Take off

Amerikan elçiliği "Bizim yerel çalışanımız" diyor. Adamın FETÖ'cülerle irtibatı çıkıyor. Amerika'ya çalışan "Yerel" eleman Türk'ü tutukluyoruz.
ABD elçiliği kahroluyor. Gözyaşlarıyla bildiri yayınlıyorlar. Biliyorsunuz Amerikan tarihinin en fiyasko Türkiye elçisi olarak tarihe geçip, başarısızlığından dolayı Afganistan'a "SÜRGÜN" tayini çıkan büyükelçi John Bass var. Beyefendi terk ediyor Türkiye'yi. Ülkemiz ve Amerika adına sevindirici durum bu. Ancak Afganistan için üzülüyorum. O zavallı ülke yıllardır Amerikan-İngiliz merkezli bela ile uğraşırken şimdi bir de John Bass gibi bir taş düştü başına. Belli ki, Türk polisinin tutukladığı Amerikan elçiliği "YEREL" FETÖCÜ'sünü savunma metnini John yazmış. Onun için saçmalık fışkırıyor her yerinden.
Bu adamın ülkemizde ne kadar çuvalladığını defalarca yazıp, "Yapma John" diye uyarmıştım. Ancak adamda diplomatik kabiliyet yok maalesef.
Yine dayanamadı ve Afganistan sürgünü öncesinde "Çuvallama bağımlılığına"ne yenik düştü. Fetöcü "YEREL"e sahip çıktıkları bildirinin son paragrafında bakın ne diyor; "On yıllardır, iki ülkenin yerel çalışanlarının Türkiye ile Amerika arasında işbirliğini attırma çabaları, iki ülkenin de güvenliğini iyileştirmiş, iş olanaklarını kuvvetlendirmiş vatandaşlarımızı birbirine yakınlaştırmıştır."

BASS TAM ŞAPA OTURDU
Şimdi Amerika'nın Türkiye'deki yerel çalışanları deyince aklımıza hemen FETÖ geliyor. Amerikalılar karşımızda ne kadar takla ve parande atarsa atsın, bizleri bu düşünceden asla vazgeçiremezler. Ne yapalım, 15 Temmuz hepimizi "FETÖ ABD'nin YERELİ" noktasına getirdi. John Bass Türkiye'de biraz başarı kavramına yaklaşmış olsaydı, Türk kamuoyunun bu noktada olduğunu bilecek kadar düşünceli olur, böyle bir bildiri yayınlama gafletine düşmezdi. Ancak dedik ya adam çuvallama uzmanı. Sokaktaki çocuklar dahi YEREL unsur FETÖ'nün, Ankara'yı tamamiyle Washington'a bağlamaya çalıştığının farkında. John o bildiride "Yerel çalışanlar İki ülke halkını birbirine yakınlaştırmıştır" diyerek adeta şapa oturuyor. Biz o yakınlaşmayı çok iyi biliyoruz John.
Son cümle ise daha komik bildiride;
"Çalışanlarımıza yönelik temelsiz ve kaynağı belirsiz iddialar, bizim uzun dönemli ortaklığımızı baltalamakta, bu ortaklığın değerini azaltmaktadır."

​HİLAL'İN SORACAĞI SORU...
Daha 15 temmuz sabahı darbenin bir numarası YEREL unsur Adil Öksüz'e Amerikan elçiliğinden açılan telefonda neler konuşulduğunu izah edemediniz John. "Vizesini iptal edildiğini bildirdik" gibi kargaların güleceği bir açıklama ile uzun dönemli ortaklığımızda baltayı taşa vuran da değerini azaltan da sizsiniz. Şimdi kalkıp da bildiride "Ortaklığı baltalamak" ve "Değer"den bahsetmen, neden sürgüne gönderildiğini bize daha net anlatıyor. Sabah yazarı Hilal Kaplan'ı da gazetecilerle veda gününüze çağırdınız.
Ancak veda günü partiniz başlamadan önce Sabah gazetesinde "Çanta taşıyan FETÖCÜ YEREL"inizle ilgili haberleri görünce bozulup saygısızca "Gelme" demişsiniz. Hilal tweet attı; "Daveti iptal etmeselerdi MİT TIRLAR INI durdurulmasını sağlayan FETÖ imamlarının neden defalarca konsolosluk hatlarıyla görüştüğü ve 1982'den beri ABD Büyükelçiliği çalışanı olan irtibat görevlisi Metin Topuz'un kayıtlılar listesinde görünmediğini soracaktım" diyor. Acaba Hilal iptalden önce bu soruyu soracağını bir yerde söyledi mi? Ne o "YEREL"lerinizle Hilal'i mi dinliyorsunuz yoksa John?
Demirel "Ne zaman havalanmaya kalksak başımıza darbe indiriyorlardı. Kalkamıyorduk" diyordu. Uçağın kalktığı ana "TAKE OFF" denir ve kalkış kurallar gereği durdurulamaz. Yeni Türkiye havalandı ve artık durdurulamıyor. O yüzden havada bile YERELLERLE müdahale ediyorlar.
Olsun uçağın pilotu Türkiye sevdalısı...
Bir gün bu uçağı varacağı hedefe indirecek. Bizim muhalefet ayağına manikür yapmakla uğraşsa da!
  • ve ya
BEKİR HAZAR Tweetleri