Nereden çıktı hayat tarzı haberleri?

Cuma günkü yazıda 2019'a giderken CHP'nin parti politikası ve kimliği belirlemek noktalarında farklı alternatiflerini tartışmış ve CHP'nin önünde Kemalist çizgiye geri dönmek, radikalsol bir pozisyona savrulmak ve merkeze yaklaşmak seçenekleri olduğunu kaydetmiştik. Sonuçta şu an için CHP'nin bu üç alternatif arasında yalpaladığını ve bir seçim yapamadığını kaydetmiştik.
2019 seçimleri ve CHP'den bahsederken aslında tek başına bir siyasi partiden bahsetmediğimiz gerçeğini de bir kenara not etmek gerekiyor. 2019 seçimlerinin karakteri, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ortaya çıkan yüzde elli artı bir sınırı da göz önüne alındığında, 2019 söz konusu olduğunda CHP'nin tek başına bir aktör olmadığı Erdoğan karşıtı cephenin en önemli unsuru olarak var olduğunu unutmamalıyız. Dolayısı ile CHP'nin 2019'a giderken seçeceği kimlik ve politika tek başına CHP'nin seçimi olmayacak ancak Erdoğan karşıtı cephenin de stratejisi olacak.
Bunu not ettikten sonra son zamanlarda sayısı gözle görülür bir şekilde artan hayat tarzına müdahale, laiklik, irtica, cemaat ve tarikat temalı haberlere de bir bakmak gerekiyor.
Sadece son iki üç güne bakınca bile karşımıza oldukça fazla sayıda haber ve olay çıkıyor. Mezhepçi, terör destekçisi, sol bir gazete 90'ları andırır bir şekilde devlet içerisinde yapılanan cemaat ve tarikatların sözde envanterini veriyor.
Fazlasını söylemeye gerek yok; haber baştan sona hakikati yansıtmadığı gibi cemaat ve tarikat olguları hakkında da tam bir kara cehalet örneği. Sonra polisten yardım istediği fakat polisin yardım etmek bir yana yumrukladığı iddia edilen bir hanımefendiyi konu edinen bir haber var. Benzerleri gibi asparagas ve/veya manipülatif bir haber mi yoksa gerçeği yansıtıyor mu henüz bilmiyoruz.
Zaten meselemiz gerçek olup olmaması değil, bu tür haberlerin köpürtülerek bir hayat tarzı tehdidi meselesi haline getirilmesi. Yoksa Türkiye'de polisin bazı unsurlarının görevini yaparken hata yapmadığını kimse iddia etmiyor.
Haber doğru da olabilir, Cuma günü Kadıköy'de Cuma saatinde bir lokantadan yemek sipariş etmek istediği için hakaret ve darba maruz kaldığını iddia eden hanımefendinin durumunda olduğu gibi yalan da olabilir. Bahsi geçen olayda restoran sahibi de konuştu, yıllardır Cuma saatinde 20-30 dakika yemek servisi yapmadıklarını, bu durumu müşteriye çalışanlarının değil bizzat kendisinin ifade ettiğini, ancak alkollü olan müşterinin küfür edip rezalet çıkartmaya çalıştığını iddia etti. Ellerinde güvenlik kamerası görüntüleri ve ses kayıtları olduğunu, bunlarla savcılığa başvurup restoranlarını karalayan hanımefendi hakkında şikayetçi olduklarını söyledi.
Mahkeme süreci işleyecek ve bir sonuca varacak. Hakikat er geç ortaya çıkacak ama biz öğrenemeyeceğiz. Bu olay da medyanın aslını astarını araştırmadan, hakikat değerini tespit etmeden gündeme getirdiği olaylardan birisi olarak kalacak. Muhtemelen restoran sahibinin haklı olduğu, bu iddiayı sosyal medya hesabından yaydıktan sonra restoran sahibinin açıklamasını müteakip sosyal medya hesabını kapatan hanımefendinin yalan söylediği ortaya çıkacak. Tam tersi de çıksa biz yine öğrenemeyeceğiz çünkü bu haber zaten misyonunu tamamladı.
Hakikat değil ortaya çıkan imaj önemli.
Kentli, orta sınıf, memur Kemalist bireylere, onların üniversite öğrencisi ergen devrimci çocuklarına, emekli bürokratlara, Atatürkçü düşünce derneği mensuplarına, İzmir'in Kemalizm ve/veya ulusalcılık üzerinden taşra milliyetçiliği yapan kesimlerine çoktan gerekli mesaj ve korku verildi; irtica geliyor, hayat tarzımız tehlike altında, cumhuriyet kazanımları elden gidiyor.
Bu mesaj bahsi geçen kitleyi her ne olursa olsun CHP etrafında kenetliyor. Bu kenetlenme de CHP'nin üst yönetimine 2019'a giderken manevra kabiliyeti sağlıyor. Tabanı herhalükarda korku ile bloklaşan CHP'nin HDP ile kol kola da girebilme veya merkez sağa hitap edecek bir politika izlemek noktasında eli rahatlıyor.
CHP'nin kimlik sorununa ve medyada çıkan hayat tarzı haberlerine bir de böyle bakmakta fayda var.
  • ve ya