TAKVİM'in birkaç gündür devam eden manşetleri önemli bazı gelişmelerin işaret fişekleri özelliğinde. Gelecekte "Yenipazar" ismi, Susurluk denen bir karanlık dönemin aydınlanmasında bir "odak" olmaya aday.
Susurluk davasındaki bazı olaylardan yargılanarak cezalandırılan Mehmet Ağar'ı ilk gün eski Başbakan Yardımcısı Nahit Menteşe eşi Birsen Menteşe ile beraber ziyaret etti. Nahit Menteşe,1960 sonrasından günümüze kadar yakın dönem Türk siyasetinin çok yakın tanığı ve hafızası özelliğinde bir isimdir. Siyasetimizin duayeni Süleyman Demirel'in bilgi bağlamında 'karakutu'su olarak tanınır. Cezaevi ziyareti sonrası Nahit Menteşe ile konuştum: Görüşmek için 6 saat bekledim.
Mehmet'i demir parmaklıklar arasında gördüm. Elini sıktım. Ancak uzaktan konuşma imkanı buldum. Çok duygulandım.
Ağlamamak için kendimi tuttum. Gözlerim nemlendi. Allah yardımcısı olsun. Bazen böyle başa bazı konular gelebiliyor. Allah kurtarsın."
Sizden bir talebi oldu mu? sorumu Nahit Menteşe, "Hayır olmadı. Düşüncelerimizi ifade ettik. Önceki günlerde söylediği sözleri tekrarladı" diyerek yanıtladı.
Ağar ne demişti? Cezaevine girmem bir vatan görevidir. Görevimi yapıp çıkacağım.
Kimseye kırgın değilim. Huzur içindeyim, milleti üzecek bir davranışım olmadı.
Allah devlete ve millete zeval vermesin."
Bu sözlerin bazı mesajlar içerdiğini görmeliyiz. Bu mesajlardan birisinin adresi Süleyman Demirel olduğunu düşünerek, Nahit Beye, "Süleyman bey, ziyaretiniz için ne söyledi? diye sordum: Mehmet'in saygı ve hürmetlerini aktardım. 'Çok iyi yaptın' dedi.
Nahit Menteşe ,''Demirel,kendisine yönelik konuşmalara cevap vermeyi düşünüyor mu? sorumu da cevaplandırdı: Süleyman Bey, kendisini ve yaptıklarını en etkili biçimde açıklayacak bilgi ve birikime sahiptir.
Başbakan'ın konuşmaları var. Yanlış yapılıyor.
Cevap vereceğini düşünmüyorum.
Çünkü,siyaset dışında. Siyaset içinde olanlar birbirleri ile muhataptır. 28 Şubat'ta, askerin kışladan çıkmasını engelleyen bir yöneticidir. Karadayı ile işbirliği yaptı.
Hükümet düştü ama darbe önlendi."
12 Eylül ve 28 Şubat gibi olağanüstü süreçlerin içinde bulunan Menteşe'nin tarihe ışık tutacak bazı notları: Daha önce anlatmıştım.
12 Mart 1971 muhtırası öncesi, MGK toplantısında Muhsin Batur'la yemekte yan yanayız. Bana "Vaktiyle Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları Menderes'in etrafındaydı, hepsi ona bağlıydı; ama darbe oldu" dedi. Baktım huzursuz. Demirel'e hemen bu konuşmayı aktardım. Nitekim 9 Mart cuntası bastırıldı; ama 12 Mart'ı engelleyemedik.
12 Eylül'de AP genel sekreteriydim.
Darbenin ayak seslerini çok önceden duymuştuk. Kumanda zinciri kurulmuştu Eğer ,Meclis'te erken seçim kararı aldırabilseydik darbeyi önlenebilirdik. Ama olmadı.
28 Şubat öncesi Ulaştırma Bakanlığı'nda görev verdiğim bir kişinin cenazesine gittim.
Necmettin Erbakan, başbakan. Tansu Çiller yardımcısı. Bazı komutanlar cenazede onu kötüleyen konuşmalar yaptı. Hâlbuki ilk Başbakan Genelkurmay başkanı ile bana geldiler ve "Sayın Menteşe, bu hanıma siz yardımcı olacaksınız. Onun başarılı olmasını istiyoruz." demişlerdi. Birdenbire Erbakan'ı Başbakan yaptı diye döndüler.
SONUÇ: Eski Siyasetçilerimiz, liderlerimiz hatıratlarını gelecek kuşaklara bırakmaktan nedense çekingenlik gösteriyor. Şimdi hep beraber düşünelim. Halkımızın gizli kalanları yıllar sonra öğrenmeye hakkı yok mu? Bir zamanların bilgi bağlamında en önemli 'karakutusu' olan Mehmet Ağar, bir konuşsa, bilinmeyen, duyulmayan bir çok olayın arka planını öğrenmemiz mümkün olmaz mı?