Allah için sevmek
Rabbimizin en sevdiği amel Allah için sevmektir. Müminlerin birbirini sevmesi tercih değil, emirdir. Sevmek bir ibadettir
Giriş Tarihi:
Allah'ı Rab, İslâm'ı din ve Hz.Muhammed'i peygamber olarak kabul eden müminler birbirlerinin kardeşi ve dostudurlar. Bu kardeşliği kuran ve bu dostluğu açıklayan yaratıcımız olan Yüce Allah'tır.
Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur: "Ancak ve ancak müminler kardeştirler. Mümin kardeşleriniz arasında bir ihtilâf olursa onu giderip aralarını düzeltin. Allah'ın İman kardeşliği ile ilgili emirleri ve yasaklarına aykırı gitmekten sakının.
Umulur ki merhamet olunursunuz." "Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar." (Hucurat 10;Tevbe 71) Gerçekten, Allah'a inanan, O'nun insanlar için seçtiği ve razı olduğu İslâm'ı, hayat düzeni olarak kabul eden ve Hz.
Muhammed'i de izinden gidilecek biricik 'Hayat önderi' olarak tanıyan fertler için kardeş ve dost olmak, temel görevlerimizdir.
Zira bu mukaddes kardeşlik ve ilâhî dostluk, hayata aynı zaviyeden baktıran, aynı kıymet hükümlerini kullandıran; ibadetlerden - kılık kıyafete, üretimden - tüketime, ticaretten - eğitime kadar aynı prensipleri yaşatan ve aynı gayeyi paylaştıran îman birliğimizin zarurî sonucudur.
Aramızdaki dinî kardeşliğin bizlere yüklediği ilk büyük görev karşılıklı sevgidir.
SEVGİ İBADETİ
Sevgi imanı takib eden kudsî bir görevdir.
İbadetlerin en faziletlisidir.
Sevgiyi kullanırken çokça dikkat edilmesi gerekir. Çünkü sevgi ancak Allah'a, Peygamberimize ve erdemli Müslümanlara yönlendirilmesi gereken pek yüce bir hayat sermayesidir. Allah, en çok kendisinin sevilmesini emretmiştir.
Peygamberimiz de gerçekten iman etmiş olmak için kendisinin ana-babadan, çocuklardan ve diğer insanlardan daha çok sevilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Allah ve Peygamber sevgisinden kaynaklanan sevginin dinimizdeki önemi ve değerini bildirmek için Peygamberimizin açıklık getiren hadîslerini sahabî Ebu Zer şöyle anlatıyor:
Allah'ın Elçisi Peygamberimiz çevresindeki müminlere sordular:
- Allah'ın en çok sevdiği ameller, hangileridir biliyor musunuz?
Yönelttiği bu soruya bir mümin tarafından 'Namaz ve zekâttır', diğer bir mümin tarafından da 'Cihaddır' cevabı verilince Peygamberimiz şöyle buyurdular: "Allah'ın en çok sevdiği ameller, Allah için sevmek ve Allah için nefret duymaktır."
Müminleri sevmenin böylesine yüce, böylesine mükâfatlı olmasının sebebi, kuşkusuz müminlerin Allah katındaki üstün değerinden ötürüdür. Sevilmesi vacip görevimiz olan müminin Allah katındaki kıymetini açıklamak için Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır. "Mümin Allah'ın sevgilisidir." "Mümin Allah katında yakınlık sırrına ermiş meleklerden daha üstündür." "Mümin Kâbe'den daha çok hürmete lâyıktır." Önemine değinilen sevgi ise insan hayatına renk veren, ışık saçan ve huzur yağdıran bir kıymettir. Bütün ahlâkî değerlerin, insanî faziletlerin kaynağıdır.
İnançsızlara ve toplum mütecavizlerine karşı israf edilmemesi gereken mânevî varlığımızdır.
İnsanı sevgiye yetenekli ve ihtiyaçlı yaratan Allah, sevgiyi iman kaynağına doldurmuş, emirleri ve yasaklarından oluşan güzel amelleri de ona kanal yapmıştır.
Allah'a, inanmadan sürekli kılınabilecek çıkarsız ve gösterişsiz gerçek sevgiye ulaşmak, yürekten sevmek ve sevilmek mümkün değildir.
Rabbimiz bu hakikati şöyle açıklıyor: "Rahmeti bütün canlıları kuşatan Allah, îman eden ve güzel ameller yapanlar için kalplerde sevgi yaratacaktır."
