Filmi izlerken yan kapı açıldı.
İçeri biri girdi.
Karanlıkta elindeki sopayı kaldırdı.
Hemen önümdekine art arda indirdi.
Sopa bazen koltuğun tahtasına çarpıyor...
Feci ses çıkarıyordu.
O gürültüde toplum psikolojisi devreye girdi.
Herkes korkuyla yerinden fırladı.
Kapıya doğru koşturma başladı.
İzdiham olabilirdi.
O gün birçok kişi ezilerek ölebilirdi.
Orada birisi birini dövüyordu ama...
Çok kişi sinemadan ezilerek yaralı çıktı.
Yine yıllar öncesiydi.
Kopenhag'da UEFA Kupası finaline gitmiştim.
G.Saray'ın destan yazdığı o maça.
Bir gün öncesinde Savaş Ay ile...
Kopenhag'ın en meşhur caddesinde...
Volta atıyorduk.
Binlerce İngiliz ve Türk taraftar da...
O caddede geziniyordu.
Yaşlı bir teyze G.Saray bayrağı sallayarak...
Yanımızdan geçti.
Bir İngiliz bardan çıkıp...
Teyzenin bayrağını elinden almaya çalıştı.
Bayrak İngiliz'de sopası teyzede kalmıştı.
Öfkeli teyze sopayı İngiliz'in kafasına indirdi.
İngiliz de kayışı çıkarıp...
Kadına vurmaya başladı.
Türkler geldi İngiliz'i dövmeye başladı.
İngilizler geldi Türkler'i yere indirdi.
Bir anda İstiklal Caddesi gibi bir caddede...
Binlerce insan...
Saatlerce birbirine vurmaya...
Şişe, sopa, döner bıçakları dahil...
Her şeyle saldırmaya başladı.
Polis seyretti.
Yaralı çoktu ama...
Allah'tan ölen yoktu.
Sadece ben iki kameraman arkadaşımı...
Koma halinde hastaneye kaldırdım.
Yukarıda yaşanan iki olayda da...
Eğer ölen olsaydı...
Bunun sorumluları ilk kıvılcımı çakanlardı.
Yıllarca 34 kişinin öldüğü...
O "Kanlı 1 Mayıs" için...
"Otelden uzun namlulu silahlarla...
Ateş açıldı, panik ve...
İzdihamdan insanlar öldü" dendi.
Savaş Ay dün A Haber'de...
Tarihi bir açıklama yaptı.
Coşkun Aral ile birlikte...
34 kişinin öldüğü o yokuştaymış...
Kalabalıklar Taksim'e çıkıyormuş.
Genç biri belinden silah çıkarmış...
Havaya silah sıkmış.
Ardından biri daha silah çekmiş.
O da ateşlemeye başlamış.
Kimi korkuyla yere yatmış...
Kimi panik halinde kaçmaya başlamış.
Ölenlerin çoğu ezilerek hayatını kaybetmiş.
Halbuki yıllarca bizi...
Otelden ateş açtılar diye yediler.
Silahlar o yokuşta ateşlenmiş.
Savaş Ay canlı tanığı.
Bir kıvılcım, bir provakasyon...
İnsanları ölüme götürüyor.
Dün 1 Mayıs gerginliklerini izlerken...
Geçmişteki kıvılcımlara gittim.
Barış sürecinden geçen Türkiye'de...
Provake etmek isteyen...
İç ve dış maşalar sokaklarda geziyor.
Bir kıvılcım...
Taksim'deki inşaat çukurlarını...
Mezarlığa döndürebilirdi.
"İnadım inat" diyerek...
İnşaat alanında bayram yapmak isteyenler...
Tabutların sorumluluğunu...
Üzerine alabilecek miydi?
Kesinlikle hayır.
Çıkıp bağıracaklardı bir de...
"Nerede bu devlet" diye?
Peki şunu sormak gerekmez mi?
"Nerede bu akıl?"