Erdoğan'ın yapacağı açıklamaların, içinde bulunduğumuz 2000'li yıllarda Türkiye'nin yeni bir dönemecin eşiğini geçmesine ve bunun siyasi sistemimize ilişkin son derece önemli sonuçları içermesine yol açacağı düşünülüyor.
30 Eylül paketinin,1950 yılında çok partili demokratik hayata geçen ve belli noktalara ulaşan demokratik sistemimiz içinde demokrasi ilkesiyle bağdaşmayan unsurları demokratik kurum ve mekanizmalarla değiştireceği, yani "demokrasinin pekişmesi/yerleşmesini" sağlayacağı belirtiliyor. Elbette, 30 Eylül paketi bir son değil.
Sonrasındaki adımlarla, Türk halkının 2023 vizyonu doğrultusunda demokrat ve modernleşme tarihinde son derece önemli bir merhaleyi aşması ihtimal dâhilindedir.
Türkiye'nin demokratikleşmesi bir süreçtir. Bu süreç içinde üzerinde önemle durmamızı gerektiren aşamalar şöyle:
1950-1960: Demokrat Parti ve Merhum Adnan Menderes, tarihsel ve toplumsal bir gereklilik olarak doğdu. Statükocu CHP'ye, tek parti dönemine ve güçlü devlet geleneğine karşı, topluma dönük modernleşmeyi ve demokrat olmayı savunuyordu. "Eğer DP'ye karşı 1960 darbesi yapılmasaydı, bugün nasıl bir Türkiye olurdu?" hep beraber düşünmeliyiz.
1980-1990: Merhum Turgut Özal dönemi.
Bu dönemin en önemli özelliği ar darda yapılan cesur ve kararlı reformlarla siyasetin ve ekonominin yön ve kabuk değiştirmesi oldu.
Türk toplumu sürekli yeni kavramlarla tanıştı ve düşünce yapısı değişti.
1990-2000: Darbe, koalisyon, ekonomik krizler dönemi.
2002-2012: Türkiye, 2002'den bugüne AK Parti güçlü çoğunluk hükümetiyle yönetiliyor.
Bu partiye karşı darbe girişimleri ve kapatılma davaları açıldı. 2007'de Çankaya'ya Abdullah Gül'ün çıkışı, AK Parti'nin 2007 seçimlerini daha güçlenerek kazanması, demokrasinin de güçlenmesine yol açtı. Hatırlayalım neler yapıldı:
Olağanüstü Halin Kaldırılması, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin ve Özel Yetkili Mahkemelerin Kaldırılması, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'nin Başlatılması, Vatandaşlıktan Çıkarılanlara Haklarının İadesi, Cumhurbaşkanı'nın Halk Tarafından Seçilmesi, 35. maddenin kaldırılması, Darbecilerin yargılanması (Balyoz, Ergenekon, 12 Eylül, 28 Şubat), Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru Hakkı Getirilmesi vs...
SONUÇ: Bu 'SESSİZ DEVRİM'lerin vatandaşımızı tehdit olarak gören devletçi yaklaşım yerine, farklılıkları zenginlik olarak kabul eden, vatandaşı ve vatandaşa hizmeti esas alan bir anlayışın yürürlüğe koyulmasını içerdiği açıktır. Köklü reformlarla, sivilleşme ve demokratikleşme hamleleriyle çok daha güçlü, daha demokratik, çok daha özgür bir Türkiye 'nin inşa edilmesine toplumun gösterdiği ilgi ve destek hiç eksik olmamalıdır.
NOT: 'SESSİZ DEVRİM (2)' yazısı, 30 Eylül'de açıklanacak paketin önemli maddelerine ve sürprizlerine yönelik olacak...