Bugünkü
Takvim
  • 26 Mart 2017, Pazar

Kemal Kılıçdaroğlu aslında çabalıyor

Ama olmuyor işte.
Ne kadar uğraşsa, didinse de olmuyor.
Kolay değil; yılların ezberi ve alışkanlığı.
Kimdir Kemal Kılıçdaroğlu?
Başarısı başarısızlığı tartışılır ama üst düzey bir bürokrat, Tuncelili. Yani doğuştan elit olan azınlıktan değil. Okudu, çalıştı, çabaladı o zaman ki adıyla SKK 'ya genel müdür oldu.
Sonra da siyasete atıldı.
Şüphesiz buraya gelmesinde hemşericiliğin de payı vardır.
O yıllarda bürokraside etnik, mezhebi ve ideolojik saiklerle yapılan adam kayırmacılığın ne boyutta olduğu herkesin malumu. Kılıçdaroğlu da diğer birçokları gibi bundan faydalanmıştır muhakkak.
Ve tabii bu kariyerde aslan payı devletin, daha doğrusu resmi ideolojinin.
Tuncelili bir gençten adım adım resmi ideolojinin sadık bekçisi bir bürokrat yaratmak kolay değil. Kendi çıkarını devletin çıkarı ile aynı gören, kendisini resmi ideolojiye vakfetmiş, dostunu düşmanını ona göre seçmiş bir bürokrat.
Tam da bu kimlikten beklendiği gibi CHP'de siyaset yapıyor.
İşte Kılıçdaroğlu'nun çabası burada.
Hem kendisi hem de partisi şimdiye kadar ne bildiyse, ne öğrendiyse tersini yapmaya çalışıyor.
Beceremese de, içine sinmese de, zaten yakışmasa da çabalıyor.
Yıllarca resmi ideolojiyi kutsadı şimdi demokrasi diyor. Halkı kendi başına bırakılmaması gereken, mutlaka kontrol, sevk ve idare edilmesi gereken insan yığını olarak görürdü, şimdi milli irade diyor. Çok partili hayata geçişle birlikte 'karşı devrim' sürecinin başladığını ve her kafadan farklı çıkan seslerin ülkeye hiç de iyi gelmediğini düşünürdü, şimdi çoğulculuktan bahsediyor.
Başörtüsünün, namaz kılmanın, oruç tutmanın geri kalmışlık göstergesi olduğunu, dinin resmi alana taşınmasının 'rejim düşmanlığı' olduğunu tekrarladı durdu yıllarca, şimdi din ve vicdan hürriyetinin teminatı olduğunu söylüyor. Halk cahildi, eğitimsizdi, kendisi için neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmezdi. Hatta bu cehalet yüzünden Atatürkçülüğün kıymetini bile bilememişti. Muasır medeniyetler seviyesine bir türlü çıkamıyorsak eğer bunun nedeni halkın bu cehaletiydi.
Yıllarca bunu ezberledi, bunu düşündü, bunu söyledi Kılıçdaroğlu. Ama ne olduysa bugün halk arif oldu ve referandumda 'hayır' çıkması için halkın irfanına güveniyor Kılıçtaroğlu; 'hele bir değişiklik metnini okuyun, sakin kafayla düşünün zaten doğru kararı vereceğinizden eminim' diyor.
Atatürkçülük konusunda bile fikir değiştirdi, şimdi 'bize yıllarca Atatürk'ü yanlış öğrettiler' diyor. Bir an irkildin;
Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi İnönü devrinde Atatürkçülük, çağdaşlık ve laiklik hesabına yıkılan, satılan, ahır yapılan camilerden bahsetmeye başlayacak zannettim.
Bunu yapmadı ama referandum uğruna çok şey yaptı.
Halkçı, vesayet karşıtı, dini değerlerle barışık, yerli ve milli gözüktü. Öyle ki 'milli irade'den bile bahsetti.
Hollanda'nın vatandaşlarımıza ve bakanıma gösterdiği barbarca muameleden sonra 'Hollanda'yla diplomatik ilişkilerin tamamen durdurulmasını' dahi teklif etti. Hatta Erdoğan gibi muhtarlar toplantısı bile yapmaya başladı.
Ama işte olmadı, olmuyor, olmayacak.
O muhtarlar toplantısında 'evet oylarını arttırmak için içeride düşman bulamadınız, Hollanda'ya düşmanlık yaptınız' dedi. Dün tüm diplomatik ilişkileri durdurarak sert bir cevap vermemiz gerektiğini söylediği Hollanda'yı bugün akladı. Hollanda'nın hiç bir kabahati yokmuş, kabahatli evet oylarını arttırmak içim dışarıda düşman arayan Erdoğan'mış.
Deniyor ama olmuyor...
Herhalde bunun için de Erdoğan ve AK Parti'yi suçlamıyordur diye düşünüyorum.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya