İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak

ALİ RIZA DEMİRCAN ALİ RIZA DEMİRCAN
Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak
Hakk'a ve halka yönelik hayat düsturlarını ihtiva eden İslâm Dini'nin halka dönük esaslarının özü, güzel ahlâktır.
Güzel ahlâkın mü'mine yüklediği ana görev de ince rûhlu olmaktır. İnce ruhla olmak nedir?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-1 Yaratandan ötürü yaratılana saygı duymak mıdır?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-2 Acımak mıdır?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-3 Muhatabı mahcubiyetten kurtarmak mıdır?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-4 İstemeden vermek midir?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-5 Güleç bir yüzle ve tatlı bir çift sözle gönül almaya çalışmak mıdır?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-6 Hediyeleşmek midir?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-7 Açığa vurulma şekline bakmaksızın insanları iç duygularına göre değerlendirmek midir?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-8 Düşmanların tecavüz eylemlerine karşı ahlâkîliği elden bırakmaksızın gerekeni yapmak mıdır?
İnce ruhlu Peygamberimiz'e zarif ümmet olmak-9 Vermeyene vermek, gelmeyene gitmek, intikama muktedirken bağışlamak mıdır?
Evet, nedir ince rûhluluk?
Hiç şüphesiz ince rûhluluk bunlardan yalnız biri değildir. Bunların ve benzerlerinin bütünüdür. Bu bütünün oluşturduğu rûhi yüceliktir. İnce rûhluluk, Allah'a (C.C.) imanın, bütün sözlerimiz, davranışlarımız ve işlerimizden ötürü O'nun huzurunda muhakeme olunarak mükâfat veya ceza göreceğimize inancın gereğidir.
İnce rûhluluk, Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.)'in sözleri ve fiillerine bağlılığın tabiî sonucudur.
Allah'ın Resulû Hz. Muhammed (S.A.) pek çok hadisleriyle ince rûhluluğa yöneltmiştir. Ancak o yöneltmekle yetinmemiştir. Yaşayarak örnekler vermiştir. Çünkü, o, Yaradanımızın açıklamasına göre "Büyük bir ahlâk çizgisi" üzerinde yaşamıştır. (1)
Onun mübarek hayatından ince rûhluluğu yansıtan fiilî örnekleri tablolaştırarak gönül duvarlarımıza asmaya çalışacağız. * Sağında genç bir delikanlı, solunda yaşlı sahabîler bulunduğu bir sırada Allah'ın Resûlü'ne meşrubat ikram olundu.
Hz. Peygamber içti. (Kendisine sunulandan huzurunda bulunanlara ikram etmek itiyatında olan Hz. Peygamber, sağındaki gencin gönlünü alarak, ikrama solundaki yaşlılardan başlamayı arzu buyurunca) genç delikanlıya dönerek şöyle buyurdu:
- Senden önce bu yaşlı amcalarına ikram etmeme müsaade eder misin? (Bu irfanlı) genç de şöyle deyiverdi:
- Hayır (Ya Resûlallah!) Allah'a yemin ederim ki, tarafınızdan sunulacak hissem için hiçbir kimseyi nefsime tercih edemem. Bu cevabı vermesinden ötürü) Allah'ın Resûlü bu genci eli ile tutup muhabbetle) sarstı. (2) Huzurunda saygı ile duran bir genç sahâbiden müsâade istemek hassasiyeti...
İşte budur ince rûhluluk. O'na inanmak ve O'nu izlemek elbet ince rûhlu olmayı gerektirir.
***

**
Mekke'nin fethi günüydü. Hz. Ebu Bekir henüz Müslüman olmamış, babası Ebu Kuhafe'yi kucaklayarak Hz. Peygamber'in huzuruna getirdi.
Saçı-sakalı bembeyaz olmuş bu pir-i fâniyi huzurunda görünce duygulanan Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:
- Ya Eba Bekir! İhtiyara zahmet vermeseydin, biz onun ayağına giderdik. (3) Oğul sahâbinin gönlünü almak, Yaratan'dan ötürü henüz müslüman olmamış müşrik bir yaşlıya derin bir ilgi duymak ve ayağına gitmeyi içten arzulamak... İşte ince rûhluluk budur. Ona iman ve bağlılık, elbet ince rûhlu olmayı gerektirir.
***

