Enerji uzmanı arkadaşım ile konuşurken, Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan bir enerji açıklaması, tam da bizim konuştuğumuz konularla örtüşüyordu.
Bakanlığın önemli açıklamasına bir göz gezdirdikten sonra, yakın coğrafyamızda yaşanan gizli enerji savaşlarına yönelik stratejist dostumun analizini vermek istiyorum.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Selçuk Ünal, "Kıbrıs Rumları'nın açtığı sözde ihaleye konu olan deniz alanlarının Ada'nın batısındaki bir bölümü Türkiye'nin Akdeniz'deki kıta sahanlığı alanı ile çakışmaktadır. Türkiye, bu alanlarda hiçbir faaliyete müsaade etmeyecektir. Uluslararası petrol şirketlerinin bu alanlarda ileride faaliyette bulunmaları, KKTC ve TPAO ile karşı karşıya gelmelerine ve arzu edilmeyen gerginliklerin ortaya çıkmasına sebep olabilecektir" diyordu.
Enerji uzmanı dostum, "Bu açıklama çok önemli. Birkaç gün önce de Başbakan Erdoğan, Almanya'da Merkel'in gözünün içine bakarak, (Kıbrıs Devleti yoktur) demişti. Doğu Akdeniz kızışıyor" yorumunda bulundu ve ekledi: "Bazı ülkeler bu kaynaklara doğrudan sahiptirler. Gelişmiş sanayi ülkeleri de dolaylı olarak bu enerjileri paylaşmaktadır. Bu gibi paylaşımlar süresince bölgesel çıkar çatışmaları da gerçekleşiyor.
Günümüzde bu çatışmalara 'dünya enerji savaşları' deniyor."
Yeni arayışlar
Sorularıma aldığım cevaplar doğrultusunda şu tablo ortaya çıkıyor:
Ekonomik durumumuzun yegâne handikabı da bilindiği gibi cari açık sorunudur. Cari açık da enerji ithalatından doğmaktadır. Ülkemiz geliştikçe enerji ihtiyacı artmaktadır.
Günümüzde birinci enerji olarak elektrik kullanılmaktadır. Bu elektriği üretirken pahalı doğalgazı kullanıyoruz. Ülkemiz için; mevcut yerli enerji kaynaklarımızın verimli kullanımı yanında, yeni bölgelere yönelmemiz lazım.
Sanayi gelişiyor
Türkiye dinamik nüfusu ve hızla büyüyen ekonomisi ile ilerleyen yıllarda daha fazla enerjiye ihtiyaç duyacaktır. Bu hedefe ulaşmanın birincil şartı da daha fazla sanayileşme ve üretime dayalı büyümedir. Böylesi bir büyümenin gerçekleşmesi için temel ihtiyaç ise enerjidir.
Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında girmeyi başaran Türkiye, sınırları içinde çok fazla enerji kaynağına sahip bir ülke değildir. Petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu üretebilen Türkiye, ihtiyacının büyük kısmını ithal etmek zorundadır. Ortadoğu'da ve Kafkasya'da bulunan zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip ülkelere komşu olmasına rağmen Türkiye, bu iki enerji kaynağının tedariki noktasında komşularına bağımlıdır.
İthal etmek zorunda kaldığı enerjiyi satan komşu ülkelerin, Türkiye ile ilişkilerinde ellerinin daha güçlü hale geldiği düşünülmektedir. Bu bağlamda, Rusya ve İran'a aşırı bağımlılık ne getirir, ne götürür konusu çeşitli platformlarda tartışılmaktadır.
Doğalgaz ithalatına bakıldığında Rusya lehine bir bağımlılığın var olduğu görülmektedir. 2010 yılı rakamlarına baktığımızda, Türkiye'nin ithal ettiği doğal gazın neredeyse yarısını (yüzde 46) Rusya'dan, yaklaşık 5'te 1'ini (yüzde 21) İran'dan, yüzde 12'sini Azerbaycan'dan ve yüzde 10'unu Cezayir'den satın aldığını görmekteyiz.
Türkiye ilerleyen yıllarda alternatif enerji kaynaklarına yönelmek zorundadır.
Hedef Afrika:
Afrika Kıtası sahip olduğu zengin doğalgaz ve petrol kaynakları ile Türkiye için enerji sağlayabilecek ülkelerin bulunduğu bir kıtadır.
Petrol ve doğalgaz dışında zengin nükleer yakıt rezervlerine sahip Afrika ülkeleri ile geliştirilecek ilişkiler, önümüzdeki yıllarda birkaç nükleer santrale sahip olacak Türkiye'nin yakıt tedariki noktasında sıkıntı yaşamasını önleme ve ülkenin enerji güvenliğini tesis etme potansiyeline sahiptir. Afrika açılımı ve kıta ülkeleriyle gelişen ilişkilerin Türkiye'ye enerji alanındaki etkileri fosil yakıtlar ve nükleer yakıtlar şeklinde iki alanda incelenebilir.
Afrika'da neredeyse her üç ülkeden birisi petrol rezervine sahiptir ve bunlardan birçoğu petrol üreten ülkeler arasındadır. Afrika Kıtası'nda bulunan 54 ülkenin toplam petrol üretimi yıllar içinde artış göstermektedir. Petrol üretimi 600 milyon tona yükselmiştir.
Bu rakamlara 2011'de Uganda'da ve Kenya'daki petrollerin dâhil olmadığını hesaba katarsak, günümüzde bu rakamın daha da yüksek olduğunu tahmin etmek güç olmayacaktır.
Afrika Kıtası'nda doğalgaza sahip ülkeler (Cezayir, Mısır, Libya, Nijerya), 2007 yılı verileri esas alınırsa yaklaşık 15 trilyon metreküp doğalgaz rezervine sahiptir. Tanzanya, Gana ve Mozambik'te bulunan doğalgaz da dâhil edildiğinde, kıtanın sahip olduğu rezerv miktarı oldukça yükselecektir.
SONUÇ: Türkiye, Tanzanya ve Mozambik'ten de doğalgaz ithalatını düşünebileceği gibi bu ülkelere depolama ünitelerinin inşası konusunda yardım sağlayabilir. Afrikalı ülkeler ile başlatılacak enerji ticareti ile Türkiye, Rusya ve İran'a olan bağımlılığını azaltma şansına sahiptir.