• Facebook
  • Twitter

Diyarbakır'ın şifresi: Sykes-Picot bitti

Diyarbakır'da tarih yazıldı. Diyarbakır'da tarihin çok önemli bir fotoğrafı çekildi.
Bu fotoğrafı birlikte okuyalım.
Diyarbakır'daki tarihi buluşma, kucaklaşma ve sembolizmi yüksek temasları sadece küçük fotoğraf kareleriyle değil, BÜYÜK FOTOĞRAF olarak okursak, buradan verilen temel anlamı ve mesajı daha net anlayabiliriz.
Diyarbakır'da çekilen BÜYÜK FOTOĞRAF'IN verdiği mesaj şudur: SYKESPİCOT ARTIK ÇÖPE ATILACAK Başbakan Tayyip Erdoğan, kesintisiz iktidarının 11. yılında Kürt meselesini aşacak şekilde, 100 yıldır uygulanan ORTADOĞU'NUN kaderini çizen İngiliz-Fransız Sykes-Picot anlaşmasının sosyal ve siyasal sınırlarını anlamsızlaştıran tarihi bir hamle yapmıştır.
Başbakan Erdoğan'la, Irak'ta bir KÜRT federe devleti kuran Barzani'nin Diyarbakır'da buluşması, Türk devlet aklının ULUSAL PLANDAN BÖLGESEL VE KÜRESEL BAKIŞA geçişinin ilanıdır.
İngiliz-Fransız oyunlarıyla Osmanlı'dan koparılan topraklarda yaşayan kardeşlerimizin yeniden BİR ÇATI ALTINDA toplanması hamlesidir.
Sykes-Picot'la paylaşmışlardı

Hatırlayalım. 1916'da İngiltere, Fransa ve Rusya bir araya gelerek SYKES-PİCOT Antlaşması'nı imzaladı. Osmanlı Devletini nasıl paylaşacaklarını kararlaştırdılar.
Buna göre; İngiltere; Irak ve Ürdün'ü Fransa; Suriye, Lübnan, Hatay ile Mersin, Sivas ve Mardin arasındaki bölgeyi. İtalya; İçbatı ve Güneybatı Anadolu'yu Yunanistan; İzmir ve batı Anadolu'yu alacaktı.
Bu anlaşmayı Sevr ile daha ileri noktaya taşımak istediler. İngiltere'nin asıl derdi, Musul-Kerkük'ün petrolleriydi.
Ortadoğu'nun yeniden dizaynı ve Kürdistan'ın bölünmesinin her aşamasında İngiliz Devleti vardı. 1900'lü yıllarda petrolün Irak topraklarında bulunması ve Mısır'daki Süveyş kanalı, İngiltere'nin Osmanlı'dan kopardığı toprakların kanını emmeye başlamasına yol açtı.
İngiltere, Mısır'ı harekât merkezi haline getirmişti. Sonra asıl ağırlığını en zengin petrol yataklarının bulunduğu Mezopotamya-Irak-
Arabistan'a vermişti.
Gertrud Bell, Arabistanlı Lawrence, Binbaşı Noel gibiler Mısır ve Mezopotamya'da Britanya Krallığı ve ittifaklarının çıkarlarını tesis etmek için oldukça faal ve de sonuç alıcıdırlar.
İngilizler 'böl-yönet' taktiğiyle, önce Araplar ve Kürtler karşısında strateji ve politikalarını, sonra Türkiye ile Kürtler arasındaki ayrışmayı düşünüyorlardı.
Bir yandan Kürtlerin ve Arapların halk direnişlerini şiddetle bastırma yoluna giderken diğer yandan Kürt devletini ileriki tarihlere erteleyerek Arap merkezli bir Irak devleti kurgularlar. Bu temelde Haşim-i ailesinden Faysal'ı Irak kralı yaparlar.
Irak'taki petrol ve diğer çıkarlarını güvenceye alacak uzun süreli anlaşmalar yaparlar.
İngilizler, bu temelde Anadolu ve Irak, Suriye ve İran'daki Kürt halkları arasındaki birlik ve bütünleşmeyi ortadan kaldırmayı, Ortadoğu çapında kendi politikaları ve çıkarlarının en etkili aracı haline getirmeyi temel strateji olarak belirler.
Tüm bunlar karşısında Kürt halkları dünya ve bölge gerçekliklerini; oynanan oyunları anlayamazlar. İyi niyetli oldukları gibi başkalarının da böyle olduğunu farz ederler.
Bununla birlikte büyük tahribatlar yaşamış; zararlar görmüş, toplumsal birlikleri ve örgütlenmeleri parçalanmış, güçten düşürülmüşlerdir. Bu nedenlerle varlıklarını ve özgürlüklerini güvenceye alacakları imkânları önemli oranda ellerinden alınmıştır.
Ancak tüm bunlara rağmen umutlarını, Türk-
Kürt kardeşçe yaşayabileceklerine dair umut ve inançlarını yitirmemişlerdir.
Sonuç:

100 yıl sonra, Osmanlı'yı parçalarken, Kürt halklarını da parçalayan İngiltere'nin oynadığı plan artık işlemez hale gelmiştir. Türk, Kürt, Arap halklarının demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi bilinçli örgütlülük ve eylemleri YENİ ORTADOĞU haritasının çizimini sağlayacaktır.