"Haklısın" demek, ruhun gıdasıdır Tartışma değil, takdir ister.
Haklıymış gibi yap, huzurun artsın.
Cümlesini bitirmesine izin ver Çünkü onun cümlesi, onun yaşam öyküsüdür. Bölersen fragman yarım kalır.
Küçük övgüler, büyük patlamaları önler "Güzel düşünmüşsün" deyip geç. Depremleri engellersin.
Yarışa girme, kazansa da kaybeden o O zaten birinci olduğunu sanıyor. Yarışa girmeyerek onu çıldırtabilirsin.
Sosyal medyada onu beğen Fotoğrafını beğen, yorum yap, "efsanesin" de… Gerçek hayatta daha az konuşur.
Kıyaslama yapma, zaten tanrı yarattı gibi hissediyor "Falanca senden daha iyi yapmış" dersen, kıyamet provası başlar.
Fikirlerini sorgulama, onun için incil gibidir Yorum değil, onay bekler. Aksi halde seni sapkın ilan edebilir.
Sustum çünkü sen konuştun Bunu ona söyleme tabii.
İçinden de söylesen olur. Ego sevgiyle beslenir, lafla çatışır.
Onun hikâyelerini 5. kez dinlemeye hazır ol "Bu olayı anlatmış mıydım?" sorusu değil, uyarı cümlesidir.
Sürekli "Sen olsan ne yapardın?" de Düşünmeye değil, parlamaya bayılır. Ona bu ışığı ver, gölgede kal.
Lafını kesme, kesersen draması başlar Bir egolu insanın lafını kesmek, bir sanatçının sahnesine çıkmak gibidir.
Egonun taşma noktasında sessiz kal "Bende olsaydı…" cümlesi başlarsa, sadece içinden dua et ve uzak bak.
Senin başarın, onun için tehdit sayılır Bir şey başardıysan, "Senin sayende" de. Denge sağlanır.
"Sen olmasan biz ne yapardık?" kalıbı hayat kurtarır Gerçek olmasa da, onun ruhuna iyi gelir. Sen de kurtulursun.
Mizahı kullan ama onunla değil, çevresinde dolaşarak Direkt dalga geçersen küser, alttan alırsan eğlenir.
Göz temasını azalt, ruhun etkilenmesin Ego bulaşıcıdır. Uzun süre bakarsan sen de "ben" demeye başlarsın.
Tavsiyeni onun tavsiyesi gibi sun "Sen daha önce buna benzer bir şey demiştin ya…" diyerek kendi fikrini yutturabilirsin.
Yanındayken sakin müzik dinle Ruhunu dengele. Çünkü o konuşurken içinde Linkin Park konseri çalar.
Her yaptığına hayran kalma, ama kalıyor gibi yap Arada sırf "Hadi be?" deyip başını salla. Yetiyor.
Unutma: Ego bir çadırsa, sen ipleri elinde tutansın Çadırı taşımak zorunda değilsin. Sadece devrilmesin diye sabır gösteriyorsun.
BİR FIKRA
Hitler'in önüne üç esir getirmişler. Bir İngiliz, bir Fransız ve bir Yahudi. Demiş ki size birer soru soracağım, bilen canını kurtarır.
İngilize sormuş:
-Titanik ne zaman battı?
-1912, demiş İngiliz.
Hitler:
-Bırakın demiş ve Fransıza sormuş:
-Titanik kazasında kaç kişi öldü.
-1124 kişi, demiş Fransız.
Hitler:
-Bunu da bırakın, demiş ve Yahudiye dönmüş:
-Say lan ölenlerin ismini.
MÜTEVAZİ İNSANLARIN ÇEKTİKLERİ
Sürekli "Sen halledersin ya" denmesi Sessiz sakin diye herkesi idare edebilecekmiş gibi görünürler. Ama kimse "Sen yoruldun mu?" diye sormaz.
Kendi başarılarını anlatınca "hava atıyor" sanılır Başkası yapsa alkış, onlar yapınca "gösteriş". O yüzden genelde anlatmazlar bile, anlatınca da pişman olurlar.
