Doğrudan ya da dolaylı olarak bizzat girişimin içinde olanlar ve ülkemiz içindeki sayılarının az olduğunu umduğumuz geri ve gezi zekalılar yanında, müttefik olanı ve olmayanı ile birçok ülkenin tepe isimleri de gelişmeleri heyecanla izliyorlardı muhakkak.
Askeri bir cuntanın yönetimine girmiş ve dolayısıyla pazarlık gücü yerlerde sürünecek bir Türkiye, bazıları için tadından yenilmez bir ödül olurdu muhakkak. Darbe girişimcilerinin TRT'de zorla okuttukları korsan bildiride bulunan "Uluslararası organizasyonlar ve toplum ile küresel barış, huzurun temini için daha güçlü bir ilişki ve işbirliğini kurmak" cümlesi, nasıl bir Türkiye için hazırlandıklarının habercisiydi zaten.
Başarılacağını ummuş olmalılar ki, girişimin ilk saatlerinde bir iki tereddütlü mesaj dışında nerdeyse herhangi bir ses çıkmadı uluslararası çevrelerden.
Ama gün ışıyıp, Milletimizin, emniyet güçlerinin ve gerçek Mehmetçiklerin duruma hakim olduğu anlaşıldığında demokrasiye destek mesajları birbirini izledi.
Türkiye'nin bir avuç cani teröristin ellerine geçmemiş olmasının sevinci ile dolu olduğu hemen anlaşılan mesajlar da vardı elbette. Ama bazı 'Dost ve Müttefik Ülkeler'den gelen mesajlarda bulunan, 'hani gerçekleşseydi iyi olurdu, ama madem ki gerçekleşmedi o halde kınayalım' gibisinden kekremsi tat, dikkatlerden kaçacak gibi değildi.
15 Temmuz gecesi yaşananlardan sonra meydanlarda dillendirilen 'idam cezası' konusunda Cumhurbaşkanımızın söyledikleri sonrası gelen mesajlar ise tam manasıyla ibretlikti. Birileri, darbe girişimi için teşvik ettiklerinin başına gelebilecekleri engelleme gayretine kapılmış gibiydi sanki...
Cumhurbaşkanlığı külliyesinin, TBMM'nin, MİT'in, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün uçaklar tarafından bombalandığı, helikopterler ve tanklardan doğrudan insanımızın üzerine ateş açıldığı, memleketin göz bebeği diye lanse edilen bazı askerlerden oluşan bir timin Cumhurbaşkanı'nın üzerine salındığı... bir süreç yaşandı.
Bütün bunlar bir yana, 240 insanımız da, üzerlerine asker elbisesi giymiş cani teröristler tarafından şehit edildi...
Alçaktan da aşağı
Milletimizin başarısı sebebiyle canları sıkılanların bütün bu olanların tiyatro olduğunuz iddia edebilecek kadar aklını peynir ekmekle yemiş olanların, kelimenin tam manasıyla alçak, hatta çukur oldukları açık...
Ancak uluslararası medya kuruluşlarının çoğunun Türkiye'de olup bitenlere yaklaşımları alçaklıktan ve hatta çukurluktan da öte...
Darbe girişiminin başarıya ulaşmasını çok istedikleri anlaşılan bu aşağılık mahluklar, Milletimizin adeta şahlanarak teröristleri mağlup etmiş olmasına, yenilgi ya da senaryo arasında değişik kılıflar ararken de, insan aklıyla alay eden yorumlar döktürüyorlar...
Oysa mesele basit: Batılı ülkelerden birisinin ya da birkaçının desteklerini de alabileceklerinden emin olan birileri darbeye niyetlenmişlerdi.
Niyetleri erken deşifre olduğunda vaz geçmek yerine erken harekete geçince de, hesap tersine döndü ve yenildiler...
Milletimiz, emniyet güçlerimiz ve FETÖ'nün zehirleyemediği TSK'nın asil mensupları, Başkomutan'ın çağrısı üzerine hep beraber sahaya indiler ve Milli İrade'ye kast eden alçakları kahramanca püskürttüler çünkü...