CENNET MÜJDESİ
Gerçek odur ki imansız sevgiye ulaşılamaz ve sevgisiz de iman olgunlaşamaz. Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır. "Ancak Allah için seven, Allah için nefret duyan, Allah için veren ve sıkılık yapan kişi imanını olgunlaştırmıştır."
Aziz Okuyucu! İman ve güzel amellerle sağlanan ve ibâdetlerin en faziletlisi olduğu açıklanan sevgi, bazen şefkat, bazen adalet, bazen saygı, bazen aracılık, bazen ziyaret, bazen af, bazen sabır ve bazen da fedakârlık şeklinde açığa vurulur.
Birbirimizi sevmek kişisel bir tercih değildir. O, Rabbimizin emridir.
Bunun için de ibâdettir.
Bütün ibadetlere mükâfat verileceği gibi hiç şüphesiz Allah için sevgiye de Cennet armağanları verilecektir.
Sevgiyi anlamlandıran ve yücelten de budur.
Yazımızı Sahabî Ebû Hüreyre'nin aktarımı ile bitirelim:
Müminlerden bir toplulukla birlikte Hz.
Peygamberle beraberdim. O, Cenneti vasfederken bize şöyle buyurdu:
-Cennette, yakuttan sütunlar üzerinde kurulmuş olup, parlak yıldızlar gibi ışıklar saçan, kapılan sahiplerine açılmış zebercedden özel daireler vardır. (Dinlemekte olan) müminler büyük bir ilgi ile sordular :
-Ya Resûlellah! Bu dairelere kimler yerleşecek?
-Allah için birbirleriyle sevişenler, Allah için birleşerek bir arada oturanlar ve Allah için birbirlerini ziyaret edenler yerleşecek.
SEVGi iLiMLE SAĞLANMAZ
Sevginin ulaşamayacağı gönül, çözemeyeceği problem ve varamayacağı yücelik yoktur.
Sevgi ilimle sağlanamaz, fabrikalarda üretilemez bir hakikattir.
Edebiyat sevgiyi ancak tasvir eder. Tarih, fizik, kimya gibi ilimlerin ise sevgi gibi bir konusu bile yoktur.
PEYGAMBER ÖĞÜTLERİ
Barışı içeren selamlaşın
Hediyeleşin
Birbirimizin elindekilerine göz dikmeyin
Nefsimiz için sevdiklerimizi mümin kardeşleriniz için de sevin
Sevdiklerimize sevdiğinizi bildirin
Allah için sevişenlere verilecek mükâfatı öğrenin ve hatırlayın. Bunu sevgiyi oluşturma vesileleri olarak görün.
Kıskançlık imandandır
Konutların kurulacağı alanların seçimi ile alâkalı İslâmi yaklaşımdan söz edebilir miyiz?
Meskenlerimizin seçiminde esas alacağımız mânevi değerler vardır. Meselâ, imanlı, ibadetli ve erdemli kulların daha çok olduğu semtler tercih edilmelidir. Konutların camilere yakın olup kabristanlara uzak olmaması da gözetilmesi gereken özelliklerdir.
Çünkü ibadetli kullar ilâhi rahmeti çeker, camiler cemaat namazlarına devam, tanışma ve yardımlaşma imkânı sağlar; yollar üzerindeki kabristanlar da ölümü hatırlamamıza sebep olur. Bütün bunlar da hem dünya hem de Ahiret saadetimize yardımcı olur.
Cinsel kıskançlık caiz midir ?
Cinsel kıskançlık imandan kaynaklanan bir erdemdir. Yüce Peygamberimiz de kendisini kıskanç olarak vasıflandırmaktadır.
Kişi karısını, kızını, annesini, kız kardeşlerini vs. yabancılardan kıskanır. Onları şehvetli nazarlardan ve ilişkilerden korumak ister.
Müslüman kadın da kocasını kıskanır, kıskanmalıdır.
Ancak kıskançlık meşru sınırlar içinde kalmalıdır. Kıskançlık sebebi ile; "Eşin akrabası ile görüşmesine mani olmak, hacca gitmesini engellemek.
Boşadığı kadının evlilik yapmasına karşı çıkmak.
Israrla boşanmak isteyen karısını boşamamak.
Hiçbir delil yok iken şüpheye düşmek ve taciz etmek" gibi hatalara düşülmemelidir.
Bunlar ise Allah'ın sevmediği ve haram olan kıskançlıklardır.
Uzunca ayrılık nikahı tazeleme gerektirir mi ?