Sınırlarını zorlayanlar eksik olmaz "Nasıl olsa ses etmez" diye, onların sabrı zorlanır. Ama unutulur: Mütevazılık aptallık değildir.
Kendi dertlerini en son söylerler, hatta söylemezler Çünkü birinin derdini dinlerken, "Benimkini boşver şimdi" cümlesi dillerine pelesenk olmuştur.
Yapınca normal, yapmayınca suçlu Yıllarca bir şeyi sessiz sedasız yaparlar. Bir gün yapmasalar hemen: "Ne oldu, artık eskisi gibi değilsin?"
Hep alttan alan olmak yorar Ama yine de "Ben olay çıkmasın diye susuyorum" deyip içine atar. n Yardım edince "zaten yapardı" olur Ama bir kere etmeyince, "Hiç destek olmadı" diye fişlenebilir.
Kendine değil, hep başkasına öncelik Mütevazı biri bir dilim pastadan vazgeçtiyse, büyük ihtimalle başkasının gözü kalmasın diyedir.
"Bize fazla mütevazılık zarar" diyenlerce ezilirler Ama aynı kişiler ihtiyaç duyduklarında yine onların kapısını çalarlar.
Mizahlarında bile kendileriyle dalga geçerler Çünkü başkasını kırmamak, onlara hep kendinden vazgeçmeyi öğretmiştir.
"Sen de artık biraz kendini düşün" tavsiyesini çok duyarlar Ama düşününce de kendilerini kötü hissederler. Alışmışlar başkasına öncelik vermeye.
Zaten suskunlar, bir de "çok sessizsin ya" yorumu gelir İçinden "Kime ne anlatayım ki" der ama dışından sadece tebessüm eder.
Laf sokanlara bile gülümseyip geçerler Oysa içlerinde dolup taşan bir "artık yeter" vardır.
Alçak gönüllülüğü "özgüvensizlik" sanan çok olur Oysa bu insanların çoğu kendini bilir, ama böbürlenmeyi seçmez.
Vefasızlık gördüklerinde bile vefa göstermeye devam ederler Çünkü "Ben nasılsam öyle olayım" derler.
İster istemez bazen hayattan yorulurlar. Ama yine de en güzel tarafları şudur: Varlıklarıyla etraflarına sessizce ışık saçmaya devam ederler.
TESPİTLİ YORUM
Kızların evde temizlik yaparken yaptığı bir topuz var, milyarlık kuaför gelse yapamaz.
@deuxsatyres Oha bu mu geliyormuş konsere ->siteye gir-> bilet fiyatını gör -> siteden çıkış
BUNLARI BİLİYOR MUSUN?
Albert Einstein dâhiydi ama çorap konusunda başına buyruktu. Çorap giymekten nefret ederdi. Ona göre çoraplar sadece baş belasıydı: "Delinirler, yenisi gerekir, gereksiz masraf!
Bu yüzden doğrudan ayakkabının içine ayağını sokar, çorapsız gezmeyi tercih ederdi.
Princeton'da profesörlük yaptığı yıllarda, bu huyunu iyice alışkanlık haline getirdi. Resmi davetlerde bile kravat takar, ceket giyerdi ama çorap asla!
Katıldığı toplantılarda herkes frakla gelirken o, paşalar gibi çorapsız otururdu. Konu sorulunca ise cevabı netti:
Çocukken çorabım delinir, annem kızardı. Büyüdüm, hâlâ deliniyorlar. Bıraktım gitti." Einstein için çorapsızlık, küçük bir konfor değil; minik bir başkaldırıydı.
ALKIŞLI YORUM
@yxlbtl Bugün 6-7 cm topuklu bi bot giydim. Üzülerek söyleyebilirim ki çoğu genç adamın tepesinde saç yok.
@bozukkaygilar Ufacık şeylerle mutlu olanlardan ufacık şeyler esirgenir, hiçbir şeyle yetinmeyenlerin önüne dünyalar serilir.
Hayat böyle biraz.