• Facebook
  • Twitter

Cemaat

Birkaç kez yazdım.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski müsteşar Emre Taner, yardımcısı Afet Güneş ile birlikte iki yöneticinin ŞÜPHELİ olarak ifadeye çağrılması büyük bir FAY hattının ÇATLAMASINA neden oldu. Günlerdir 'CEMAAT ne düşünüyor' diye merak içindeydim.
Çok sevip saydığım, cemaat içinde de HATIRI SAYILIR bir ağırlığı olan dostumla bir araya geldik.
Uzun zamandır görüşemiyorduk.
Sıkıca kucaklaştık.
Bilmeyenler için ya da yafta ile yaklaşanlar için söylemeliyim ki; CEMAAT içinde öyle değerli, öyle İYİ insanlar vardır ki görünce "kendinizi gözden geçirmek zorunda" kalırsınız. Bütün dünya nimetlerine sırtını dönebilen, makam, para, şöhret, iltifat, gelecek, kariyer gibi bütün DEĞERLİ saydığımız kavramları ellerinin tersiyle iten insan sayısı çok fazladır. Zaten CEMAAT denilen yapı da bu memleketin çocuklarıdır...
Büyük çoğunluğu tırnaklarıyla bir yerlere gelmiştir. Zorlukları aşarak yol almıştır. Dışarıdan birinin anlayamayacağı büyük bir saygı büyük bir BAĞLILIK vardır.
Yardımlaşma vardır. Samimiyet vardır.
Bu yüzden DOSTUMLA görüşmemizin çok ilginç olacağını biliyordum. Zaten tek bir soru çok tatlı bir sohbeti başlatmaya yetti de arttı bile...

* Neler oluyor Allahaşkına! MİT-Polis çekişmesi nedir? Nereye gidiyoruz?
Sevgili dostum bunu soracağını biliyordum. Keşke biraz daha vakit geçseydi de bir araya gelseydik. Daha sağlıklı değerlendirme şansımız olurdu.
Ama kısmet bugüne imiş...
Sen de başka arkadaşlar da bu krizle ilgili ÇEŞİTLİ yorumlar yaptı.
Herkes bir şeyler söyledi. Bir kere DURUMUN KRİTİK olduğu tespitini yapmalıyız. Elbette polis ve savcı görevini yaptı. Eldeki bilgi ve belgelerin ışığında. Ancak eğer MİT'çiler için hazırlanan YAKALAMA emri geceyarısı basına sızmamış olsaydı belki de şu an DEVLETTE çok önemli makamları işgal eden insanlar İÇERİDE olacaktı. Belki de OSLO görüşmesine ONAY veren Başbakan'ın bile başı ağrıyacaktı. İşte bütün düğüm burada zaten. Dışarıdan bakıldığında SİVİL DARBE girişimi gibi görünmüyor da değil...
Önceki hafta sen çok önemli bir şey yazdın. Başbakan Erdoğan'ın, MİT'e "Cemaatler içindeki bütün adamlarınızı çekin. İnsanları kendi dünyalarıyla baş başa bırakın" anlamına gelen GENELGESİNİ köşene taşıdın. Ben bunu bilmiyordum ve çok etkilendim.
Yani bir Başbakan kendisine bağlı İSTİHBARAT kurumuna "elinizi cemaatten çekin" emri veriyor. Sen de iyi hatırlarsın 28 Şubat'ta neler çektik.
Ensemizde boza pişirdiler. O günlerden bugünlere geldik.
Özgürlüğü savunan Erdoğan'a karşı büyük haksızlık edildiğini düşünüyorum. Alınması ve kırılması son derece doğal. Savcıları ve polisi bu operasyona iten MOTİVASYON ne inan ben de bilmiyorum. Belki işin ucunun BAŞBAKAN'a kadar gideceğini hesap etmediler.
Bunun ne anlama geleceğini düşünmediler. Bilemiyorum.
Ama fotoğraf sakıncalı ve aksak...
Çünkü ortaya hükümet ile çatışan bir cemaat görüntüsü çıktı. Bunu biz de arkadaşlarla çok tartıştık. Neler olup bittiğini kendi aramızda sorguladık.
Rahatsız olan insan sayısı çok fazla...
Samimiyetle söylüyorum ki aramıza sızan bir grup insanın işi olduğunu düşünüyoruz. Nasıl 28 Şubat öncesi aramıza girip ortalığı karıştırdılarsa burada da öyle oldu. Bu el kimdi, kimindi bunu araştırıyoruz... Ama inan ki bu çoğunluk değil, cemaat hiç değil... Bizim tabanımızın ERDOĞAN'a destek vermemesi düşünülemez...
Boğaz kıyısında yürürken araya girip soruyorum:

