Tapınak Şövalyeleri

Bu örgüt Haçlı tarikatı olarak kuruldu. Ancak aradan geçen yıllar, Masonluk olarak bilinen bir kurum haline gelmesine neden oldu

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Tapınak Şövalyeleri
Tapınak şövalyeleri (Süleyman Tapınağı ve İsa'nın Fakir Askerleri) kimlerdir ve gerçekten bu örgüt günümüzde faal bir güç odağı mıdır? Kökeni Haçlı Seferleri'ne dayanan bir örgüttür.
Hıristiyanlık uğruna savaşmaya and içmiş bir Haçlı tarikatı olarak kurulmuş, zamanla sapkın bir öğretiye kapılmış v kapitalist bir düzen kurmuştur. Tapınak Şövalyeleri uzun vade içinde masonluk olarak bildiğimiz örgüte dönüşmüştür. Bugün masonluğun en üst derecelerine varanlar "Tapınağın Koruyucusu" gibi şövalye ünvanları alırlar. Amerika'da halen Tapınak Şövalyeleri (Knight Templar) adıyla toplanan localar, masonlukla içiçedir.

Masonluk ise, hem Tapınakçı geleneğin başlıca özelliği olan din aleyhtarlığını sürdürmekte, hem de kimi zaman illegal mafya yöntemlerini de kullanarak uluslararası bir çıkar örgütü olarak faaliyet göstermektedir.

KUDÜS BAŞKENT OLDU
Haçlı Seferleri'nin başlangıç noktası, 1095 yılında, Papa II. Urban'ın başkanlığında ve 300 din adamının katılımıyla gerçekleşen Clermont Konseyi oldu.
Birinci Haçlı Seferi, 1099 yılında Kudüs'ün düşmesi ve yaklaşık 460 yıldır Müslümanlar'ın egemenliği altında bulunan toprakların Hıristiyanların eline geçmesiyle sonuçlandı. Haçlılar, Kudüs'ü kendilerine başkent yaptılar ve sınırları Filistin'den Antakya'ya kadar uzanan bir Latin Krallığı kurdular.

Bu tarihten sonra Haçlılar'ın Ortadoğu'da tutunabilme mücadelesi başladı. Kurdukları devleti ayakta tutabilmek için örgütlenmeleri gerekiyordu. Bu nedenle daha önce benzeri bulunmayan "askeri tarikatlar" kuruldu. Bu tarikatların üyeleri, Avrupa'dan Filistin'e göç edip, burada bir tür manastır hayatı yaşıyor, bir yandan da Müslümanlara karşı savaşmak üzere askeri eğitim görüyorlardı. İşte bu tarikatlardan biri, diğerlerinden farklı bir yol tuttu. Ve tarihin akışına etki edecek bir değişim yaşadı. Bu tarikat, "Tapınakçılar" tarikatıydı. 1118 yılında kurulan ve herkesçe tanınan adı "Tapınakçılar" veya "Tapınak Şövalyeleri" (İngilizcede Templars ya da Knights Templar) olan bu tarikatın tam ismi "İsa'nın ve Süleyman Tapınağı'nın Yoksul Şövalyeleri" idi. ("Pauperes Commilitones Christi Templique Salomonis") Kurucuları ise toplam 9 şövalyeden oluşuyordu: Hugues de Payens, Godfrey de St. Omar, Godfrey Rossal, Gundemar, Godfrey Bisol, Payen de Montdidier, Archibald des St. Aman, Andrew de Montbard ve Provins Kontu. Tapınak Şövalyeleri ile masonluk birebir aynı teşkilatlar değildir ancak sahip oldukları felsefe aynıdır. Bu felsefe İlahi dinlerin yerine pagan bir inancı ve dünya görüşünü yerleştirmeyi amaçlayan bu hedef uğruna her türlü dini inancı ve kurumu hedef alan materyalizme dayanan sapkın bir öğretidir. Masonlar Tapınak Şövalyeleri veya Gül-Haçlar olarak bu gizli dernekler Fransız ve Amerikan devrimlerinin akışını ve bir o kadar da Ortaçağ düzeninin yıkılışını etkilemişlerdir... Tapınakçılar, Vatikan'a da sızmış ve bu kurumu kendi felsefesine göre yönlendirmeye çalışmıştır.

VATİKAN'LA İŞBİRLİĞİ

Tapınakçılar ve Masonluk doğası gereği gizli bir örgüt olduğu için örgütün tarihteki tüm faaliyetlerini tek tek ortaya dökmek mümkün değildir.
Tek çözüm buzdağının görünen kısımlarını bulmak ve buradan yola çıkarak buzdağının tümünü tahmin etmeye çalışmaktır. P2'nin gizli Locası ve garip Ayinleri Vatikan'la P2 gizli mason örgütü arasında inanılmaz işbirliği vardı. Gizli Masonluk ve Vatikan beraberliği, inanılmaz bir ruh halini yansıtıyordu. P2 gizli mason locası üyesi ve Vatikan'ın beyin adamı banker Roberta Calvi, Londra'daki Blackfriars köprüsünde ki bu köprü Ortaçağ'da Tapınakçılar'a ait olan bir kilisenin yalnızca birkaç yüz metre uzağındaki anlamlı bir köprüydü masonik ritüellere göre asılarak "infaz" edildi. P2 Locası'nın siyasi faaliyetleri ve cinayete kadar varan suçlarının yanısıra örgütlenme yapısı ve uyguladığı ayinler de oldukça dehşet vericiydi. İki eski P2 üyesi locada ettikleri yemin törenini şöyle anlatıyor: "İlk olarak Tuscany Bölgesindeki Alp Dağları'nın eteklerinde saklı olan bir villaya götürüldük. 3.5 metrelik duvar özenle işlenmiş zemini manzaradan ayırıyordu. Ana avlunun ortasında ağaç gövdesine benzeyen bir fıskiye duruyordu.

Kabarık başlığıyla kobra benzeri bir heykel vurmaya hazırmış gibi koruyucu bir tavırda mekânı gözlüyordu. Kobra heykelinin başı insan kafatasının iki katı büyüklüğündeydi. Gün ışığında mavi gece vakti kırmızı olan bir gözü vardı fıskiye davetsiz kimse hareket ettikçe yönünü tayin ederken kobranın başlığı içinde ve gözünün arkasında davet edilen veya beklenmeyen misafirleri takip eden kapalı devre bir kamera vardı. Fıskiye kamera her birinde 5 istasyon olan 8 monitörün 8 misafir odasını havuz yemek odasını oturma odasını ve parti odasını izliyor ve villa içindeki bir odadan kontrol ediliyordu. Villanın içi muhteşemdi. Her oda mermer zeminliydi ve antikalarla döşenmişti. Yüksek tavanları ince işlenmiş altın yaprak dökümleri inceleyenler tehlike ve gücün canlı nefes alan bir tür kokusunu hissini yaşıyordu.

Bu gizli ve muhkem locada yapılan ayinler ise tüyler ürpertici idi. Toplantı odasında saten seremoni kuşakları ve Ku Klux Klan üyeleri tarfından giyilenleri andıran siyah kukuletalar giymiş P2'nin 12 üyesi kırmızı mermer konferans masasında deri sandalyelere oturmuşlardı. Bunlar Gelli'nin "Kurt Takımı" olarak bilinen timinin seçkin elit üyeleriydi-bazılarına göre bunlar vurucu tim görevi görüyordu. Hiçbir siyah kıyafetli mürid diğer 11 biraderinin kimliğini bilmiyordu. Büyük üstad Licio Gelli yüzünü gösteren tek kişiydi. İki mason ise toplantı odasının girişinde duruyorlardı. Onların da yüzleri örtülüydü... Bunlar görevleri Büyük üstadı korumak olan ve 'Il Momento di Passare all" (Gerçek Harekât İçin Zaman) kod adıyla tanımlanan göreve ihanet edebilecek 12 müridden herhangi birini öldürmek olan Mussolini faşistleriydi... Her bir koruma görevlisi (faşizmin simgesi olan) balta taşıyordu; ayrıca otomatik silahları da vardı

P2 MASON LOCASI
Tam bir mafya örgütü şeklinde örgütlenmiş olan P2 mason locasına üye olmak için yapılan törende ise locanın acımasız yöntemleri ve siyasi amaçları açığa çıkıyordu: Seremoni başladı. Kapı düzensiz olarak vuruluyordu. 'Pek Muhterem' diye bir mürid anons etti 'bir harici içeri girmek istiyor'. Büyük üstad baltasıyla masaya bir kez vurdu.
Hemen büyük kapının kanatları açıldı ve iç duvara çarptı. İki muhafız yeni gelene odanın ortasına kadar eşlik etti.
Haricinin gözleri bağlıydı ve düz siyah başlık giymişti. Kimliğini Büyük Üstaddan başkası bilmiyordu. Her mason tarafından bir soru soruldu ama harici cevap vermedi onun yerine bir muhafız konuştu.
Sorular başladı:
Tapınak Şövalyeleri-1 Harici P2'nin sırlarını saklamak için ölmeye hazır mısın?
Tapınak Şövalyeleri-2Tehlikeleri küçümseyebilecek bir vasfa sahip misin?
Tapınak Şövalyeleri-3 Gerekli cesarete sahip misin?
Tapınak Şövalyeleri-4Harici savaşmaya hatta utançla ve hatta ölümle yüzleşmeye hazır mısın?
Sonra göz bağları açıldı. Görüşünün netleşmesi bir süre aldı çünkü komplekse geldiğinden beri ilk defa ışığı görmesine izin verilmişti. Göz bağları güvenlikten çok başka bir amaca hizmet ediyordu. P2'nin gücünü temsil ediyordu: "Üyelik olmadan bir kişi kördür ama örgütün yardımıyla yol netleşir."
Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler