NATO üyesi, Batı bloğuyla iyi ilişkileri olan, diğer taraftan Ortadoğu bölgesindeki ülkelerle de iyi ilişkilere sahip olan Türkiye'nin bu özel konumuyla iyi bir model olduğu ortaya çıkmıştır.
Türkiye'nin, Ortadoğu bölgesi ülkeleriyle tesis ettiği ilişkiler sayesinde olumlu etkiler yaratabileceği ve bu sonucun Batı'nın da istediği demokratik değerler sisteminin bölgede geliştirilmesi amacına da hizmet edeceği söylenebilir.
Bu açıdan bakınca, Türkiye ve İran'ın son dönemlerdeki ilişkilerinin karşılıklı ve bölgesel çıkar ve işbirliği mantığına dayandığı anlaşılmaktadır.
Türkiye, İran nükleer krizinin çözülmesi hususunda kendisinden istenen desteği sağlarken ve taraflar arasında kolaylaştırıcı rolünü ifa edebilmek adına üstüne düşenleri yaparken Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İran gezisi, içeriği kadar zamanlaması da dikkati çekmektedir. Bu gezinin şifrelerini Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Prof.Dr. Sedat Laçiner ile konuştuk.
Prof. Dr. Laçiner, "Türkiye uyguladığı yumuşak güç politikası ve araçlarıyla Ortadoğu bölgesinde model bir ülke olmanın temelini atmış ve uygulamalarıyla bu bölgenin kamuoyunun dikkatlerini üzerine çekmiş gibi görünüyor" dedi.
Laçiner, olası gelişmeleri şöyle değerlendirdi: "Türkiye-İran-Mısır, Ortadoğu'nun kilit ülkeleridir.
Mısır yeni döneme giriyor. Kapalı kapılar ardında, Mısır olayları enine boyuna konuşulur.
Türkiye dostça, nükleer enerji konusunda batı ile ilişkilerin sertleşmemesini önerir. Obama'nın, asker kullanmadan, Ortadoğu ülkelerindeki iç dinamiklere ağırlık vermesi değerlendirilir."
Prof. Dr. Laçiner, "İran nükleer krizi üzerine Türkiye, Başbakan Erdoğan'ın sesinden, İran'ın barışçıl nükleer programına destek vermiş, kendileri nükleer silahlara sahip olan ülkelerin İran'a yönelik adaletsiz tutumlarını eleştirmiş ve İran'a karşı askeri müdahaleyi 'çılgınlık' olarak niteleyerek tasvip etmediklerini dile getirmiştir" dedi ve şu yorumu yaptı: "Bu durum Batı ve İsrail medyasında "Türkiye İran safında yer alıyor" yorumlarına konu olmuş olsa da aslında Türkiye başından itibaren izlediği çizgiyi korumuştur. Türkiye ve İran arasında gelişen ilişkiler "Türkiye'nin Batı'dan uzaklaşması" ve "dış politikasının eksen değiştirmesi" şeklinde yorumlanması doğru değildir." "Türkiye, mevcut dış politikası ışığında İran'la yürüttüğü ilişkilerinden olumlu sonuçlar almaya başlamıştır" diyen Prof. Dr. Laçiner, şu saptamayı yaptı: "İran'ın bir sonraki aşamada nükleer krizini çözerek dış piyasaya hızlı bir şekilde açılma planı yaptığı tahmin ediliyor.
Zengin kaynakları ve 75 milyon nüfuslu iç pazarıyla dış yatırımlar için bir cazibe merkezi olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'nin Batı ile (özellikle ABD ile) ilişkilerini rehabilite aşamasına girmeye hazırlanan İran'a yakın durması anlamlı bulunmalıdır."
Yeni Ortadoğu dinamikleri
USAK Başkanı Prof. Dr.Sedat Laçiner, Ortadoğu'ya yönelik 2011 öngörülerini şöyle sıraladı: "Mısır, yeni anayasa ve partiler ile seçime gider.
Demokrasi heyecanı, İran, Ürdün, Suriye iç dinamiklerini harekete geçirir. İsrail'de yeni hükümet kurulur, Liberman devre dışı kalır. Netenyahu, Türkiye'ye sıcak mesajlar verme noktasına getirilir.
Başkan Obama, Filistin devletinin ilanını sağlayacak adımlarını tamamlar.
Yeni İsrail ve Mısır yönetimleri, Gazze ambargosunun kaldırılmasına imkân verirler. İran'da reformist gelişmeler savaş rüzgârlarını azaltır.
Türkiye, bir taraftan yeni Mısır yönetimi ile diğer taraftan İran ile geliştireceği diyalog kapıları ile bölgesel güç konumuna derinlik kazandırır."