldı ki bunu yaparken bile bir ölçüsü
olmak zorundadır vesselam...


İbadet, taatin, enerjisi helâl lokmadan gelir

SEVGİLİ dostlar, maalesef günümüzde bizim en çok belimizi kıran, maddî ve mânevî hayatımızın bereketini alıp götüren, bizi hastalık ve ölümcül bir virüs gibi saran en önemli dertlerimizden biri 'helâl lokma' meselesidir. Cenâb-ı Hakk'ın helâlleri ve haramları bellidir. Hemen herkes Allah (c.c.)'ın haram ettiği şeyleri bilir. Asıl tehlike, helâli kazanma şeklimiz ve helâl kazandığımızı kullanma şeklimizdir. Mesâi saatinden çalan, kendisine verilen işi savsaklayan, vicdanen rahat etmediği kazancı cebine indiren, yanında çalıştırdığı insanların ücretlerini keyfî olarak geciktiren yahut zulmeden ve nereden geldiğini bilmediği, kaynağını tespit edemediği kazançları kâr gibi gören insanlar maalesef haramın ve haram lokmaların içine düşmüşlerdir.
Dostlar her yediğimiz şey bizde vücûd bulur. Helâl de haram da, hepsi bizde baş gösterir. Eğer kişi dikkat etmezse aynı, genetik yapısı bozulmuş yahut genetik yapımızı bozan gıdalar gibi bu lokmalar, mânevî açıdan bizi dönüştürmeye başlar. Helâl lokmalar bizde; ibadet, taat, zikir, insanlara gönülden hizmet etmek, bayrak ve vatan sevgisi, Kur'ân, mukeddasât, cami, din ve Hazret-i Muhammed (s.a.v.) sevgisi olarak kendisini gösterir.
Haram lokmalar ise; Allah Teâlâ'ya ve insanlara karşı soğukluk, nefsin ve şeytanın işlerine karşı istek, başkasını umursamamak, her fırsatta kendi zevki ve keyfi için başkalarını yakabilecek ahlâksızlık tohumlarını besler, büyütür.
Bu sebeple mü'minlerin nerden kazandıklarını ve nereye harcadıklarını çok iyi tahlil ve takip etmesi gerekir.
Cenâb-ı Allah cümlemizi helâl lokma ile rızıklanan mü'minlerden etsin. Âmin


Gönül sahifesi

ÇOCUKLARINA HARAM LOKMA YEDiRMEYEN SAHABE

Sahabe Efendilerimiz'den, Ebu Derda Hazretleri (r.a.), bir ara sabah namazlarından sonra Efendimiz (s.a.v.) selam verir vermez, tesbihat ve dualardan sonra aceleyle mescitten çıkmaya başlar. Ebu Derda Hazretlerinin bu durumu, Efendimz'in (s.a.v.) dikkatlerini çeker. Bu hâl bir süre devam edince Resûlullah Efendimiz sorar:
- "Ey Ebû Derda! Sen mescide herkesten önce gelir, yine herkesten sonra çıkardın. Şimdi sana ne oldu?" Ebu Derda Efendimiz (r.a.):
- "Yâ Resûlallah! Malumunuz sıcak mevsimdeyiz, tam da hurmaların olgunlaşarak yere düştüğü mevsim. Komşumun avlusunda bulunan hurma ağçlarının dalları bizim evin avlusuna sarkmış durumda.
Sabaha kadar da bahçeye bir sürü hurma düşüyor. Çocuklarımın ben yokken erken kalkıp da bu hurmalardan yemesinden korkuyorum. Oysa ben çocuklarımın boğazından haram lokma girmemesi için gayret ediyorum. Zira bendeniz bu konuda çocuklarıma haram lokma yedirmeyeceğim diye Cenâb-ı Hakk'a söz verdim. Bu sebepten namazdan hemen sonra aceleyle eve gidiyorum.
Çocuklarım uyanıp bahçeye çıkmadan dökülen hurmaları toplayıp komşumun bahçesine bırakıyorum. Acele ile çıkışımın sebebi budur." diye cevap verdi.
Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:
- "Bir zaman gelir ki, insanlar yalnız malın, paranın gelmesini düşünür, helâlini ve haramını düşünmezler." (Buhâri) Hz Mevlânâ (k.s.) ve İmamı Gazâli Hazretleri (k.s.) bu hususta şöyle diyorlar:
- "Bir kimsenin kazancının helâlden mi haramdan mı olduğunu anlamak istiyorsanız, parasını nereye harcadığına bakınız. Ve lokmayı yedikten sonra neler yaptığına bakınız; insanlara hizmete ibadet ve taat mi yapıyor, yoksa Allah'ın razı olmadığı haram kıldığı günahlar mı işliyor?"
Bir müddet sonra kazancı haramdan olanlar, haramı da helâl saymaya başlarlar. Dostlar Allah muhafaza, dinimizi emredildiği gibi yaşamazsak bir süre sonra kendi yaşantımızı din
edinmeye başlarız.

AYET-İ KERİME
Ey Ademoğulları, her mescid yanında ziynetlerinizi takının. Yiyin, için ve israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez. A'raf 31 Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma. Çünkü saçıp-savuranlar, şeytanın kardeşleri olmuşlardır; şeytan ise Rabbine karşı nankördür. İsra 26-27

Hz. İnsan'dan insana sesleniş
HADiS-İ ŞERİF
"Birinizin elinden lokması yere düşecek olursa, üzerine bulaşan toz ve toprak gibi zararlı şeyleri gidererek onu yesin, şeytana bırakmasın." Müslim "Yiyip için, giyinin ve tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının!" Buhâri "İnsana israf olarak canının her istediğini yapması yeter, diye
bana çıkıştı." Muvatta

SORDUM ÖĞRENDİM
Dövme yaptırmak günah mıdır? Abdeste veya gusle engel midir?
Bu beden bize emanettir ve Allah bu vücudu bize reklam panosu yapalım diye vermemiştir. Bu sebeple kişi vücuduna ALLAH'ın ismini dahi yazdıramaz. Dövme dinimizce yasaklanmıştır.
Hatta lanetlenmiştir. Dövme deri üzerinde suyun alta ulaşmasına engel olacak bir tabaka oluşturmadığı için gusül ve abdeste engel değildir.
Vücudunda dövme bulunan bir kimse mümkünse, sağlığına zarar vermeyecek yöntemlerle onu ortadan kaldırmalıdır.
Bu mümkün olmazsa Allah'tan bağışlama dilemesi, yaptığına pişmanlık duyması gerekir. Yapıştırma yöntemi ile deri üstüne yapılan geçici 'dövme' ise suyun deriye ulaşmasına engel olacağından gusül ve abdeste engel olur

DUA: Efendimiz'in (s.a.v.) duası: "Bizi yediren, içiren ve bizi müslümünlardan eyleyen Allah'a hamd olsun

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler