Siyasetçiler bir eli yağda bir eli balda yaşıyorlar zannediliyor çoğu zaman.
Halbuki siyaset zor ve meşakkatli bir uğraş.
Zaten bütün o korumalar, arabalar da meşakkatinden dolayı var.
Zor olan işi biraz olsun kolaylaştırmak için.
Nedir siyasetin zorluğu peki?
Siyaset hata kaldırmayan bir iş, en büyük zorluğu da bu.
Bizim günlük hayatımızda yaptığımız hatalar siyasette büyük bedellere dönüşüyor.
Hataların tamiri imkansız oluyor ve her biri bir siyasi krize neden oluyor. Siyasetçi harekete geçtiği her anda hata yapma riski içerisinde.
Harekete geçmezse de siyaset üretemiyor.
Buyurun CHP'nin durumu ortada. Zaten siyaset üretemeyen CHP 15 Temmuz'dan sonra iyice darboğaza girdi. Kontrollü darbe, FETÖ'nün siyasi ayağı gibi söylemlere 15 Temmuz siyaseti üretmeye çalıştı ancak başarılı olamadı. Enis Berberoğlu'nun tutuklanması can simidi oldu CHP'ye.
O zamandan beri 'adalet' söylemi üzerinden bir siyaset tutturmaya çalışıyor.
Önce İstanbul yürüyüşünü yaptı Kılıçdaroğlu. Yürüdüğü yol az bir mesafe değildi ancak sıfır siyasi sonuç üretti.
Yürüyüş boyunca yanlış tercihler yaptı Kılıçdaroğlu.
Toplumsal karşılığı sıfır olan isimlerle kol kola girdi. Üstelik Kılıçdaroğlu'nun yanındaki isimler birbiriyle tutarlı da değildi. Bir yanda PKK'nın siyasi kolu olduğu artık su götürmez hale gelmiş olan HDP'liler diğer yanda ise ulusalcı-Kemalistler vardı.
Kılıçdaroğlu'nun tercihleri anlamlı bir siyasi mesaj üretmediği gibi maliyet doğurdu.
İstanbul yürüyüşünden sonra Kılıçdaroğlu şansını bir de kurultayla denemek istedi. Ancak CHP'nin sözde adalet kurultayı da yürüyüşü ile aynı akıbete uğradı.
Siyasi olarak kazançtan çok maliyet getirdi. Kurultayın ilk skandalı Adil Öksüz hakkındaki iddialardı.
CHP sözcüsü kurultay esnasında yaptığı basın toplantısında Adil Öksüz'ün 15 Temmuz'dan sonra Türkiye içerisinde 3-4 uçuş gerçekleştirdiğini, havalimanlarında elini kolunu sallayarak dolaştığını iddia etti. Evet Adil Öksüz elini kolunu sallayarak dolaşmıştı ama uçağa binen kişi FETÖ'cü Adil Öksüz değil onunla aynı isme sahip olan sıradan bir vatandaştı.
Dahası bu iddia önceden gündeme gelmiş, davaları ve iddianameleri takip eden kişilerin zaten bildiği bir şeydi. Bu skandal henüz unutulmamışken ikincisi geldi. Kurultayın düzenlendiği şehitlik alanında içki içen CHP'lilerin görüntüsü medyaya yansıdı.
Aynı CHP sözcüsü içki içen kişilerin CHP'li olmadığını bunun kurultayı gölgelemek için düzenlenmiş bir komplo olduğunu ileri sürdü.
Ancak cin şişeden bir kere çıkmıştı ve hadisenin peşini bırakmayan medya organları içki içen kişilerin CHP teşkilatı mensubu olduğunu gösterdiler. Kurultayın son skandalı kurultay alanına dikilecek olan adalet anıtına CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun koyacağı tuğla üzerine yaşandı.
Tuğlaya genel başkanın ismi yazılmıştı ancak soyadı 'Kılıçdaroğlu' değil 'Kılıçtaroğlu' şeklindeydi.
Harf hatasıdır, bunda ne var denilebilir ancak öyle değil.
Kendi genel başkanının soyadını düzgün yazamamak bir siyasi parti için az buz bir hata değil. Hülasa siyaset zor iş ve meşakkatli bir iş.
Haydi kurultay yapalım, haydi yürüyüş yapalım diye akla geldiğinde olmuyor. Organizasyon, çaba, emek, alın teri ve hepsinden önemlisi sahicilik istiyor. Sahici olmazsa, toplumsal karşılığı olmazsa kilometrelerce yol yürüseniz de, yüzlerce kişiyle açık havada kurultay toplasanız da skandallarla anılıyorsunuz.