Bu tarihte Türkiye'de, vesayetçilik, cuntacılık, komitacılık zihniyeti yargılandı ve darbeye teşebbüse çok ağır bir darbe vuruldu...
Bu kilit cümlenin altındaki detaylarda ne yazılırsa yazılsın, lehte aleyhte düşünenler ne demiş olurlarsa olsunlar, kararlar beğenilmiş beğenilmemiş fark etmez,100 yıllık bir darbecilik zihniyetinin, yeni bir yüzyılda Türkiye halkınca cezalandırıldığı gerçeğini görmekten, yorumlamaktan, analiz etmekten kendilerini alamayacaklar.
5 Ağustos 2013'e kolay gelinmedi.
Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti, 'derin devlet yapılanmaları'ndan, darbelerden çok çekti. 1908'de Selanik'ten yola çıkan Hareket Ordusu ile bir askeri darbe ile tanışılmış ve bu tarihten itibaren İttihat ve Terakki'nin çete/komita/cunta geleneğinden Soğuk Savaş döneminde Gladio tipi daha bir modernize edilmiş insanlık düşmanı özel harp örgütlerine mahkûm edilmiş, 100 yıllık bir süreçten geçtik. Aslında, Susurluk, son yirmi yılın Türkiye'sinin siyasi hayatında çeteciliğin ne denli belirleyici bir rol oynadığını gösteriyordu. İttihat Terakki'den gelen Komitacılık, cuntacılık geleneğinden beslenen çeteler, "siyasetin ve otoritenin" yozlaşması sonucunda ortaya çıkmışlardı. Susurluk derinliğine soruşturulamadığı ve yargılanmasının tam yapılamaması sonucu, gerçekte ERGENEKON yapılanması da gözden kaçırılmış oldu. Böylece, sivil ve askeri bürokrasinin yargı, sermaye, akademi, medya, sivil toplum, mafya sınıflarındaki üst örgütlenmesi olan Ergenekon perdelendi. Susurluk, Türkiye için bir fırsattı. 1997' lerde yapılamayan ancak 2007'lerde gerçekleşti, 5 Ağustos 2013 günü tarihi kararlar açıklanabildi.
DEĞİŞİM SÜRECİ BAŞLADI
3 Kasım 2002 seçimleriyle AK Parti iktidar dönemi başladı. Bu dönemin Türkiye tarihinde ne ifade ettiğini, Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, şöyle anlatıyor: Türkiye, modern dönemde dört büyük restorasyon yaşadı. Birisi Tanzimat.
Devlet yeniden tanzim edilirken ilk defa Avrupa ekonomisine entegre olma dönemi yaşandı. İkincisi, Cumhuriyetin kuruluşudur. Yeni bir devlet inşa edildi.
Üçüncü büyük restorasyon da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra demokrasinin Türkiye'ye yerleşmesi ve demokrasiyle birlikte insanımızın hareket etme kabiliyeti, mobilizasyon gücünün devreye girmesidir.
Dördüncü büyük restorasyonun içine, AK Parti'nin iktidara gelmesi ile girildi...
Türkiye'nin değişim ve dönüşüm yaşadığı bu restorasyon döneminde, AK Parti'ye karşı hazırlanan "Sarıkız ve Ayışığı" darbe planlarının arkasında Ergenekon'un olması tesadüfî değildir.
2007'de Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yine Ergenekon dişini gösteriyordu. Artık, tam deyimiyle; 'Cuntacılık, vesayetçilik, komitacılık' zihniyetine neşter vurulması, son darbenin indirilmesi zamanı gelmişti. 2007'den sonra başlatılan Ergenekon soruşturmaları, ele geçirilen belgeler, eylemler ve ilişkiler ağını, derinlikleri bir anda gün yüzüne çıkardı.
Genel felsefesi, "Toplumsal hayatı sarsıcı eylemlerle Türkiye'yi yönetilemez hale getirmek, kaosla askeri darbeye zemin hazırlamaya çalışan bir örgüt olan Ergenekon", nihayet hukukun pençesine takıldı.
SONUÇ: İşte, 5 Ağustos 2013 günü, bu davayla, Türkiye'nin karanlık geçmişine neşter atma şansı doğdu. 5 Ağustos'un arkasındaki gücü ne sağlamış olabilir?
Bir anekdotla yazımı noktalamak istiyorum:
(Gazeteci-Yazar arkadaşım Mustafa Ünal'ın) Başbakan Erdoğan, 27 Nisan 2007 gecesi Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı döneminde verilen e-muhtıra üzerine askere "Kendi işine bak" demiş, ardından erken seçim ilan etmiş, daha sonra da Ergenekon soruşturmasını başlatmıştı. Büyükanıt, emekli olduktan sonra, bir AVM'nin önünde bir vatandaşın 'Paşam bunlara gününü bildiremediniz' sitemiyle karşılaşmıştı.
Büyükanıt'ın cevabı şöyle olmuştu:
Tayyip Erdoğan öncekilere benzemiyor. Ben, ne yapayım kızım...
5 Ağustos'ta ne oldu? diyenlere ithaf olunur.