Ayrılık sebebiyle uzunca bir süre ilişkiye girilmemesi nikahın yenilenmesini gerektirmez. Bir diğer anlatımla boşanma olmaksızın eşlerin birbirilerini kasıtla ihmal etmesi, haram olmak ve kişiyi günahkâr kılmakla birlikte nikahı düşürmez.
Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurur: "Ancak ve ancak müminler kardeştirler. Mümin kardeşleriniz arasında bir ihtilâf olursa onu giderip aralarını düzeltin. Allah'ın İman kardeşliği ile ilgili emirleri ve yasaklarına aykırı gitmekten sakının.
Umulur ki merhamet olunursunuz." "Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirlerinin dostudurlar." (Hucurat 10;Tevbe 71) Gerçekten, Allah'a inanan, O'nun insanlar için seçtiği ve razı olduğu İslâm'ı, hayat düzeni olarak kabul eden ve Hz.
Muhammed'i de izinden gidilecek biricik 'Hayat önderi' olarak tanıyan fertler için kardeş ve dost olmak, temel görevlerimizdir.
Zira bu mukaddes kardeşlik ve ilâhî dostluk, hayata aynı zaviyeden baktıran, aynı kıymet hükümlerini kullandıran; ibadetlerden - kılık kıyafete, üretimden - tüketime, ticaretten - eğitime kadar aynı prensipleri yaşatan ve aynı gayeyi paylaştıran îman birliğimizin zarurî sonucudur.
Aramızdaki dinî kardeşliğin bizlere yüklediği ilk büyük görev karşılıklı sevgidir.
SEVGİ İBADETİ
Sevgi imanı takib eden kudsî bir görevdir.
İbadetlerin en faziletlisidir.
Sevgiyi kullanırken çokça dikkat edilmesi gerekir. Çünkü sevgi ancak Allah'a, Peygamberimize ve erdemli Müslümanlara yönlendirilmesi gereken pek yüce bir hayat sermayesidir. Allah, en çok kendisinin sevilmesini emretmiştir.
Peygamberimiz de gerçekten iman etmiş olmak için kendisinin ana-babadan, çocuklardan ve diğer insanlardan daha çok sevilmesi gerektiğini bildirmiştir.
Allah ve Peygamber sevgisinden kaynaklanan sevginin dinimizdeki önemi ve değerini bildirmek için Peygamberimizin açıklık getiren hadîslerini sahabî Ebu Zer şöyle anlatıyor:
Allah'ın Elçisi Peygamberimiz çevresindeki müminlere sordular:
- Allah'ın en çok sevdiği ameller, hangileridir biliyor musunuz?
Yönelttiği bu soruya bir mümin tarafından 'Namaz ve zekâttır', diğer bir mümin tarafından da 'Cihaddır' cevabı verilince Peygamberimiz şöyle buyurdular: "Allah'ın en çok sevdiği ameller, Allah için sevmek ve Allah için nefret duymaktır."
Müminleri sevmenin böylesine yüce, böylesine mükâfatlı olmasının sebebi, kuşkusuz müminlerin Allah katındaki üstün değerinden ötürüdür. Sevilmesi vacip görevimiz olan müminin Allah katındaki kıymetini açıklamak için Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır. "Mümin Allah'ın sevgilisidir." "Mümin Allah katında yakınlık sırrına ermiş meleklerden daha üstündür." "Mümin Kâbe'den daha çok hürmete lâyıktır." Önemine değinilen sevgi ise insan hayatına renk veren, ışık saçan ve huzur yağdıran bir kıymettir. Bütün ahlâkî değerlerin, insanî faziletlerin kaynağıdır.
İnançsızlara ve toplum mütecavizlerine karşı israf edilmemesi gereken mânevî varlığımızdır.
İnsanı sevgiye yetenekli ve ihtiyaçlı yaratan Allah, sevgiyi iman kaynağına doldurmuş, emirleri ve yasaklarından oluşan güzel amelleri de ona kanal yapmıştır.
Allah'a, inanmadan sürekli kılınabilecek çıkarsız ve gösterişsiz gerçek sevgiye ulaşmak, yürekten sevmek ve sevilmek mümkün değildir.
Rabbimiz bu hakikati şöyle açıklıyor: "Rahmeti bütün canlıları kuşatan Allah, îman eden ve güzel ameller yapanlar için kalplerde sevgi yaratacaktır."
CENNET MÜJDESİ
Gerçek odur ki imansız sevgiye ulaşılamaz ve sevgisiz de iman olgunlaşamaz. Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır. "Ancak Allah için seven, Allah için nefret duyan, Allah için veren ve sıkılık yapan kişi imanını olgunlaştırmıştır."
