CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Madımak, Başbağlar...

Eklenme Tarihi 04 Temmuz 2016
Dile kolay, tam 23 sene olmuş.
2 Temmuz 1993'te Sivas Madımak, 5 Temmuz 1993'te de Kemaliye Başbağlar yaşanmış. Sivas'ta, yakılan Madımak Oteli'nde dumandan zehirlenerek 33 ve vurularak ölen 4 kişi olmak üzere toplamda 37; Kemaliye Bağbağlar'da ise köye gelen teröristler tarafından katledilen 33 insan hayatlarını kaybetmişlerdi.
23 senenin hikayesi, Sivas'ta yaşananlara öz, Başbağlar'da yaşananlara ise üvey evlat olarak bakılmasının hikayesi tam olarak. Sivas Madımak'la alakalı olarak yapılabileceklerin yanında yapılmaması gereken her ne varsa yapılmış ve halen de sürdürülüyor.
Başbağlar'la alakalı olarak ise yapılması gerekenler yapılmadığı gibi, yapılabileceklere pek dokunulmamış.
İşin aslı şu ki, Madımak meselesinde de, Başbağlar meselesinde de bir arpa boyu yol kat edilememiş durumda. Birinin gerçek suçluları bulunamadı, diğeri unutulmaya terk edildi adeta...
Sivas'ta göz göre göre gelmiş Madımak Olayları. Şehrin vali ve emniyet müdürünün gözlerinin önünde, bedeli ağır olacak bir provokasyon ince ince işlenmiş. Madımak'ta bulunup, durumun vahametinin farkına vardıkları için dönemin Başbakan yardımcısına ulaşan mağdurlar da "Her şey kontrol altında" diye teskin edilmişler.
23 yıl önce Madımak'ta yaşananların tam bir facia olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok.
Orada yaşanan vahşete sahip çıkan tek bir kişi bile olmadı şimdiye kadar. Ancak 23 yıldır birileri bu olay için belirli bir toplum kesimini suçlamayı sürdürdü, sürdürüyor.
Dahası, 1993'ün o karanlık günlerinde olay sırasında Sivas'ta olmayanlar da dahil bir sürü insana faturalar kesildi ve ödettirilmeye de devam ediliyor.
2 Temmuz 1993'te Sivas'ta hakikaten ne olduğu ve Madımak olayının nasıl yaşandığı gerçeklerden çok efsanelerin daha doğrusu algı operasyonlarının konusu artık.
Birileri, ısrarlı bir şekilde ve yaşananlardan tamamen bağımsız olarak, 'biz böyle düşünüyoruz, o halde öyle olmuştur' diyorlar.

Algılar yerine olgular

Olaylar sırasında silahla vurularak öldürülen 4 kişi, gündemlerinde bile yer almadı hiçbir zaman. Güvenlik güçlerinin neden harekete geçmediği sorusuna cevap aramak zahmetine bile katlanmıyorlar.
Bulunacak cevapların can yakıcı olacağını biliyorlar çünkü.
2 Temmuz 1993 sonrası Sivas'ın Alevilerin yaşadığı bir mahallesinde oluşturulan liste üzerinden olayla hiç alakası olmayanların tutuklanmaları, mahkemeler sırasında yaşanan bin bir türlü tuhaflıklar ve en sonunda 33 kişinin ağır cezalara çarptırılması... gibi şeyler Madımak davacılarının umurunda bile değil...
5 Temmuz 1993'te Başbağlar köyünü basanların, 'Sivas'ın öcünü alıyoruz' diyerek oradaki 33 kişiyi katletmeleri de umurlarında değil Madımak davasını güdenlerin.
Başbağlar'daki insanların katli sonrası yakalanan birilerinin kolaylıkla salıverilmesini ve sonrasında 33 kişinin katli ile alakalı nerdeyse yaprak bile kımıldamamasını da normal karşılıyorlar.
Kin ve nefret duyguları artık iyice yüzlerine vurmuş birilerinin, insan sevgisinden bahsederek topluma kin ve nefret aşılama çabasından vazgeçmelerini beklemek zor. Ancak dönemin önemli görevlerinde bulunanlardan bazıları henüz sağken, şu Madımak ve tabii ki Başbağlar meselesinin aslını öğrenmek çok ama çok önemli...
Algılar yerine olgular üzerinden konuşuruz hiç değilse...