CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Uyuyanlar ve uyumayanlar

Eklenme Tarihi 14 Aralık 2010
Bu köşede birkaç haftadır Beşiktaşlı Guti'nin İstanbul gecelerinde yaşadığı manzaraları kaleme aldım.
Sadece Guti değildi. Çok ünlü başka futbolcular da vardı gecelerde.
Mekanlarda onları görenler görüyordu. Avcı kadınları ve futbolcuların yüzlerce kişi içinde ortaya serdiği görüntülerden tutun alkolle yerlere yıkılanlara kadar… Hatta bir futbolcunun yerde alkol komasına girdiği bir anda üzerine ayak basıp poz veren kadınlardan bahsetmiştim… Tüm yöneticileri de bu konuda önlem almaya çağırmıştım… Şimdi tv kanallarında ağzı olan son hafta oyundan atılan Guti'yi konuşuyor… Tabii bizim söylemlerimiz havada kalıyor… Sonuçta bizim doğruları söylediğimiz ne malum?
Aslında yalan yazıyoruz. İşte takımları yönetenler hep böyle bakıyor.
Nitekim Beşiktaş teknik ditektörü Schuster İspanya'da bir tv programına telefonla bağlanıp Guti'nin gece hayatı ve alkollü araç kullanması ile ilgili tartışmaya katıldı.
Israrla Guti'yi savundu Schuster.
Futbolcunun alkol sınırını aşarak araba kullandığı ile ilgili polis raporları var, bunların abartılı olduğunu öne sürecek kadar futbolcusunu omzunda taşıdı Alman çalıştırıcı… Nedense takım yönetenler iddiaların üzerine gitmek yerine medyayı suçlarlar hep "Yalan yazıyorlar" diye… Yıllar önce spor muhabirliği yaparken Fenerbahçe'nin 15 günlük Kıbrıs kampını takip etmiştim.
Gündüz antrenman yapılıyordu.
Akşam barları dolaşıyorduk Can Tanrıyar ile… Her akşam kamptan kaçan beş futbolcu buluyorduk barda.
Onlarla masaya oturuyor, muhabbet ediyor, gecenin ilerleyen saatlerinde alkol komasına girip yaptıkları rezillikleri gözlem altına alıyorduk.
Ertesi gün de "Futbolcular barlarda sabahlıyor" diye başlıklar atıp, yaşanan rezillikleri sıralıyorduk isim vermeden… Beş yönetici kamptaydı futbolcularla. Beşi de her gün basın toplantısı düzenleyip "Yalan yazıyor bu iki gazeteci" diye bizi suçluyordu.
Hatta Fenerbahçe düşmanı ilan ediyordu bizi.
Biz yine her akşam kamptan kaçan futbolcularla barda buluşmaya devam ediyorduk.
İsimlerini yazmadığımız için rahat hareket ediyorlardı yanımızda… Kampın bitmesine iki gün kala yöneticiler de "Yahu şu barları bir de biz gezelim, bu iki yalancı gazetecinin iftiralarını belgeleyim" diye yola çıktılar.
Bulunduğumuz bara geldiklerinde bizi gördüler, masamıza geldiler… O anda beş futbolcu İngiliz kızlarla pistte çılgın dansı yapıyordu. Yerde debelenerek dans eden bile vardı içlerinde… Eğer takımları yönetenler gerçekten kulüplerini seviyorlarsa uyumayacaklar….
Sabahlara kadar uyanık topçuları takibe alacaklar… Medyayı suçlamak yerine iddiaların üzerine gidecekler.
İş çok kolay, futbolcuların gittiği mekanlar belli. Birer tane gözlemci gönderseler her şey kabak gibi ortaya çıkacak.
Yoksa sabahlara kadar mekanlarda diz boyu rezilliklerin içinde uykusuzluğu tercih edenler idmanda sakatlanır, maçta da sinir küpü olur, kırmızıya boyanır… Benden söylemesi…