Yeni dünya düzeni kuruluyor. Asya ve Ortadoğu-Afrika'da haritalar değişiyor. Bölgesel ve küresel dengeler sarsılıyor.
100 yıllık düzenin tuğlaları dökülürken Avrupa'nın patronu Merkel, Ankara'ya geliyor.
Hayrettir, Bayan Başbakan'dan bir tek stratejik konu kamuoyuna yansımıyor. Çok taraflı politikdiplomatik paketle gelseydi duyulurdu.
Merkel ciddi argümanları masaya koysaydı, bölgesel lider Türkiye Başbakanı Erdoğan, hemen tavrını koyar, düşüncelerini açıkça söylerdi.
Almanya'nın Suriye konusunda bir düşüncesi yok mu? Irak'ın geleceğiyle yakından ilgilenmiyor mu? Irak Cumhurbaşkanı Talabani'nin Almanya'da tedavi oluşunun bir anlamı bulunmuyor mu?
Almanya, İran'la yakın ilişkiyi derinleştirmek için neler yapıyor?
İsrail'e askeri-donanma desteklerini neden artırıyor? Nükleer denizaltıları neden veriyor?
Doğu Akdeniz'deki petrol ve gaz peşinde koşan İsrail ve Kıbrıs Rumları'na kaderini neden bağlamış olabilir? Daha birçok soru akıllarda dolaşırken, Merkel'in tek bir cümlesi göze batıyor: "Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne tam üyeliği konusunda tereddütlerim var."
Bu sözü nasıl okumak lazım?
Neyin tereddütü
Dillerinin altında bir şeyler var ama açıkça söylemiyorlar. I. Dünya Savaşı'na onlarla girdik, mahvolduk. II. Dünya Savaşı'nda, son anlarda Almanya yanında savaşa girmekten kurtulduk. Türkiye'yi Allah korudu.
Neyin tereddüdü içindeler?
Merkel'in partisi, siyaseti İncil'in temel ilkelerine göre yapmaya yeminli bir partidir.
Tam üyeliğimize karşı çıkanlara göre Türkiye, Avrupa medeniyetinin doğal bir üyesi değil. İleri gidenler, Türkiye'nin katılımını Avrupa'nın İslamlaştırılması olarak görüyorlar. Merkel'in Kıbrıs Rumları'na arka çıkarak, Türkiye'ye karşı "Kıbrıs kartı" kullanması da çok şaşırtıcı bulundu.
SONUÇ: Onların korkusunu biliyoruz.
Büyük Türkiye'nin Avrupa'da söz sahibi olmasını istemiyorlar. 75 milyonluk genç ve ezici çoğunluğu Müslüman nüfusu ile Türkiye'nin, Almanya'nın Avrupa'nın tek patronu olmasını engelleyeceğini düşünüyorlar. Çok anlamlı bir atasözümüz var: KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK