
Yılmaz Erdoğan'ın yeni filminin adı "
Neşeli Hayat", adı gibi neşe içinde geçen bir film değil, baştan belirteyim. Gayet
hüzünlü bir hikaye... Hatta bana
Cem Yılmaz'ın "
Hokkabaz" filmini anımsattı bir anlamda; komedyenden "
komedi" filmi beklerken adam sizi
duygusal yerden vuruyor.
Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği ve başrolde oynadığı bu film; aslında klasik bir hikaye gibi görünse de çok iyi kurgulanmış bir hikaye örgüsü.
Ekonomik sıkıntı çeken bir Türk ailesi... Ancak başroldeki Rıza'nın para kazanmak için önce
Twigy terlik, sonra da
Noel Baba kılığına girmesi kurgunun güçlülüğüne işaret ediyor.
Saf bir adamın
hayat mücadelesini dramatik ve bazen
komik bir şekilde anlatıyor film. Filmde çok
iniş çıkış yok, bu da bende fazla
heyecan yaratmadı; sanki hep
aynı tempoda gitti gibi. Bir de üzgünüm ama gecekondu ve fakir evlerinin
mekan darlığı beni daralttı; gerçi bu,
filmin başarısı demektir; çünkü o yoksul hayatı
iyi tasvir etmişler.
Filmin güzel bir mesajı da, "
neşeli hayat" denilen, hepimizin istediği
renkli, paralı hayatın hileli yoldan değil de adam gibi yoldan yani
çalmadan çalışarak elde edilmesi gerektiği...
Filmde bol bol kullanılan "
Noel Baba" figürü ise sanırım
Doğulu ile Batılı kültürün hayatımızda nasıl sentezlendiğini anlatmak için... Zira filmin galasında da yukarıdan
sahte kar yağdırarak bizleri de o havaya sokmak istediler. Film
yeni yıl üzeri vizyona girseydi belki havaya daha uygun olabilirdi, kim bilir?
HO HO HO
Filmden çıktığımda aklımda kalan "
ho ho ho" repliğini Yılmaz'ın da kullandığını bizzat yaşadım. Tebrikleri kabul ederken ona ilk sözüm, "Tebrikler, köylü adamı iyi oynamışsın, Orta Anadolu şivesi çok doğal kullanılmış, ho ho ho" oldu. O da "ho ho ho" diye cevap verdi.
Film hoş... Çok da beğeniliyor. Ama kalkıp da,
göreceli olan bir durumu,
Yılmaz Erdoğan'ın en iyi filmi buymuş gibi cümleleri sarf etmeyeceğim. Her seyirci bir eserde başka şey görür ve bu tarz yorumlar bence görecelidir.