Bugünkü
Takvim

El martaval

Bizi bizden çok düşünüyorlar... Gündüz günlük hayatlarında bizi konuşuyorlar.
Gece rüyalarında bizi görüyorlar. Avusturya hükümeti "Hayır" diyor...
Hollanda hükümeti "Hayır" için kendini, insan hakları ve demokrasi değerlerini yırtıyor atıyor. Alman Bild gazetesi dün tam sayfa Almanca ve Türkçe "Hayır oyu verin" diye ayağa kalkıyor. Hop hop zıplıyor ve tepiniyor. Alman devlet televizyonu bir spikeri ekrana sürüp Türkçe olarak "Eyy Türk Milleti hayır oyu verin" diye çığlık atıyor. Devlet televizyonundan iki gözü iki çeşme yalvarıyor.
Almanya Federal Parlamentosu'nun haftalık olarak yayınladığı Das Parlament gazetesi tam sayfa Türkiye'yi "Hayır" oyu vermeye çağırıyor. Gazetenin genel yayın yönetmeni Jorg Billias "Referandumdan evet çıkarsa Erdoğan maalesef daha da güçlenecek" dedi ayıp olmasın diye bir tek "Eyvah" demedi. Alman vakıfları da Türkiye'deki referandum için olağanüstü hal ilan etti. Alman parlamenter Michelle Münfetering "Referandum kararının meclisten geçmesi bile ölümcül hata" dedi. 15 Temmuz öncesi ABD başkanını Türkiye'ye müdahaleye ve darbe yapmaya çağıran Haçlı-Siyonist ittifakı Neo-Con'ların tetikçisi Michael Rubin okyanus ötesinden "Ne olur Hayır oyu verin" diye Türkçe twitlerle yalvarıyor. İngiliz medyası topyekün "Hayır" diyor, Financial Times bizi o kadar seviyor ki, işi gücü bırakmış geleceğimizi düşünüyor "Erdoğan'ı durduracak tek lider Meral Akşener" diyor. "Evet" diyenlerin kazanmasından korkan New York Times "Rederandumda Türk demokrasisi geri gidecek" diyor, demokrasiyi kasteden katilleri, darbecileri neden savunduğuna dair tek kelime yazmıyor. İsviçreli parlamenterler, FETÖ ve PKK ile ortak "HAYIR" mitingi düzenleyip parlamento binası önünde pankart açıyor, Erdoğan'ın kafasına silah dayıyor, "Öldürün" diyor. Akıl tutulması yaşıyorlar, gözleri döndü, delirmiş, kafayı yemiş, insanlıktan ve zıvanadan çıkmış durumdalar. Avrupa ayağa kalktı, televizyonları hergün Erdoğan'a saldırıyor, "hayır" için çırpınıyor. Avrupa ülkelerinin düzenlediği "Hayır" kampanyaları Türkiye'deki muhalefetin kampanyalarını milyon kere solladı. Gelin bugün sizi bir vatansever ile tanıştırayım. O vatansever diyor ki; "Türkiye değiştirilmesi amaçlanan anayasa ile Avrupa prensiplerine ters düşeceği için Avrupa Birliği'ne üye olamaz." Adam aynen böyle söylüyor. Anayasada değişiklik yapmamamız gerekiyormuş.
12 Eylül'de yapılan darbe anayasası ile devam etmemiz lazımmış. Darbe anayasası Avrupa prensiplerine ters düşmüyormuş.
"Cuk" oturuyor, "Cuk" uyuşuyormuş.
Onu korumak ve onunla yürümek lazımmış. Adam bir de çağrı yapıyor.
"Millet bu değişikliğe izin vermemelidir" diye. Ve yüce Türk Milleti'ne vatan aşkıyla sesleniyor; "Bütün Türk vatandaşlarına bu referandumda karşı oy vermeye çağırıyorum. HAYIR deyin." Adam bir milletvekili... Adam bir siyasetçi... Adam bir işbilen... "Sakın ha Başkanlık sisteminden yana olmayın" diye kalbinin derinliklerinden çığlık atan bir vatansever. Çünkü o vatanını çok seviyor. Ülkesini düşünüyor, milletinin refahı için çırpınıyor, sadece ve sadece ülkesinin çıkarları için savaşıyor. "Önce vatan" diyor. Onun vatanı Almanya...
O bir Almanya Hristiyan Demokrat Partisi CDU'nun Avrupa milletvekili... O vatanseverin adı Elmar Brok... Vatansever Elmar, Türkiye'de referandumdan "Evet" çıkarsa bundan ülkesinin çıkarlarının büyük yara alacağını biliyor. "Herşey Almanya için" düşüncesiyle vatanseverliğini gösteriyor. İngiltere'den, Danimarka'ya, Hollanda'ya kadar Krallıkla yönetilirler gıkları çıkmaz. Amerika'da başkanlık sistemi olursa başları gözleri üzerine...
Demokrasinin bir başka aracı ne de olsa...
Ancak bu Türkiye'de hayata geçerse, HALK demokrasi sandığında böyle isterse "Olmaz, diktatörlük!" Halkın istediği, halkın oy verdiği, halkın seçtiği sistem demokrasi dışı! Neden? Hani demokrasi halkın istediğiydi. Bize insan hakları dersi veren, demokrasi dersleri fışkırtan Avrupa Parlamentosu'ndan Elmar niçin "Evet demeyin" diye naralar atıp gökleri sarsıyor? Çünkü Elmar Türkiye'de "Hayır" çıkarsa bunun vatanına milletine hayırlı olacağını biliyor. Elmar'ın gösterdiği gibi, vatanseverlik böyle bir şey işte... O vatanı Almanya aşkına haykırıyor. Peki biz ne yapacağız? Elmar'ın ülkesi için çırpınışına yardım mı edeceğiz? Yoksa "Hadi oradan, bize Elmar'taval okumayın" mı diyeceğiz!
Ne dersiniz? Elin martavalı mı?
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya