Ramazan'ın güzellikleri

11 ayın sultanı içinde sayılmayacak kadar çok güzellikler barındırmaktadır. Bu ayda sevaplar artar, af çoğalır. Müminler ibadetlerine dört elle sarılır ve bol bol yardımlaşır

ALİ RIZA DEMİRCAN ALİ RIZA DEMİRCAN
Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Ramazan'ın güzellikleri
Ramazan ayının bir özelliği genelde yardımlaşma, özelde ise fitre ayı olmasıdır.
Dîni ölçüye göre zengin olanlar Kur'ân'ın ve Peygamberimizin pekiştirici emri gereği fitre vermekle yükümlüdür.
Dinimizin rûhunu yansıtıcı katıldığımız görüşlere göre temel ihtiyaçları yanı sıra bayram günü ve gecesi gereksinimlerini karşılayabilecek kişi de, fitre vermekle mükelleftir. Bu kişi, fitre alabileceği gibi fitre de verebilir. Dînimiz zekâtla zenginleri, fitre ile de zenginler yanı sıra fakirleri de verici konumuna yükseltir.
Bir toplumun gerçek mutluluğu da ancak bütün fertlerinin güçleri ölçüsünde verici konumuna gelmeleri ile mümkündür.
Bunun içindir ki Kur'ân'da Rabbimiz darlık içinde iken verebilenleri överken, Peygamberimiz de "en makbul yardımın ihtiyaç duyulurken yapılabilen" olduğunu duyurmuştur.
Ramazan bayramının birinci günü görevleşirse de fitre, Ramazan ayına özgü ibadettir.

İBADETE SOYUNMAK GEREK
Ramazan itikâf ayıdır. İtikâf, merkezi camilerden birinde on gün süreyle bütün dünyevî meşgûliyetlerden soyutlayarak Allah'a yöneltmektir; tövbe, namaz, zikir, Kur'ân okuma ve tefekkürle rûhen arınmaya ve yücelmeye çalışmaktır.
Sürekli vahiy alan ve Allah ile kalbî beraberlik içinde olan Peygamber efendimiz her yıl Ramazan ayının son on (10) gününde Medîne Mescidi'nde geceleriyle birlikte on gün itikâfa girerdi. Kur'ân ve Sünnet'le yönlendirilen bir ibâdet olduğu için İ'tikâf bizim için de Ramazan ayında öğütlenen bir görev olmuştur.
Hayatın ardı arkası kesilmez problemleri içinde ezilen, bunalan ve yıllık seyahatlerle çözüm üretmeye çalışan insanlar olarak bizler, -unutulan değerlerimiz arasında olanİ'tikâf ibadetine gerçekten muhtacız.

BOL SEVAP VAR
İslâm' a uygun olan ve Allah'ın rızası amaçlanan iradeli sözlerimiz, davranışlarımız, işlerimiz ve ilişkilerimize asgari on birim sevap verileceğini Rabbimiz Kur'ân'da müjdelemektedir.
Peygamberimiz de Ramazan ayında yaptığımız güzel amellerimize en az yetmiş kat mükâfat verileceğini açıklamaktadır.
Alacağımız sevaplar katlanacağı içindir ki Ramazan ayı, İslâm tarihi boyunca hayırların çoğaltıldığı ve günahların azaltıldığı ay olmuştur.

BAĞIŞLANMA AYIDIR
Ramazan ayının bağışlanma özelliğini ise Peygamberimizin sunacağımız hadislerinden öğreniyoruz.
Sevgili Peygamberimiz, "Ramazan'ın son gecesinde ümmetimin günahları bağışlanır." buyurunca O'na îman edenler sordular:
- Ya Resûlellah! Sözünü ettiğiniz bağışlanma gecesi Kadir Gecesi değil midir?
- Hayır; Kadir gecesi ayrı bir rahmet gecesidir.
Biliyorsunuz işçi işini bitirdiği zaman, ücretini tam olarak alır. Bu da öyle.
Mü'min Ramazan'da yaptığı ibâdetlerin mükâfatını Ramazan'ın son gecesinde alır. Bu arada günahları da bağışlanır.

PEYGAMBER DİLİYLE RAMAZAN
Sevgili okurlarımız! Açıklamaya çalıştığımız Ramazan ayının yüce ve yüceltici bereketlerini şimdi de Peygamberimizin özlü anlatımından aktaralım Hz. Selman (R.) anlatıyor. Şa'ban ayının son günü Allah'ın Resûlü Hz.Muhammed bize şöyle hitap buyurdu:
- Ey insanlar! Büyük ve bereketli bir ay gölgesini üzerinize saldı. Bu ayda bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Allah bu ayın orucunu farz kıldı. Gecelerini ibâdetle (değerlendirmeyi de) öğütledi. Allah'ın sevgisine ermek için kim bu ayda bir hayır yaparsa Ramazanın dışında yetmiş hayır yapan kişi gibi sevap kazanır. Kim de bu ayda bir farz yaparsa bu ayın dışında yetmiş farz yapan kişi gibi sevap alır.
Bu ay sabır ayıdır. Sabrın mükâfatı ise Cennet'tir. Bu ay Mü'minlerin rızıklarının artırılacağı aydır.
Kim bu ayda bir oruçluya iftar verirse bu onun günahlarının bağışlanmasına ve nefsinin Cehennem'den kurtulmasına sebep olur. Ayrıca oruçlunun sevabından bir kısmı eskitilmeksizin ona oruçlunun mükâfatı gibi mükâfat verilir. (Allah'ın Resûlü'nün öğütlerinin bu bölümde sahâbîler) sordular:
- İyi ama ya Resûlellah! Her birimiz oruçluyu iftar ettirecek yiyeceği bulamamaktadır.
- Allah bu sevabı, oruçluyu bir hurma, bir yudum su ile veya su katılmış süt ile iftar ettirene de verir.
Bu ay, önü rahmet, ortası bağışlanma ve sonu da Cehennem'den kurtuluş olan bir aydır. Bu ayda dört ameli çok çok yapınız.
Bunlardan ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz.
İkisini yapmaya ise daima muhtaçsınız.
Rabbinizi hoşnut edeceğiniz iki amel Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehâdet etmeniz ve O'ndan affınızı dilemenizdir. Yapmaya muhtaç olduğunuz iki amel ise Allah'tan Cenneti istemeniz ve Cehennem ateşinden O'na sığınmanızdır.

ORUÇ, CENNET'E GÖTÜRÜR

1- Orucu diğer ibâdetlerden ayıran özellikler nedir?
Oruç, bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah'ın buyruğudur. Bir ay sürelidir. Uzun süreli olduğu için gösterişe kapılmaksızın Allah'ın rızası amaçlanarak yapılabilecek ibâdettir. Bütün organlara tutturulursa Allah'a yaklaştırır.
Günahlardan korur ve onları bağışlatır. Duâların kabulüne aracıdır. İradeyi terbiye eder. Bütün ahlâkî güzelliklerin temeli olan sabra alıştırır. Sosyal adalet duygularını pekiştirir.
Vücudu bakıma aldırır; sindirim, sinir, dolaşım sistemimiz ve organlarımız için şifa bahşedicidir. Sahip olduğumuz nimetlerin değerini kavratır.
Bütün bu ve benzeri özellikleri sebebiyle Cehennem'den uzaklaştırıp Cennet'le taçlandıracak ibâdettir.
2- Kimler oruç tutamaz? Oruç tutamama engeli olan (şeker hastaları, hamileler, emziren hanımlar, vb) yetişkinler bu ibâdeti yerine getirmiş olmak için ne yapmalıdırlar? a- Hastalar, yolcular, hâmileliğin ileri safhasında olanlar, ihtiyarlar, nafakalarını temin etmek için çok ağır işlerde çalışanlar oruç tutmayabilirler. Fakat onlar daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. b- Orucu emreden Rabbimiz kolaylığı dilediği için oruç tutmaları sebebiyle sağlıklarını yitirebilecek sürekli veya ağır hastalar oruç tutmamalı, uzmanların önerilerini dikkate almalıdırlar. Onlar, maddî durumları yeterli ise tutamadıkları oruçların her bir günü için bir fitre miktarı fidye/sadaka vermelidirler. Onlar, istedikleri halde oruç tutamadıkları için oruç tutmuş gibi de sevap kazanırlar.
3- Teravih namazının hakkında bilgi verir misiniz?
Peygamberimiz Ramazan gecelerinde normalden daha çok ibâdet eder ve kesin emir vermeksizin çokça ibâdet edilmesini de isterdi. Teşvik etmekle birlikte Müminlere ağır gelir endişesi ile teravih namazını sadece birkaç gece kıldırdı. Teravihi sekiz rek'at olarak kılmak sünnettir. Yirmi rek'at olarak kılınması ise güzel bulunmuş ve böylece uygulanmıştır.

4- İftarda ve Sahurda yapılması gereken belli başlı sünnetler nelerdir? a) Mükâfatının Allah'tan Cennet olarak alınacağı ümidiyle iftar saatini beklemek, Allah'ın sevdiği bir amel olduğu inancıyla iftarı geciktirmeksizin yapmak, orucu besmele ve duâ okuyup, hurma veya su ile açmak, iftara ilişkin başlıca sünnetlerdir. b) Peygamberimiz "Sahûr yapınız. Sahûrda bereket vardır." buyurduğu ve sahûrun Müslümanların ayırıcı nişanları olacağını duyurduğu için mutlaka sahûra kalkmak, sahûru imsak vaktine kadar erteleyerek yapmak da sahûrla ilgili sünnetlerdir.

İSLAM DİNİ HAKKINDA BİLMEK İSTEDİĞİNİZ HER ŞEYİ, aliriza.demircan@takvim.com.tr adresine gönderin. Ali Rıza Hoca cevaplasın.








Günün Manşetleri

Tüm Manşetler