* Peki neden cemaat sözü bu kadar dile dolandı? Neden her taşın altında cemaat aranır oldu?
Ülke kabuk değiştirirken, devlet milletiyle barışırken çok iyi dayanışma örneği gösterdik. Belki de bu birilerini rahatsız etti. Ülkenin geleceğini karatmak için HAZIROLDA bekleyenler işin içine girdi.
Bilemiyorum. Ama çok dikkatli olmamız gereken bir süreçten geçiyoruz. Eziyet gördüğümüz, fişlendiğimiz dönemlerde bile yapmadığımız çıkışların bugünlerde ortaya çıkması anlaşılır değil.
Dayanamayıp tekrar araya giriyorum:

* Sizce CEMAATE kim sızmıştır?
Bunu net olarak bilmem mümkün değil.
Ama birilerinin oyun planında olduğumuz aşikar. Dün askerdi, MİT'ti bugün de yabancılardır belki... MOSSAD'ı, CIA'sı her şey geliyor insanın aklına.
Ama yine işin büyüğü bizim sırtımızda.
Dünyanın dört bir köşesinde BAYRAĞIMIZI dalgalandırıp milli marşımızı söyletenler bu memleketin evlatları. Ortada kocaman bir YÜREK var. Cefa var, vefa var.
Parayla pulla olacak işler değil bunlar.

* Bülent Eczacıbaşı ve Ferit Şahenk'in ABD'ye gidip Fethullah Gülen'le görüşmesine ne diyorsunuz? Daha doğrusu GİZLİCE gidip görüşmelerine...
Görüşmenin içeriğini bilmiyorum.
Ama herkes gidip görüşebilir.
Neden gizlendiği konusunda bir fikrim yok. Saklanacak bir şey de görmüyorum açıkçası.

* İki patronun görüşmesinden sonra TÜSİAD'ın açıklamaları çok net ve sert olmaya başladı.
Bunun bu görüşmelerle ilgisi olabilir mi?
Ümit Boyner'in MİT-POLİS çekişmesi ve yeni eğitim sistemiyle ilgili açıklamalarını takip ettim. Sertti.
Düne kadar Başbakan'la görüşmek için araya adam koyanların bu kadar sertleşmesi İLGİNÇ. Ama ziyaretle ilgisi var mı sorusuna yorum yapamıyorum...

* Bütün bunların arkasında CUMHURBAŞKANLIĞI seçimini görüyorum. Bu ne ilk ne de son kriz olacak. Sizin düşünceniz ne?
Haklısınız. Meclis 5 Ocak'ta cumhurbaşkanının süresini 7 yıl olarak kabul etti. Bir gün sonra kendi isteğiyle ifadeye giden İlker Başbuğ tutuklandı.
Ertesi gün MİT'in gazetecilerle buluşmasının önüne geçildi. Daha öncesinde de ULUDERE faciası yaşandı. Bütün bunları alt alta koyarsanız hepsine TESADÜF demek iyi niyetli bir değerlendirme olur... Erdoğan'ın önünü kesmek isteyen birileri ayağa kalkmış gibi..

* Kim bunlar ve Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığından neden rahatsızlar?
Çok uzun yıllar sonra TÜRK BAYRAKLARI Arap coğrafyasında dalgalanıyor. Ülke büyüyor ve zenginleşiyor. ONE MİNUTE ile başlayan rüzgar giderek her yere yayılıyor. Bundan rahatsız olmayacak güç neredeyse yoktur. Hem içeride hem dışarıda köstek olmaya çalışan odaklar var.

* Cemaat ile Erdoğan arasında bu konuda uyumsuzluk var mı?
Yok elbette. Hedef: Büyük Türkiye

* Yaşanılan bu kriz nasıl aşılır?
Bizim gönül almamız lazım. Yanlış anlamaları ortadan kaldırmalıyız.
Başbakan'ın hastalığına denk gelen bu dönemdeki gerginliği azaltmalıyız.
Bunu yapacağımızı düşünüyorum.

* Bazı kesimler de sırada başka krizler olduğunu söylüyor!
Eğer ÇİRKİN bir davranış görürsek bunun CEMAAT olmadığını bilin. Anlatmaya çalıştığım gibi içimizdeki küçük bir gruptur. Kimlerdir bilmiyorum ama çoğunluğu biliyorum.
Etrafımızda Başbakan'a çelme takmaya çalışan insan yok. Ya da ben göremiyorum. Zayıf ihtimal ama atlıyor olabilirim.

* Hükümetten sert tepki bekliyor musunuz?
Kısa süre içinde araya girip derdimizi anlatırsak sorun yaşanmaz.
Biz Erdoğan'ın arkasındayız.
Arkasında olmalıyız. Bugünkü huzurumuzda ona çok şey borçluyuz.
Umarım bütün yanlış anlamalar ortadan kalkar.

* Fethullah Gülen ne düşünüyor?
Yakında gidersem öğreneceğim...

* Son sözünüz ne olur?
Yapı büyüdüğü için kimin kim olduğunu anlamakta zorlanıyoruz. Her yerde olmaya çalışıyoruz. Ancak tek motivasyonumuz HİZMET... Belki Hocaefendi burada olsa bütün bunlar olmazdı diye düşünüyorum.

* Son soru dedim ama; dönme ihtimali var mı?
Zor görünüyor...


İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
kaldı