CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Sevgilisinden ayrılan kıza yanaşan...

Eklenme Tarihi 07 Kasım 2015
Halk arasında bunlara sırtlan, akbaba, çakal, yılan diye adlandırılır bunlar. Evet belki uzaktan bakınca benzer özelliklere sahip gibi görünebilir. Fakaatt hepimizin birilerinin eski sevgilisi olduğumuz gerçeği ortada dururken bu adama küfretmek anlamsız gelir bana. Haaa tabiki yanaştığı kız arkadaşının eski sevgilisiyle burada söyleyemeyeceğim şerefle ilgil hatta üstü cümleler, kelimeler var. Fakat bu dediğim olay tamamen başka. Adam ne yapsın avını aylarca takip etmiş ve bir boşluğunu yakalamış. Eee ne yapsın eskiden bir sevgili var diye bir ömür mü beklesin. Tabiki bu durumu değerlendirecek. Belki yıl belki aylarca yedek klübesinde sıra ne zaman bana gelecek diyen futbolcu gibi gariban. Hep Semih Şentürk gibi ömrünü yedekte bıraksın. Hakkıdır delikanlının. Ama tabiki eski sevgilisinden kesin ayrıldıysa kız. Bu dönemi iyi hesaplamak lazım. Önce avına kamufle olup durum değerlendirmesi alması lazım. Misal yakın kız arkadaş. Emin olmak lazım. Yoksa şap diye ortada kalabilir. Çünkü ayrılan sevgililerin barışma ihtimali yeni bir ilişkinin gelme ihtimalinden fazladır. Sonra karşı taraftan bir aslan gelip kükreyebilir. Aslan da tabiki eski sevgili yani barışmış sevgilidir. Bu noktada hemen de yaklaşsa 10 yıl sonra da yaklaşsa bir şey değişmez. Mantığı değiştirmek lazım. Benden öncesi beni ilgilendirmez, benden sonrası beni ilgilendirmez, mesele benimleyken ne yaptığıdır. Unutmayın hepimiz birilerinin eskisiyle olabiliyoruz.

EŞEK
Gariban bir köylü şehre inmişti. Büyük bir mağazada iki kişinin karşılıklı oturup konuştuklarını gördü. İçerde bir masa ve üç dört koltuktan başka bir şey görünmüyordu.
Merak etti ve içeri girdi:
- Selamünaleyküm ağalar.
- Aleykümselam hemşerim ne istiyorsun?
- Merak ettim acaba burada ne satıyorsunuz?
Köylü ile dalga geçmek isteyen satıcı sırıtarak cevap verdi:
- Eşek satıyoruz.
Köylü de taşı gediğine yerleştirdi:
- Sadece ikiniz misiniz yoksa daha var mı ?

ŞEKER

Küçük afacan elinde bir kutu şekerle parka gitmiş, bir banka oturmuş, etrafa bakınırken şekerleri ardarda ağzına atıyormuş..
Yanındaki bankta oturan yaşlı adam çocuğa bakmış bakmış ve "Evladim.." demiş.. "Şeker güzeldir ama çok yemek zararlıdır... Hem dişlerin çürür, hem yüzünde sivilce çıkar, hem de şişmanlarsın..." Çocuk bunun üzerine adama dönmüş: "Benim dedem 107 yaşına kadar yaşadı..." Adam "Yaa.." demiş... "Yani deden de mi çok şeker yerdi?" " Hayır, her şeye burnunu sokmazdı.!

ÖNCE İŞ
Temel, karısının cenaze töreninde bulunluyordu. Tabut tam toprağa verilirken civardaki bir fabrikanın düdüğü ötmeye başlamaz mı!... Temel yanındakilere bir şey demeden şöyle bir doğruldu ve mezarlığın kapısına doğru yürümeye koyuldu. Akrabalar gözlerine inanamayarak,''Ne o,bugün çalışacak mısun yoksa'' diye sordular. Temel gayet sakin cevap verdi: ''Önce iş,sonra çeyif!''

AlkışlıYorum
Bindiği minibüsten araç tam durmadan inmeye çalışan ve yere kapaklanması sonucu kolu kırılan, eli yüzü çizikler içinde kalan şimdilerde morarmış bir yüzle gezen arkadaşımın kazaya dair yorumu: ''Allah'tan atik davrandım da fazla bir şey olmadı...''