Eksik Galatasaray'da Okan Buruk'un ilk onbirinde yeni transferlerden sadece Batrakov'un olması çok dikkat çekiciydi.
İlk yarıyı Lizbon'da domine etmeyi başarmak önemliydi. Biz onlara göre daha baskılıydık ama ilk 45 dakikada gelen karşılıklı iki gol de dahil olmak üzere tek net gol pozisyonu skor 1-1 iken Sane'nin kaçırdığıydı.
Kornerlerden, taçlardan gol yiyerek sezona giren Cimbom golünü taçtan bulmuştu. Bizim yediğimiz goldeyse günün kötülerinden Sara ile acemi Şampiyonlar Ligi topçusu Batrakov evlere şenlik hatalara imza attılar.
Barış Alper etkisizdi ve Osimhen'in yokluğunda Leao'ya duyulan ihtiyaç her geçen dakika artıyordu. 57. dakikada yine vahim bir pozisyon hatası ve top kaybıyla rakibe hediye ettiğimiz penaltı umutlarımızı mum gibi eritmeye başladı. Sonraki değişiklikte sosyal medyaya uzunca bir süredir hedef gösterilen Sane'nin oyundan alınmasını kınıyorum. Sahadaki en iyi iki futbolcuyu; Sane ile Leao'yu birlikte izleme şansımız resmen elimizden alındı. Sahada Batrakov, Yunus ve Barış çok mu iyi şeyler yapıyordu da oyundan alınan Sane oluyordu? Leao girene kadar sahadaki en iyi topçu oydu. Dilim varmıyor ama Sane'nin yüzü belli ki çok yumuşak. Ödenen bedelse çok ağır oldu. Muazzam bir frikik golüyle farkı ikiye çıkardıklarında Okan hoca elindeki tek gerçek golcüyü sahaya sürmeyi akıl etti.
Maçın kaybedileceği kesinleşince ''varlığı dert, yokluğu yara'' haline getirdiği İlkay'ı bile oyuna aldı Okan hoca.
Nhaga ve Ugoçukvu ile aynı seviyede görülmek ne hazin; Batrakov'un yedeği bile olarak görülmeyen İlkay için. Neyse ki taraftar isteğiyle, zorla alınmış Lemina sakattı da onunla ilgili tuhaf bir tasarrufa gitmek zorunda kalınmadı. Galatasaray, rahat kazanabileceği bir maçı ezile ezile kaybetti.