Aziz Okuyucu! İman ve güzel amellerle sağlanan ve ibâdetlerin en faziletlisi olduğu açıklanan sevgi, bazen şefkat, bazen adalet, bazen saygı, bazen aracılık, bazen ziyaret, bazen af, bazen sabır ve bazen da fedakârlık şeklinde açığa vurulur.
Birbirimizi sevmek kişisel bir tercih değildir. O, Rabbimizin emridir.
Bunun için de ibâdettir.
Bütün ibadetlere mükâfat verileceği gibi hiç şüphesiz Allah için sevgiye de Cennet armağanları verilecektir.
Sevgiyi anlamlandıran ve yücelten de budur.
Yazımızı Sahabî Ebû Hüreyre'nin aktarımı ile bitirelim:
Müminlerden bir toplulukla birlikte Hz.
Peygamberle beraberdim. O, Cenneti vasfederken bize şöyle buyurdu:
-Cennette, yakuttan sütunlar üzerinde kurulmuş olup, parlak yıldızlar gibi ışıklar saçan, kapılan sahiplerine açılmış zebercedden özel daireler vardır. (Dinlemekte olan) müminler büyük bir ilgi ile sordular :
-Ya Resûlellah! Bu dairelere kimler yerleşecek?
-Allah için birbirleriyle sevişenler, Allah için birleşerek bir arada oturanlar ve Allah için birbirlerini ziyaret edenler yerleşecek.
SEVGi iLiMLE SAĞLANMAZ
Sevginin ulaşamayacağı gönül, çözemeyeceği problem ve varamayacağı yücelik yoktur.
Sevgi ilimle sağlanamaz, fabrikalarda üretilemez bir hakikattir.
Edebiyat sevgiyi ancak tasvir eder. Tarih, fizik, kimya gibi ilimlerin ise sevgi gibi bir konusu bile yoktur.
PEYGAMBER ÖĞÜTLERİ
Barışı içeren selamlaşın
Hediyeleşin
Birbirimizin elindekilerine göz dikmeyin
Nefsimiz için sevdiklerimizi mümin kardeşleriniz için de sevin
Sevdiklerimize sevdiğinizi bildirin
Allah için sevişenlere verilecek mükâfatı öğrenin ve hatırlayın. Bunu sevgiyi oluşturma vesileleri olarak görün.Kıskançlık imandandır
Konutların kurulacağı alanların seçimi ile alâkalı İslâmi yaklaşımdan söz edebilir miyiz?Meskenlerimizin seçiminde esas alacağımız mânevi değerler vardır. Meselâ, imanlı, ibadetli ve erdemli kulların daha çok olduğu semtler tercih edilmelidir. Konutların camilere yakın olup kabristanlara uzak olmaması da gözetilmesi gereken özelliklerdir.
Çünkü ibadetli kullar ilâhi rahmeti çeker, camiler cemaat namazlarına devam, tanışma ve yardımlaşma imkânı sağlar; yollar üzerindeki kabristanlar da ölümü hatırlamamıza sebep olur. Bütün bunlar da hem dünya hem de Ahiret saadetimize yardımcı olur.
Cinsel kıskançlık caiz midir ?Cinsel kıskançlık imandan kaynaklanan bir erdemdir. Yüce Peygamberimiz de kendisini kıskanç olarak vasıflandırmaktadır.
Kişi karısını, kızını, annesini, kız kardeşlerini vs. yabancılardan kıskanır. Onları şehvetli nazarlardan ve ilişkilerden korumak ister.
Müslüman kadın da kocasını kıskanır, kıskanmalıdır.
Ancak kıskançlık meşru sınırlar içinde kalmalıdır. Kıskançlık sebebi ile; "Eşin akrabası ile görüşmesine mani olmak, hacca gitmesini engellemek.
Boşadığı kadının evlilik yapmasına karşı çıkmak.
Israrla boşanmak isteyen karısını boşamamak.
Hiçbir delil yok iken şüpheye düşmek ve taciz etmek" gibi hatalara düşülmemelidir.
Bunlar ise Allah'ın sevmediği ve haram olan kıskançlıklardır.
Uzunca ayrılık nikahı tazeleme gerektirir mi ?Ayrılık sebebiyle uzunca bir süre ilişkiye girilmemesi nikahın yenilenmesini gerektirmez. Bir diğer anlatımla boşanma olmaksızın eşlerin birbirilerini kasıtla ihmal etmesi, haram olmak ve kişiyi günahkâr kılmakla birlikte nikahı düşürmez.