1979'da gerçekleşen devrim ve ABD'nin yüksek teknoloji transferine ambargo kararının ardından Alman firma santral inşaatından çekilmişti. Tahran'ın Rusya ile 1995 yılında 1 milyar dolar karşılığında sağladığı anlaşma, bir kaç kez ertelendi.
Son olarak ABD'nin tepkisine rağmen Putin, santralin bu yaz tamamlanacağını açıklamıştı.
Buşehr santrali, BM Güvenlik Konseyi'nin 9 Haziran 2010'da uygulamaya koyduğu yaptırım kararının dışında tutuldu.
Rusya nükleer kurum yönetimi "Bu olay artık test aşamasının bitişini ve fiziksel başlangıcı simgeleyecek" açıklamasını yaptı.
ABD'nin Rusya'ya yaptığı "İran'ın nükleer enerjiyi silah yapımı için kullanıp kullanmadığının ortaya çıkmasına kadar beklemesi" önerisine karşılık, Rusya, yakıt yüklemesinin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun gözetimi altında yapılacağını söyledi.
İran'ı vurma senaryoları
MOSSAD'a yakın internet sitesi Debka'ya göre, 21 Ağustos tarihi yaklaştıkça, İranlı yetkililerin "olası bir İsrail ya da ABD saldırısı" yüzünden sinirleri gerilmiş durumda.
ABD'nin BM eski büyükelçisi John R. Bolton, 13 Ağustos'ta, İsrail'in İran'ın Buşer nükleer reaktörünü vurması gerektiğini, aksi halde bir daha bu şansı yakalayamayacağını söylemişti.
Rus Atom Kurumu sözcüsü Novikov'un, İran'a ait Buşer Sanrali'ne nükleer yakıtın 21 Ağustos'ta yükleneceğini, sonra da santralin, nükleer enerji santrali olacağını söylemesinden sonra Bolton'un bu açıklamayı yapması gözlerden kaçmamıştı.
Büyükelçi Bolton'un , "İçerisinde nükleer yakıt varken yapılacak herhangi bir saldırının, atmosfere nükleer parçacıkların karışmasına sebep olacağını, bunun da tüm bölgeyi etkileyebileceğini'' iddia etmesi dikkatleri çekmişti. Gerçekten bazı eski örneklere bakınca, yakıt gemeden operasyonlar yapılmış. Şöyle ki: 1981'de İsrail'in, Irak'ta Saddam'ın kurduğu Osirak reaktörüne düzenlenen saldırı, 2007'de Suriye'de K. Kore'nin yardımıyla kurulmuş nükleer reaktöre İsrail'in saldırısında, reaktörlere nükleer yakıt yüklenmeden önce gerçekleştiği anlaşılıyor. Bu duruma Türk stratejistler, "Ya İsrail'in olası saldırısı, nükleer bir sızıntıya yol açarsa? Türkiye bundan etkilenir mi? demeyi ihmal etmiyorlar.
Amerikan dergisi Atlantic
ABD'nin en saygın dergilerinden The Atlantic'in Eylül sayısının kapağına taşınan haberde Jeffrey Goldberg imzalı yazıda, İsrail'in İran'ı vurma olasılığı yüzde 50'den fazla olduğu, saldırının senaryosunun hazırlandığı, buna göre İsrail uçaklarının Türkiye'den değil, Suudi Arabistan üzerinden İran'a gireceği vurgulanmıştı. Senaryoya göre, İsrail'den havalanan 100 kadar F15 ve F16 tipi savaş uçağı, Türkiye sınırına girmeden, büyük ihtimalle Suudi Arabistan üzerinden İran'a gidecek. İsrail'le işbirliği anlaşmaları yaptığı düşünülen Suudi Arabistan ise uçakların geçişi sırasında radarlarını kapatacak. Eğer nükleer tesisler tamamen yok olmadıysa Kuzey Irak'tan çıkacak komandoların işi bitirmesi planlanıyor. Tüm bunlar gerçekleştiğinde ya İran saldırmaya cesaret edemeyecek, ya da Ortadoğu'da çağın en büyük savaşlarından biri patlak verecek.
Obama 'Dur' dedi mi?
Irak ve Afganistan'daki savaşlarla uğraşan Obama'nın tüm lobi faaliyetlerine rağmen Ortadoğu'da yeni bir savaşa girme ihtimali düşük.
Obama'yı Kasım ayında yapılacak seçimler düşündürüyor.