İMSAKİYE RAMAZAN

ABD’nin şanslı köpekleri

Bu aralar yeni moda başladı.
NATO'dan tutun Washington'a kadar önüne gelen "Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anlıyoruz" diyor. Son olarak ABD Dışişleri Bakanı da katıldı bu kervana. Kaygılarımızı anlıyormuş... Eeee sonra... İşte sonrası yok. Hem NATO'da müttefik olacaksın hem de kaygıları gidermek için kılını oynatmayacaksın... Aksine anladığın kaygılar içindeki baş aktör teröristlere yardıma devam edeceğini de açıklayacaksın. Onları silaha boğup üzerimize salacaksın. Yani aslında kaygılı durumun sorumlusu olacaksın. Afrin'de de sadık pitbullarını sıkıştırdığımızda da medya ve siyaset dahil tüm argümanlarla havlayarak "Durdurun şu operasyonu" diyeceksin. Ardından çukurlara gömülen terörist sayıları artmasın diye kapımızı çalıp "Evet evet sizin için kaygılarımız da var" diyerek geçiştireceksin. Buna köpekler bile gülerek havlar. Zaten ABD'de köpekler çok önemli. Her hanede ortalama 1-2 köpek besleniyor. Amerika'da köpekler sadece birer hayvan değil, ailenin ferdi kabul edilir. Noellerde, Şükran Günlerinde tebrikleşme kartlarındaki aile fotoğrafının içinde köpekler de yer alır. Beyaz Saray'daki köpek, "First Dog -Başköpek" olarak isimlendirilir.
Başköpeğin itibarı da, şöhreti de çok fazladır. Sınır aşırı yaygınlıkta şöhrete sahiptir başköpekler. Onlara harcanan parayı duysanız dudağınız uçuklar.
Amerika köpek sevdasının yüzde 1'ini eğer insanlara da gösterilebilseydi, dünyamız kesinlikle daha yaşanır ve insancıl olurdu! ABD'nin geçmişteki önde gelen senatörlerinden Robert Dole, Başkan Clinton'a karşı seçimi kaybettiğinde, "Politik Nükteler" başlıklı bir kitap yazdı. Kitapta siyasilerin hatıralarından ve nükteli sözlerinden ilginç örnekler verdi. Bunlardan biri de "köpeklerle" ilgiliydi. Kitapta, Başkan Rooswelt 1945'te öldüğünde görevi devralan ABD'nin 33. Başkanı Harry Truman'ın, Washington'a seçilerek gelen siyasilere şu tavsiyede bulunduğu vurgulanıyor: "Hey seçilenler! Washington'a gelirken öncelikle köpeğinizi de getirmeyi unutmayın. Zira bu şehirde bir dost ve arkadaşa ihtiyaç duyduğunuzda, köpeğinizden başkasını asla bulamazsınız!" Yani köpek sadece sade Amerikalılar için değil, Washington'daki siyasiler için de çok önemlidir. Çünkü kitapta yazıldığı gibi Washington'da köpekten başka dost yoktur. Birbirleriyle dost olmayı bile beceremeyenlerin müttefiklerine kazık atacakları da muhakkaktır. Özetle Amerika'da köpek olmak, önemli bir ayrıcalıktır. Bu imtiyaz, şu rakamlardan bile kolayca anlaşılabilir: Yapılan bir araştırmada, bir köpeğin Amerikan ailesine yıllık maliyeti ortalama 10 bin dolar civarındadır! Şaka değil gerçek.
Yemesi, içmesi, kuaförü, temizliği, şampuanı, giysisi, ihtiyaç levazımatı, bakımı, sağlık harcamaları, veteriner giderleri ve daha bilmem ne envai masrafları için yılda ortalama köpek başına tam 10 bin dolar harcanıyor. Türk parasına çevirirsek Amerikalılar ayda köpek başına 4 bin TL harcamakta.
ABD'de en az 50 milyon köpek beslendiği düşünülürse yıllık 500 milyar dolarlık bir pazar ve bütçe söz konusu. Neredeyse köpekler, 700 milyar dolar olan Pentagon'un yıllık bütçesini yakalamak üzere. Bir başka rakamsal karşılaştırma da şöyle: Biliyorsunuz ABD'nin 2018 yılı bütçesinde Suriye'deki PYD, YPG ve PKK için ayırdığı bütçe 550 milyon dolar. Yani kendi köpekleri için harcanan dolarlardan fersah fersah geride. FETÖ'cülere girmiyorum bile..
Onlar zaten kendilerine "1 DOLAR" fiyat biçmişler. Ayrıca sadakatlarını göstermek için üste para da veriyorlar.
Neredeyse tüm kongre üyelerine ve başkan adaylarına milyar dolarlık bağış yapıyorlar. Onun için önemli kategorisine girecek durumda değiller. Ama Pentagon'dan gelen 100 dolarlık maaşa ölüme giden YPG-PYD-PKK, Amerikalı köpeklerin kırkta biri kadar dolara çok ucuza gitmişler. Yani Amerika'nın şanslı köpekleri kadar bile değerleri yok Washington'un gözünde. Onun için kullanılmış leşlere dönüyorlar!
  • ve ya
BEKİR HAZAR Tweetleri