Selam vererek yanlarına oturan Melih Bey'in elindeki kitaba gözü takılan Selim:
- Hayrola ağabey, bugün bize kitap mı okuyacaksın?.. Melih Bey, gülümsedi:
- Hayır, kitabı kendime okuyacağım. Sohbet sonrası, hanım beni almaya gelmeden biraz okumayı düşünüyorum… Kitaba bakan Mehmet:
- Kitabın ismi, Bir Daha Asla! Türkiye'nin fırtınalı günlerinin yakın tanıklığı da üst başlığı. Yazarı Abdülhalik Çimen. Bu ismi tanıyorum sanki?.
- Abdülhalik Çimen, Turkuvaz Medya Tematik Kanallar Genel Müdürü. Kurucularından olduğu A Haber, A Para, A Spor, A News, Vav TV, Vav Radyo ve Turkuvaz Radyoları'nın yöneticisi yani… Mehmet:

- Şimdi hatırladım. Kitabı da duymuştum. Sanırım 15 Temmuz'u detaylı bir şekilde anlatıyor… - Sadece 15 Temmuz'la da kalmayıp, 27 Mayıs 1960 başta olmak üzere Türkiye'nin maruz kaldığı bütün darbe girişimlerinin de mercek altına alındığı bir kitap. Abdülhalik Çimen'in, o geceye dair şahitlikleri tabii ki önemli. Ama FETÖ konusunda uyarıcı yaklaşımları ile bilinen Turkuvaz Medya televizyonlarının yöneticisi olarak, MİT yöneticilerinin ifadeye çağrılması, dershaneler meselesi, Gezi Olayları, 17-25 Aralık 2013 emniyet ve yargı üzerinden darbe girişimi gibi 15 Temmuz'dan önce yaşananlar konusunda da çok değerli bilgiler veriyor… Mustafa:
- O günleri unutmak ne mümkün. FETÖ mensupları açık açık Hükümetin ve devletin altını oymaya çalışırlarken, başta Sabah ve Takvim olmak üzere gazeteleri ve A Haber, ATV gibi televizyonları ile Turkuvaz Medya Grubu yayın organları, olayların gözüktüğü gibi olmadığını, dolayısıyla dikkatli olmak gerektiğini haykırıyorlardı… Melih Bey:
- Abdülhalik Çimen'in, başta Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak olmak üzere, yaklaşan büyük tehlike konusunda insanımızı uyarmaya çalışan Turkuvaz Medya mensuplarının mücadelesini aktardığı 'Bir Daha Asla', ülke olarak karşı karşıya bulunduğumuz tehlikeler konusunda ciddi bilgiler içeren bir kitap. O gece olup bitenler yanında, öncesinde yaşanıp dikkatlerden kaçan ayrıntıları da aktardığı için, benzeri durumlarla karşılaşmamak açısından okunmasında fayda var… İhsan:

- Konu anlaşıldı. Demek ki, ekip olarak, ilk fırsatta internetten sipariş ederek, alıp okuyacak ve ilerideki sohbetlerimizde değerlendirmesini yapacağız... Şimdi hazır seni bulmuşken Şu Alihan Kuriş olayı konusundaki görüşlerini alalım…
Konu dinî değil, ticarî…
- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 'suç örgütü kurma ve yönetme', 'suç örgütüne üye olma', 'suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'Vergi Usul Kanunu'na muhalefet' gerekçeleriyle yürüttüğü' Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü' isimli operasyonda örgütün lideri olduğu öne sürülen Alihan Kuriş'in de aralarında olduğu 32 kişi tutuklanırken, 6 kişi de adli kontrol şartıyla serbest kalmıştı, biliyorsunuz. Son olarak 12 kişinin gözaltına alındığı ikinci dalga operasyon da yapıldı… Remzi:
- Merhum din büyüklerimizden Süleyman Hilmi Tunahan'ın torunu olan Alihan Kuriş, Süleymancılar ya da Süleymanlılar denilen yapının lideri olarak biliniyor. Operasyonun bu yapıyla herhangi bir ilgisi var mı?..
- Doğrudan bir ilgisi yok. Kapalı bir sistemle çalıştıkları için net bilgimiz olmasa da ülke genelinde 1.500 ya da daha fazla, yurt dışında da mesela sadece Almanya'da 300 civarında Cami, Kur'an Kursu ve yurtları olduğu söyleniyor. Bunların faaliyetleri normal olarak sürüyor. Anlaşıldığı kadarıyla konu daha çok grubun ticari faaliyetleri ile ilgili. Yüz milyarları aşan para hareketleri, evlerde ve işyerlerinde ele geçirilen kilolarca altın, döviz ve aile fertlerinin izahı zor onlarca mülk sahipliği gibi hususlar söz konusu… Mehmet:
- İşin siyasi tarafları olduğunu iddia edenler var. Buna ne dersiniz?..
- Son dönemlerde birileri tarafından siyasi denilmeyen şey kalmadı zaten. Öncelikle biraz yapının tarihine bakalım. Osmanlı'nın son dönem müderrislerinden olan ve hayatını Kur'an öğretimine adadığı bilinen Süleyman Hilmi Tunahan'ın tek parti yönetiminde çok sıkıntı çektiği CHP zihniyetine husumeti, biliniyor. Demokrat Parti yönetimi sırasında bir sebeple tutuklandığında, kendisine CHP'ye oy verelim mi diye soran bağlılarına, 'Asla, DP benim şahsımı cezalandırıyor. Ama CHP iktidar olursa dinimizi ifsat eder' demesi, meşhurdur… Selim:

