Bazı insanlar vardır…
Girdiği işe bereket getirir.
Dokunduğu yeri güzelleştirir.
Bir de öyleleri vardır ki sadece işletme açmaz; marka üretir, kültür oluşturur, şehrin hafızasına imza atar.
İşte Tayyar Zaimoğlu tam da böyle biri…
Adana'da "Nerede buluşalım?" sorusunun cevabı yıllardır değişmiyorsa, bunda Tayyar Zaimoğlu'nun payı küçümsenemez.
Kimileri bina yapar.
Kimileri masa sandalye dizer.
Tayyar Zaimoğlu ise marka inşa eder.
**
1965 yılında Darende'de başlayan hayat yolculuğu, bugün Adana'nın hizmet ve eğlence sektörünün yönünü belirleyen bir başarı hikâyesine dönüşmüş durumda.
Aslında hikâye biraz daha eskilere uzanıyor.
Rahmetli Abdullah Zaimoğlu'nun kurduğu Zaimoğlu Manifatura...
Babanın düsturu çok netmiş:
"Kaliteyi ucuza sat, herkese aynı hizmeti ver."
Bugün bazı işletmeler müşteriyi kapıdan girerken kıyafetine göre tartarken, Abdullah Bey ahşap metrelerin bile hakkını gözetirmiş. Milim hesabıyla kul hakkı yememeye çalışan bir anlayış...
Demek ki marka sadece tabela asmakla olmuyormuş.
Vicdan da gerekiyor.
Zaimoğlu ailesi önce manifaturada, sonra turizmde destan yazdı.
**
1986'da açılan Zaimoğlu Oteli kısa sürede sektörün yıldızı oldu.
Türkiye çapında dört kez Altın Anahtar Ödülü almak öyle her yiğidin harcı değildir.
Üstelik fiziki imkânları sınırlı bir otelde günde 3 bin 500 kişiye yemek çıkarabilmek başlı başına bir organizasyon dehasıdır.
Tayyar Zaimoğlu da bu tecrübeyi alıp yeni bir seviyeye taşıdı.
2005 yılında Park Zirve'yi kurdu.
Kısa sürede Park Zirve, Adana'nın sadece bir eğlence merkezi değil, adeta buluşma noktası haline geldi.
Şehirde düğün mü var?
Toplantı mı yapılacak?
Kutlama mı düzenlenecek?
Adres belli.
Sanki Adanalılar navigasyona "özel gün" yazınca cihaz otomatik olarak Park Zirve'yi gösteriyor!
**
Ama Tayyar Zaimoğlu'nu farklı kılan sadece işletmeciliği değil.
Onun bir başka özelliği daha var:
Marka avcılığı...
The North Shield'ı Adana'ya getirdi.
Restoran ve bahçe kültürüne yeni bir soluk kazandırdı.
Öyle ki Adana'da uygulanan bazı yenilikler diğer şehirlerdeki şubelere örnek oldu.
Yani sadece marka getirmedi.
Markalara yön verdi.
İstanbul'daki kaliteyi, lezzeti ve hizmet anlayışını Adana'ya taşıdı.
Peyniri Ezine'den, çayı Rize'den getirdi.
Ustaları İstanbul'dan, disiplini ise babasından...
Ortaya da "geçerken uğranan değil, gitmek için yola çıkılan" bir mekan çıktı.
Bir de Onbaşılar Kebap hikâyesi var.
Birçok kişi eski markaların nostalji raflarında kalacağını düşünürken, Tayyar Zaimoğlu 104 yıllık bir efsaneyi yeniden ayağa kaldırdı.
Üstelik sadece ayağa kaldırmakla kalmadı.
Mısır'a taşıdı.
Bugün İskenderiye'de insanlar Adana kebabının tadına bakıyorsa, bunda Tayyar Zaimoğlu'nun vizyonunun büyük payı var.
**
Adana'nın lezzeti sınırları aşmış durumda.
Tayyar Zaimoğlu sadece iş insanı da değil.
Turizmin gelişmesi için yıllarca mücadele eden bir sektör gönüllüsü.
ÇUKTOB'un kuruluşuna öncülük etti, uzun yıllar başkanlığını yürüttü.
TÜROFED'den TUGEV'e, üniversite derneklerinden uluslararası gastronomi kuruluşlarına kadar pek çok yapıda görev aldı.
Toplantılar yaptı.
Kitaplar bastırdı.
Fuarlara katıldı.
Çukurova turizminin gelişmesi için taşın altına elini değil, adeta gövdesini koydu.
Belki de başarısının sırrı şu cümlede saklı:
"Bir komiden de üst düzey yöneticiden de yeni şeyler öğrenebilirim."
Öğrenmeyi bırakanlar yaşlanır.
Tayyar Zaimoğlu ise hâlâ öğreniyor.
Bu yüzden hâlâ büyüyor.
Bu yüzden hâlâ marka üretiyor.
Ve bu yüzden Adana, Tayyar Zaimoğlu gibi girişimcilerle gurur duyuyor.
Çünkü bazı insanlar sadece iş yapmaz.
Şehre değer katar.
Tayyar Zaimoğlu da onlardan biri...
**
EKO VE ADAMLARI
Ne demişti Ekrem İmamoğlu?
"İstanbul nimet nimet..."
Eko'ya göre hakikaten öyleymiş!
BDDK raporuna göre Ekrem İmamoğlu'nun kurduğu sistem üzerinden hesaplara aktarılan paralar:
Murat Gülibrahimoğlu: 4,4 milyar
Hüseyin Köksal: 219 milyon
Murat Kapki: 196 milyon
Adem Soytekin: 198 milyon
Ertan Yıldız: 17,5 milyon
**
BİM'İN PATRONU GALİP AYKAÇ
Cumharbaşkanı Erdoğan'ın bu ülkeyi 5 yıl daha yönetme ihtimali İsmail'i de, Galip Efendiyi de dahası tüm Reis düşmanlarını kedere boğmuş.
Reis'in bir 5 yıl daha ülkeyi yönetecek olması muhalefeti kudurtuyor…
Ulan vicdansız takımı Reis'in başta olduğuna şükredin…
Ekrem ve arkadaşları iktidarda olsa ne huzur kalır,ne ticaret ne de ülke…
Ekrem İmamoğlu tutuklanmadan önce Reis'e ne diyordu?
"Akla bak…Silkeleyin belediyeleri hadi gel de silkele o zaman!"
BİM ci Galip Aykaç'ta tıpkı Ekrem gibi FETÖ'cü Tuskon Başkanı Rıza Meral gibi hükümete meydan okuyarak;
" Biz bu ülkenin temel taşıyız. Bize gücünüz Yetmez" dedi.
Tatlı su balığı Galip Efendi, hazırlan!
Seni de silkeleyecekler...
Galip Aykaç meydan okumasını şöyle sürdürdü;
"Bre ahlaksızlar bre densizler sizlere bundan sonra sizin tonunuza cevap vereceğim bunu buradan çok açık söylüyorum" dedi…
Özgür'ü destekleyenlerden biri de Galip Efendidir…
İşçiye memura yapılacak zammı gelmeden etiketler üzerinden el koyan bir muhteristir.
Milleti soyanların başındadır…