Geçen hafta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu'nun SSK'nın batırılışına ilişkin yaptığı "Kılıçdaroğlu döneminde 42 milyar olan SGK açığı büyük sıkıntılara yol açtı" açıklaması, son NATO rezaletinin girdabında kayboldu.
Eski Çalışma Bakanı (günümüzde Doğu Perinçek'in Vatan Partisi Gen. Başk yardımcısı) Yaşar Okuyan, Neşter'in, 1992'de başladığını, ancak 1999 tarihinde 'Rahşan affının' çıktığını vurgulamış, bombayı patlatmıştı: "O af ile kamu görevlilerinin görevi ihmal ve görevi suiistimalle ilgili davalara af geldi.
1999 yılında çıkarıldı. Ondan önceki sürede kamudaki davalar da ortadan kalktı.
Kılıçdaroğlu da Neşter Davası'nda muhatap olmadı. Onun dönemi iptal edilmiş oldu.
O dönemle ilgili soruşturma yapılmamasında Rahşan affı etkili oldu. Görevi ihmal ve suistimal olabilirdi. O affa uğradığı için soruşturulmadı" Yıllar sonra, tam Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK'yı batırdığı tartışmalarına girecektik, Norveç'teki NATO rezilliği sislerin dağılmasını yine engelledi.
Sisler, Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden muhakkak kalkacaktır.
CIA-NATO-AVRUPA-İSLAMOFOBİ
Norveç'teki NATO tatbikatında, Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ı hedefteki düşman olarak gösteren skandal, terbiyesizlik;
Amerika'nın stratejik ortaklığa yakışmayacak davranışlar içinde bulunması NATO-ABDTürkiye ilişkilerini yeniden tartışma konusu yaptı.
Bu gelişmelerin tarihsel arka planı var. İngiliz eski başbakanlarından Margaret Thatcher, 1990 yılında İskoçya'da yapılan NATO toplantısında; "Sovyetler Birliği yıkılmıştır, karşımızda düşman kalmamıştır. Ama düşmansız bir ideoloji yaşayamaz.
Yeni bir düşman bulmamız lazım.
Düşman aramaya ise gerek yok; yeni düşmanımız İslam'dır" sözleriyle yeni dönemi başlatarak, Haçlı-Siyonist cibilliyetlerini gösterdiler.
Amerika ve Avrupa'da kademeli olarak İSLAM DÜŞMANLIĞI tırmandırıldı.
CIA-Pentagon-NATO, Türkiyemizde gladyosutaşeronu Fetullah'ın 15 Temmuz darbesine imza atıldı.
Gelişmeler dikkate alındığında, Norveç'te yaşanan rezalet, NATO'nun İslam'ı ve Müslümanları düşman olarak gören anlayışının dışa vurumudur.
2019 TUZAKLARINA DİKKAT
Haçlı-Siyonist - evanjelist Batı'nın tek derdi, Milli lider Tayyip Erdoğan'ı Cumhurbaşkanlığı seçiminde devirmek. CIA-Pentagon- NATO-silah ve petrol baronları-Avrupa Birliği 2019'a kilitlenmiş durumdalar. Deliriyorlar.
Tayyip Erdoğan'ın bu seçimi de kazanacak olması, içeride CHP-HDP- FETÖ-Aydın Doğan medya-kankalarını, dışarıda Haçlı-Siyonist-evanjelist ABD, Avrupa Birliği, İsrail'in uykularını kaçırıyor.
Etekleri tutuştu. Rıza Sarraf üzerinden siyasi ve ekonomik abluka kurmanın şeytanlığını yapıyorlar. Gladyo FETÖyü, PKK- HDP'yi, Kemal Kılıçdaroğlu-CHP'yi, Meral Akşener'i, yabancılara eklemlenmiş medyalarını sahneye sürüyorlar.
Hatırlatalım.
15 Temmuz CIA kuklası Fetullah Darbesi, Erdoğan'ı deviremedi.
Psikolojik harp tekniklerinizi parçalayacağız. ABD'deki Sarraf'la, Fetullah'la, NATO gladyolarınızla Cumhurbaşkanlığı seçiminin Millet iradesi yönünde tecelli etmesini önleyemeyeceksiniz.
BİR ANEKDOT
Özal'ın konutundaki aşçı yardımcısı casus
Rahmetli Özal, Başbakanlık konutuna Frankfurt'taki fuardan çok yeni çıkan ses cihazı getirtiyor. Bir gün sonra, usta teknisyen (merhum) Erkal Zenger, dışarıda iken acele olarak yeni gelen cihazı çalıştırmak gerekiyor. Bir aşçı yardımcısı işi hallediyor. Teknolojiyi yakından takip eden uzman Zenger acele geri dönünce aşçı yardımcısının işi hallettiğini duyunca, şaşırıyor. Özal'ın tanık olduğu sırada aşçıya soruyor: "Bu çok yeni bir cihaz. Bunu ben bile kataloğa bakarak zar zor çalıştırabiliyorum.
Sen nasıl ayarladın? Aşçı "Büyük otellerde çalıştım.
İngilizcem iyidir" derken;
Zenger "Sadece cathering (yemek) İngilizcesini değil, dijital elektronik terimlerini de iyi biliyorsun demek ki" demekten kendini alamıyor.
Özal durumu anlıyor. Aşçıya gereken yapılıyor.
DERİN SÖZ
Partiler gemideki yolculara benzerler, eğer gemiyi devirecek olurlarsa hepsi de yok olacaklardır.
Rahmetli Alparslan Türkeş