- DP döneminde neden tutuklanmıştı acaba?..
- Sanırım 1957'de Bursa'da, bir meczubun Süleyman Hilmi Tunahan'ın Mehdi olduğunu iddia etmesi ile ilgili. İki aya yakın tutuklu kaldığı biliniyor. Süleyman Hilmi Tunahan'ın 1959'daki vefatından sonra yapıyı damadı Kemal Kaçar ve onun 2000'deki vefatının ardından da torunu Arif Ahmet Denizolgun yönetti. Kemal Kaçar Adalet Partisi milletvekilliği yapmıştı.
Arif Ahmet Denizolgun da 1995'te Refah Partisi'nden milletvekili seçilmiş ve 28 Şubat sonrası Mesut Yılmaz Hükümeti'nde Ulaştırma Bakanlığı yapmıştı. Bunları, yapının siyasi çizgisini anlayasınız diye aktarıyorum. Denizolgun'un 2016'da, nasıl olduğu halen tartışılan vefatı sonrası yönetime gelen Alihan Kuriş'le beraber işler biraz değişti… İhsan:

Savrulmanın böylesi…
- Biraz değil, Alihan Kuriş'le çok değişti. Mesela son genel ve yerel seçimlerde yapının Alihan Kuriş kontrolündeki kesiminin İP ve hatta CHP'ye destek olduğu bilinir. Çok ciddi bir savrulma söz konusu yani… - Her ne ise, demek istediğim operasyon siyasi olsaydı daha 2023'te düğmeye basılırdı. Konu tamamen izahı yapılamayan para hareketleri ve sahip olunan ölçüsüz mal varlıkları ile alakalı. İşin dini yönü ise bir ölçüde Diyanet, daha çok da Kur'an hizmeti için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan grup mensuplarını ilgilendirir. Dinin sınırlarını alabildiğine zorlayarak bağlılarını adeta köle haline getiren FETÖ olayı, önemli bir örnek. Diyanet İşleri Eski Başkanımız Mehmet Görmez, 2018'de katıldığı bir TV programında, bağlılarının 'Hem Hazreti Peygamber'in hem de ahir zamanda gelecek Hazreti İsa'nın yetkisi bizim efendimize verilmiştir' sözlerini sorduğu Alihan Kuriş'in, 'ben mühendis bir adamım, hocalar öyle dedi, ben bir şey diyemedim' dediğini aktarmıştı… Mehmet:
- Dini hizmetler konusunda dişinden tırnağından artırdıklarını vermesi ile bilinen milletimizin yardımları ile ayakta duran ve yıllar içerisinde ciddi mesafeler alan bir yapıdan bahsediyoruz. Operasyonlarla ortaya saçılan bilgilere bakılırsa konunun din ve diyanetle hiç alakası olmadığı, çok açık. Külliyetli miktarda kayıt dışı para, döviz, külçe külçe altın gibi varlıkların izahı yapılmadığı müddetçe de olup bitenlerin siyasi olduğu gibisinden iddiaların herhangi bir anlamı yok. Ruhsatsız silahlar da var, malum… Melih Bey:
- Bazı dış bağlantılar ve en önemlisi Almanya ile ilişkiler meselesi de var. Ancak, yapının daha çok ticari kuruluşlarını ilgilendiren gelişmelerin, Kur'an hizmetlerini etkilemesi söz konusu olmadığına göre, yargı sürecinde her şeyin daha netleşmesini beklemek dışında yapacak bir şey yok... İhsan:
- Hazır başlamışken gözaltına alınan Alpaslan Kuytul meselesine de değinelim diyecektim. Ancak, vaktimiz doldu. Gelişmeleri önümüzdeki hafta konuşuruz, inşallah. Sohbetimizi, Cenab-ı Hakk'tan ülkemiz, milletimiz ve öncelikle Müslümanlar olmak üzere bütün insanlık için hayırlar niyazıyla bitirelim…
- Amin…