Tartışmalar iki kanal üzerinde yoğunlaşıyor. Birincisi, askeri kanattaki açıklamalar ve kırılan fay hatları. İkincisi, Balyoz'un Yargıtay nezdinde başka aşamalara taşınması mücadelesi. Askeri kanatta kırılan fay hatlarına göz gezdirelim.
Emekli Org. Aytaç Yalman'ın son açıklamalarından sonra tansiyon tırmandı.
Görünen resim şöyle: Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök ve Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman aynı pozisyonda. Karşılarında, eski birinci ordu komutanı Çetin Doğan ve bazı eski kuvvet komutanları var.
Bu iki kanatın kavgaların arka planında sadece BALYOZ yok. 28 Şubat darbe dönemine kadar uzanan bir gizli hegemonya savaşı bulunuyor. Hegemonya savaşında , Hüseyin Kıvrıkoğlu ile Çevik Bir ekiplerinin arasındaki kırılma 1997 yılında yaşanıyor.
1997 yılında Kara Kuvvetleri Komutanı olarak KKTC'deki tatbikat izlemek için orada olan Hüseyin Kıvrıkoğlu'na suikast düzenleniyor. Bu suikastın arkasında Çevik Bir'in olduğu iddiası iki ekip arasında kırılmaya yol açıyor. 28 Şubat darbesinin keskin liderleri Çevik Bir ve Çetin Doğan'la Hüseyin Kıvrıkoğlu ekibinin(Özkök-Yalman) mücadelesi,2003 deki Balyoz'a, sonra,2004 sarıkız ñayışığı darbe teşebbüslerine kadar uzanıyor. 1999 yılına dönelim.
Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, 28 Şubat'ın kuvvetli generali Çevik Bir'i, Türk Ordu'sunun en önemli ordusu,1. Ordu Komutanlığından emekli ediyor. 1. Ordu Komutanlığı'na Çevik Bir ekibine karşı olan, Genelkurmay ikinci başkanı Hilmi Özkök atanırken, kilit noktalardan 2. Ordu Komutanı Aytaç Yalman'da görevinde tutuluyor. Çetin Doğan'ı ise etkisiz olan Ege ordu komutanlığına gönderiyorlar. Çetin Doğan, 2001 yılında, jandarma komutanlığını düşünürken birinci orduya veriliyor. 2002 yılında, Hilmi Özkök Genelkurmay Başkanı, Aytaç Yalman Kara Kuvvetleri komutanı olunca, Çetin Doğan ve arkadaşlarında bir sıkıntı yaratıyor. Buna karşın, son bir hamleyle 2003 yılında meşhur BALYOZ toplantısını yapıyor. Sonuç: Çetin Doğan,2003 Ağustos'unda Özkök ve Yalman tarafından emekli ediliyor.
Yargıtay üzerinde Balyoz'la ilgili yeni bir mücadele göze batıyor.
Yargıtay eski başkanı Sami Selçuk'un yazdığı makalelerde, 9. dairenin kararının Yargıtay başsavcısı tarafından Yargıtay ceza genel kuruluna götürmesi talebi giderek daha geniş bir çevre tarafından dile getirilmeye başlandı. Peki, Yargıtay ceza genel kuruluna son karar götürülebilir mi? Götürülse bile nasıl bir sonuç çıkar? Soruları akla geliyor.
Yargıtay Başsavcısı Hasan Erbil, Balyoz'u ceza genel kuruluna götürebilme yetkisine sahip.
Bunu yapar mı?
Hukuki duruma bakalım:
Balyoz'la ilgili İstanbul mahkemeleri kararı verince, sanıkların temyiz talepleri Yargıtay'a gelmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ilk değerlendirmesi yapılmıştı. Başsavcı Hasan Erbil hazırladığı tebliğnamede, İstanbul 10.
Ağır Ceza Mahkemesi'nin Balyoz davasında aralarında üst düzey komutanların da bulunduğu hapis cezalarının onanması istemiş, darbe suçuna ilişkin kriterleri de ilk kez belirlemişti. Başsavcı Hasan Erbil,özetle şu değerlendirmeleri yapmıştı:
SUÇ: DARBE, MAĞDUR: HÜKÜMET
"Suç darbe suçudur. Hedef hükümeti oluşturan siyasi iktidarın bizzat kendisidir.
Darbe suçunun mağduru da hükümettir.
Sanıkların amaç suçun gerçekleştirilmesi adına icrai hareketlere başladıkları eylemlerinin düşünce ve plan aşamasının ötesine geçtiği, sanıkların eylemlerini ellerinde olmayan ve öngöremedikleri nedenlerle tamamlayamadıkları dolayısıyla suçun eksik teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır.
12 Eylül 1980 askeri darbesinin dayanağını oluşturan Bayrak Harekât Direktifi ve bu direktif doğrultusunda hazırlanan belgeler, Balyoz Harekât Planı ve eklerinin hazırlanmasında sanıklarca örnek alınmıştır. 'Özel seçilmiş sınırlı sayıda personelden' olan bir kısım sanıklarca gerçekleştirilen plan seminer çalışmasında, amaç suçun icrası kapsamında çalışmaların ve darbe provasının yapıldığı sonucuna varılmaktadır."
Hasan Erbil, Balyoz'la ilgili böyle düşünürken ve Yargıtay 9 uncu ceza dairesi karar vermişken, Yargıtay Başsavcılığının, konuyu ceza genel kuruluna götürmesinin zor olduğu düşünülmelidir.