***
Yahûdiler, Allah'ın Resûlü'ne geldiler ve ("Esselâmü Aleyke" yerine telâffuz taktiği ile) "Essâmü Aleyke" yani, helâk olasın diyerek sözde selâm verdiler.
Onların sözünü işiten Hz. Âişe: "Essâmü Aleyküm; siz helak olasınız. Allah'ın lâneti de gadabı da üzerinize olsun" diyerek kükredi.
Allah'ın Resûlü, Hz. Âişe'ye şöyle buyurdu:
- Sakin ol ya Âişe! Ölçülü ol. Şiddetten ve sevimsiz sözlerden sakın.
- Ya Resûlallah, söylediklerini duymadın mı?
- Sen de benim söylediğimi duymadın mı? "Ve Aleyküm", söyledikleriniz sizin de üzerinize olsun diyerek bedduâlarına karşılık verdim ettim ya!" (4) Tecavüz eylemlerine karşı bile adâleti gözetmek ve dil zerafetini korumak. İşte ince rûhluluk budur.
***

****
Mü'min kadınlardan biri sevgili Peygamberimiz'e gelerek şöyle der:
- Ya Resûlallah! (Savaşa çıktığımız zaman ben sizin için adakta bulundum; sağ salim ve ganimet almış olarak dönerseniz) huzurunuzda def çalmayı adadım. Şimdi ben ne yapayım?
Allah'ın peygamberi ona şöyle buyurdu:
- Adağını yerine getir.
Bir kadın tarafından huzurunda def çalınması gibi düzeysiz olarak değerlendirilip geçiştirilebilecek olan bir arzuyu, sahibini mutlu etmek için onaylamak ve uygulatmak hassasiyeti...
İşte ince rûhluluk budur.
Sözün özü odur ki, dünya ve âhiret saâdetine ermek için Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed'e itâat etmekle mükellef olan mü'min, bu itâatin gereği olarak ince rûhlu zarif bir olmak mecburiyetindedir.
Yazımızı, konumuzu özetleyen bir hadisle bitiriyorum. Allah'ın Resûlü şöyle buyurur: "Size Cehennemlikleri tanıtayım mı?
Her kaba, hayır yoksunu ve insanları küçümser kişi Cehennemliktir." (6) (1)
Kalem 4 (2) Muhtasar S.Müslim No.1291 (3) M.Zevaid 6/174 (4) M.S.Müslim Hn.1433 (5) M.Mesabîh Hn.3438 (6) M.S.Müslim Hn.1971

* * *
PEYGAMBERiMiZ'iN ARAFAT DUASI
İbn-i Abbas'ın anlatımına gore Sevgili Peygamberimiz Veda haclarında Arafat Vakfesi sırasında Rabbine şöylece de duâ etti:
Allâhım! Sözümü işitiyor, yerimi görüyor, gizlimi ve açığımı da biliyorsun.
Hiçbir işim sana gizli kalmaz Rabbim!
Allâhım! Ben çaresizim, muhtacım, ürperiyorum, korkuyorum. Günahlarımı itiraf ediyor, aman diliyor ve yardım istiyorum. Bir yoksulun istediği gibi senden istiyorum. Günahlarını dile getiren bir zavallı nasıl yakarıyorsa ben de öyle yalvarıyorum. Huzurunda boynunu bükmüş, gözleri Senin için yaşla dolmuş, varlığından geçip secdelere kapanmış mağdur bir kul sana nasıl duâ ediyorsa ben de öyle duâ ediyorum.
Allâh'ım! Ey istenenlerin en hayırlısı, ey verenlerin en cömerdi olan Allâh'ım!
Bana merhamet et. Beni sana yönelişten yoksul kılma; duâlarımın kabulünden yoksun bırakma. (Mecmeüz-Zevâid 3/252)
MÜSLÜMAN KÂBE'DEN DAHA ÇOK SAYGIDEĞERDİR
Abdullah b. Ömer anlatıyor:
Allâh'ın Resûlü Peygamberimiz (S.A.V.) Kâbe'yi tavâf ederken, şöyle derken görüp işittim.
- Ey Kâbe! Sen pek güzelsin, kokun da pek hoştur. Yüceliğin, saygınlığın, dokunulmazlığın da erişilmezdir. Ancak hayatımı tasarrufu altında bulunduran Allâh'a yemin ederim ki müminin canının, malının ve saygı duymamız gereken şahsiyetinin yüceliği, saygınlığı ve dokunulmazlığı seninkinden çok daha büyüktür.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler