• Facebook
  • Twitter

"Beni böyle sev seveceksen!"

Sevilen bir Orhan Gencebay şarkısı...
Peki kimin ağzından duyarsanız çok ama çok şaşırırsınız?
Şimdi siz kendi listenizi yapadurun ben dün gece yaşadığımı anlatayım.
Televizyonumda Star TV kanalı açık, Acun Ilıcalı'nın 'O Ses Türkiye' programının engelliler için yaptığı canlı yayını izliyorum. Başta Hülya Avşar olmak üzere, Mustafa Sandal, Murat Boz ve Hadise var güçleriyle çalışıyorlar.
Toplanan yardımlar Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı'nın hizmetleri için kullanılacak.
Yardım etmek isteyen vatandaş da 'DESTEK' yazıp 5633'e SMS atıyor.
Görevimizi tamamlayıp, SMS dışında hangi ünlü iş adamlarımızın, kurumlarımızın ve sanatçılarımızın ne kadar para vereceklerini izlemeye koyuluyorum... Tam o esnada güzeller güzeli küçük Serenay'ın VTR'si geliyor ekranlara. Serenay zor konuşuyor hastalığından dolayı ama şarkı söylemeye başladığında engelli olduğunu unutuveriyorsunuz.
Şarkı sözleri ise hayli manidar;
"Beni böyle sev seveceksen, olduğum gibi göreceksen... Girme gönlüme girme ömrüme, ne dertliymiş bu diyeceksen!"
Biz bir şey diyemiyoruz, diyecek olan Orhan Baba'mız. "Hadi Orhan, bağlan şu canlı yayına ve dudak uçuklatacak bir bağışta bulun" diye içim içimi kemirmeye başlıyor. Dakikalar uzayıp gidiyor Gencebay'dan ses yok... Belki gizliden yaptı yardımını, Acun prensip gereği bize açıklamıyor... Ama olmaz ki, bu projenin amacı, ünlülerimizin bu kampanyaya öncü ve örnek olması değil mi?
O halde? Belki programı izlemiyor şıkkı geliyor aklıma... Peki yapım ekibinden kimsenin aklına gelmemiş mi, Serenay'ın seçtiği bu şarkısı üzerine Baba'yı arayıp, programa davet etmek?
Gelmemiş demek ki... O telaşta unutulmuş. Neticede büyük bir organizasyon. Üstelik canlı yayın. Ama yine de insan...
Her neyse, ben kendi adıma emeği geçen herkese ama herkese bir vatandaş olarak sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ve projenin en kısa vakitte tekrarını diliyorum.
Çünkü ne demişti minik Serenay; "Beni böyle sev seveceksen..."
Seviyoruz aşkım, seni her halinle seviyoruz... Yeter ki sizler iyi olun

* * *
BİRİLERİ BİZE 'ÖLÜN' MÜ DİYOR?
Biliyor muydunuz; ülkemizde 10 bin yaşlı insan iş arıyor! Çalışma Bakanı Faruk Çelik dün açıkladı; "60 yaşın üzerinde iş sahibi olmak isteyen10 bin 133 kişi var" dedi.
Bunlar sadece İŞKUR'a başvuranlar.
Çevreme şöyle bir bakıyorum da, sanki bu sayı milyonun üstünde gibi! Kime sorsam iş bulamamaktan yakınıyor çünkü.
Kimi evladına yardım için, kimi kredi kartı borcu, kimi emekli maaşının yetememesi gerekçesiyle.
Derseniz ki, "Bu yaşta insan artık yaşamının keyfini sürmez mi, bu saatten sonra ne işi ne gücü?"
Fikrinizde ısrarlıysanız, sizin muhtemelen İsviçre'nin bir dağ köyünde ikamet ettiğiniz yönünde bir kuruntuya kapılırım. Evet haklısınız o memleketlerde öğle vakti sokağa çıktığınızda, çocuklar okluda, bebeler yurtlarda, ana-babalar işte, sadece nineler ve dedeler sokaklardadır.
Oysa aynı saatlerde bakın bizim ülkeye, insanların oluk oluk, oradan oraya koşturduğunu görürsünüz.
Çünkü hayati ihtiyaçlar devam etmekte ama yaş da alıp başını gitmektedir.
Peki o yaşta bir insan hangi görevleri üstlenebilir? Beden gücüne dayanan iş kollarını geçin bir kalem. Geriye kalır beceri, yetenek ve mesleki bilgi? Onun için de gencecik insanların kapılarda kuyruk olduğunu hatırlatırım size. Bu arada 60 küsur olup da hala 'vasıfsızsanız', pardon ama ölün daha iyi.
Bunu ben söylemiyorum. Bunu, hayat şartları, o hayat şartlarını lehimize çevirmeyen devlet ve büyük sistem söylüyor.
"İstediğiniz kadar ihtiyacınız olsun, üzgünüz iş görecek yaşı geçtiniz bayım."