Bugünkü
Takvim

Çantacı ve kiralık katil

SUUDİ Arabistan'ın Riyad Valisi Prens Faysal bin Bandar bin Abdülaziz ilginç bir olaya imza atıyor.
Twitter'dan bir video yayınlıyor.
Videoda, Prens'e kahve ikram ediliyor.
Prens "Bu ne kahvesi?" diye soruluyor. "Türkiye'den Mehmet Efendi kahvesi" cevabı geliyor. Prens bunun üzerine "Aa, Mehmet Efendi" deyip kahveyi redddediyor. Video, Türk ürünlerine boykot çağrısıyla paylaşıldı. Prens Abdullah bin Sultan Suud yayınladığı videonun altına, "Bugün, bir Suudi vatandaşı olarak Türkiye bize yönelik politikasını değiştirmediği sürece Türkiye'de üretilen, hatta Türk gümrüklerinden geçmiş tüm ürünleri boykot edeceğimi ilan ediyorum" diye twit atıyor. Altına çok sayıda yorum geliyor. "Maçan yiyorsa Amerikan mallarını boykot et" diye. Onların maçaları maalesef eli sopalıların karşısında hazırolda beklemektir. Amerikan Başkanı Trump bunları kameralar önünde aşağılayarak, dalga geçip milyarlarca dolarlarını söğüşleyerek gitmektedir. "Biz olmasak bunlar kendini nasıl koruyacak" demektedir Trump. ASrdından "Ver bakalım şu kadar milyar doları" demektedir.
Trump ne zaman para istese derhal el-pençe-divan istenileni yapacak kadar kullanışlıdır vahhabiler. Zaten bir önceki dünya düzeninin kurucusu Osmanlı İmparatorluğu'nu bu kullanışlı hainlerle sırttan hançerleyerek parçalamışlardır.
Onlar Mehmet Efendi'yi asla sevmezler.
Çünkü Mr. Sam'a, Mr. Tom'a uşaklık edecek kadar aşıktırlar, köledirler.
Sevgili Mehmet Ali Önel, bir tweete beğenmiş. O tweette Filistinli Hıristiyan din adamı İmanuel Müsellem, Arap liderlere sesleniyor; "Kudüs'ün anahtarlarını biz Emir'ul Mü'minin Hz. Ömer'e verdik. Sizler ise Kudüs'ün anahtarlarını İsrail'e teslim ediyorsunuz" diye... İşte Filistinlilere elinizdeki son toprakları da "İsrail'e verin" diyerek karşılığında 10 milyar dolar teklif eden bir Suudi Arabistan var karşımızda. Planı Trump'ın Yahudi damadı yapıyor, ABD Başkanı da "Hadi ver lan parayı kek" diyor, Suud çantacı köle gibi derhal elini cebine atıyor.
Dün İngilizlere köleydiler Türkleri kesiyorlardı. Şimdi değişen bir şey yok.
Amerikalılara hizmetçi oldular Kudüs'ü İsrai'e peşkeş çekiyorlar. Yükselen Türkiye'nin önünü kesmeye çalışıyorlar.
Nitekim gittiler BAE ve Mısır ile birlikte, 3 milyar dolarla ödüllendirdikleri Sudan'daki darbe yönetimini "Türkiye'ye Sevakin adasını vermeyin" diye uyardılar. Köleler sahiplerine hizmet eder. Kuklalar birgün mutlaka kırılacak tahtadır, onu tutan el nereye götürürse oradadır.
Dışarıda Türkiye'ye karşı cepheler kuran güçler birbiriyle yarışıyor, Doğu Akdeniz'de karşımıza dikiliyorlar.
Sınırımızın hemen ötesinde PKK Devleti kurup Akdeniz'e, yeni bulunan enerji hatlarına inmek istiyorlar. Çünkü karşılarında Suudi Arabistan gibi çantacı kukla bir Türkiye yok. Kendi yolunda gidiyor. Bunu sindiremiyorlar.
Soyup soğana çevirdikleri ülkelere geçiş yolunda kapı olarak karşılarına İstanbul'a çıkıyor. İstanbul'u mutlaka almak zorundalar. O yüzden Avrupa'nın tamamı ve ABD'den "Not" ettik diye Türkiye tepkileri geliyor. O yüzden PKK elebaşlarından sözde KCK yürütme konseyi eşbaşkanı Bese Hozat da bir video yayınlıyor, "Ak Parti ve MHP'ye karşı İstanbul'da CHP'yi Ekrem İmamoğlu'nu destekleyeceğiz" diye dağdan çağrı yapıyor. İki videocudan Suudi Vali Mehmet Efendi'ye, PKK konsey eşbaşkanı da Binali Yıldırım'a savaş açıyor. İki kuklanın da sahibi Amerika...
Biri çantacı, diğeri kiralık katili... Bu da gayet normal. Bizim anormal olanı anlamamız gerekiyor. Kimlerin kimlerle yanyana geldiğini hala anlayamayıp, kimlere omuz attırıldığını göremeyen çok bu ülkede. Saadete kavuşmanın, İYİ olmanın yolunu, PKK konsey eşbaşkanı ile aynı görüşe varma noktasına taşıyanlara Allah bu mübarek Ramazan ayının yüzsuyu hürmetine akıl ve selamet versin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya