Ergün Diler

ERGÜN DİLER

Tarihi 26 Haziran 2012

Duvara karşı!

Silvan, Uludere, Dağlıca saldırıları, Oslo görüşmelerinin sızması, MİT krizi, barış planının sekteye uğraması, Fantom'un Akdeniz'de füzeyle düşürülmesi...
Bütün bunları düşünürken yarın yapılacak bir görüşme beni DERİN bir seyahate çıkardı...
PKK ile hemen hemen aynı yaştalardı...
1970'lerde İNGİLTERE'den kurtulmak için silaha sarıldılar. Sloganları "Kraliçe'ye ölüm"dü... Kraliçe ölmese de yakınları patlayan bombalarla can veriyordu. En sevdiği kuzeni Lord Mountbatten, 1979'da IRA'nın balıkçı teknesini havaya uçurmasıyla ölüyordu.
Prens Charles ise birkaç kez şans eseri kurtuluyordu. İngiltere ne yapsa baş edemiyordu. Çareyi şiddeti artırmakta görüyordu!
İngiliz ordusunun 14 göstericiyi öldürdüğü Londonderry'deki "KANLI PAZAR" nefret tohumlarını iyice yeşertmişti. IRA'nın içine her dereceden ADAM sokmalarına rağmen kan durmuyordu. Güneş Batmayan İmparatorluk, İrlanda Kurtuluş Ordusu ile başa çıkamıyordu...
Ama AKIL büyük servetti.
Makas değişti. Görüşmeler başladı. Silahların teslimi konusu çözüldü. KUTSAL CUMA'da barış geldi. Kanı durduranlardan biri Kanlı Pazar'da IRA'nın ikinci komutanıydı.
Kurşun sıkmıştı. Ama o da tek çarenin BARIŞ olduğunu görmüştü. O isim YARIN Kraliçe ile görüşecek olan İrlandalı Martin McGuiness'ti...
Kraliçe geçtiğimiz yıl savaşta ölen İrlandalılar'ı ÇELENK koyarak anmıştı! Bu yıl da el sıkışmak için gidiyor... Bütün nefreti ve dökülen kanı bir yana bırakarak...
Barış devletin çabasıyla gelmişti.
Kimse de bozamadı...
Ama bizde böyle olmadı...
PKK ile OSLO'da masaya oturur oturmaz görüşme kayıtları sızdı.
Uludere faciası yürekleri yakarken MİT krizi patlak verdi. Birileri devletin PKK'ya uzattığı BARIŞ elini kesmek istiyordu...
Derken; F4'ümüz Akdeniz'de füzeyle düşürüldü... Tesadüfe bakın ki o uçakların ilginç bir öyküsü vardı...
Dönemin Cumhurbaşkanı
Demirel'in İsrail gezisinden sonra görevinin bitmesine birkaç gün kalan Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi önemli bir anlaşmayı imzalıyordu!
Bu imzaya göre, Hava Kuvvetleri'nin envanterindeki 54 adet F-4 Fantom uçağı IAI, yani İsrail Uçak Sanayii tarafından modernize edilecekti!
Anlaşmanın tutarı 800 milyon dolardı. Uçak başına 15 milyon dolar para verilecekti. Bu daha önce görülmüş bir rakam değildi. Uçağın yenisini almak daha iyi bir yoldu! Ancak teamüllerin aksine koltuğundan kalkacak olan ÇÖ-
REKÇİ imzayı düşünmeden attı. Amerikalılar'ın bile şaşıp kaldığı bu imzadan sonra PARA her zaman olduğu gibi Tel Aviv'e akıyordu!
İngilizler sorunu kendi aralarında çözerken, bizdeki gizli bir el, Fantomlara'a düşünülen milli yazılımın önüne geçiyordu!
Gerekçede, "2025'te nasıl olsa bunlar uçmayacak..."
KRİPTO
yazan üç mühendis esrarengiz bir şekilde intihar ediyordu!
Türkiye'nin savaş teknolojisinde DIŞA BAĞIMLILIĞINI bitirecek olan Hüseyin Başbilen, Halim Ünsem Ünal ve Evrim Yançeken durdukları yerde canlarına kıyıyordu!
Bekaa'da bir eliyle ASALA'yı diğer eliyle PKK'yı büyüten güç Ankara'da ne olup bitse haber alıyordu!
MGK'dan Apo'ya "kaç mesajı" gönderecek kadar eli uzun olan bu gücü, Yeni Ankara biliyordu. "Ya bir yol bulacak, ya da bir yol yapacaktı..."
Ruslar'ın Kafkasya'daki ataklarından sonra tek şans kalmıştı... O da, İran, Irak ve Suudi Arabistan tarafından kıskaca alınan KATAR'dı...
Her türlü güvence verilip bölgenin enerji deposu olan Katar ikna edildi. Doğalgaz ve petrol Ceyhan'a akacaktı. Ancak İsrail bu hattın HAYFA'da denizle buluşmasını istiyordu. Rusya da, Avrupa'ya gösterdiği sopayı kaybetmemek için çırpınıyordu. Hem Moskova'nın hem Tel Aviv'in öne süreceği iki kart vardı: PKK ve Esad...
Avrupa ve Neo-Con'lar da tam destekti... Önce PKK azdı, daha sonra da Esad Türkiye'den koptu!
PKK ile masaya oturamayan DEVLET kararlıydı... Gece-gündüz çalışıp Barzani'yi Ankara'nın safına çekti. Kuzey Irak petrolleri de artık Akdeniz'e akacaktı.
Bütün mücadele uçağımızın füzeyle vurulup düştüğü Akdeniz'deki o nokta içindi! Petrolü oraya getiren kazanacaktı...
İsrail'in MODERNİZE ettiği F-
4'e nedense ne İncirlik'ten ne de Kıbrıs'taki İngiliz Üssü'nden füze uyarısı gelmiyordu!
Müttefiktik ama tehlike KAYIT edildiği halde uyarı verilmiyordu...
İkazı esirgeyenler GAZ verme konusunda çok cömerttiler...
Suriye saldıracak olsa Hatay'a gelir, istediği adamları kamptan almaya çalışırdı... Ama böyle bir durumda SICAK TAKİP olurdu...
Türk askerinin nerede duracağı bilinmezdi... Bu tercih edilmiyordu!
Rusya-İsrail NANO TEKNOLOJİK ortaklığı ve Batı'nın havadan cevap bekliyordu!
Türkiye, "Yazmadığım senaryoda oynamam" dedi.
FİLO bekleyenler karşılarında birkaç ÇILGIN TÜRK görürse şaşırmasın!
Bu kez YÖNETMEN yerli...
İyi seyirler...