CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Taklacılar, parendeciler, göbek atıcılar

Eklenme Tarihi 28 Temmuz 2011
Muhabir gece kaza yerine gider.
Sürücü camdan fırlamıştır.
Cesedi yerde gazete kağıtları ile örtülmüştür.
Ve dahi kafası da kopmuştur.
Üzerinde kimlik yoktur.
Gazeteci için bu kimlik çok önemlidir.
Eğer kazazedenin yüzü parçalanmış ise… Kimliğe yapıştırılan fotoğrafı önüne koyar.
Zoom yapar, haber olacak kişinin fotoğrafını buradan çeker.
Müdürler için olmazsa olmaz şartlardan biridir bu fotoğraf.
Resim koyamıyorsan ortaya, yazdığın haberi buruşturup yüzüne atarlar.
İşte o kaza yerinde kesik kafalı cesedin fotoğraf krizini yaşar muhabir.
Olay yerine savcı beklenmektedir.
Gelmesi, incelemesi epey zaman alacaktır.
Muhabir hemen bir plan yapar.
Ardından gazeteye gelir.
Elindeki torbaya sokar elini.
İçindekini çıkarıp masaya koyar.
Serviste gece nöbetçisi olan arkadaşı baygınlık geçirir.
Çünkü torbadan çıkarılıp masaya konan bir insan kafasıdır.
Sonra karşısına geçip rahmetlinin, vesikalık fotoğrafını çeker.
Filmi gazeteye bırakır.
Kafayı torbaya koyar, kaza yerine döner.
Aldığı yere bırakır.
Başbakan Erdoğan'ı Azerbaycan'a giderken… Yaptığı konuşmayı duyunca yukarıda anlattığım efsane geldi aklıma.
Malum Norveç'te 93 kişiyi öldüren psikopat katilin kurbanları arasında bir de Türk kızı var.
Başbakan Erdoğan o kızın ailesini aramış.
Aile bir olay anlatmış Başbakan'a.
Avrupa basını kızın fotoğrafını kullanmak istemiş.
Aileyi arayıp "Kızınızın fotoğrafını kullanmamıza izin verir misiniz?" diye sormuş.
İncelik ve nezaketten de öte gazetecilik etiğini dibine kadar yansıtan bir yaklaşım.
Ve bize gelirsek eğer… Biz gömücüyüz abi… Dibine kadar gömücü… Şehit fotoğrafları yayınlarız boy boy… Bir Allah'ın kulu çıkmaz… "Yahu şu aileyi arayayım da izin alayım" diyen bir tek gazeteci yoktur.
Şehit olmadan önce dağda pusuda cep telefonuyla çektiği fotoğrafı ele geçirebilmek için takla atanlar vardır. "İşte son fotoğrafı" diye gururla yayınlarlar.
O son fotoğrafı şehidin ailesi bile gazetede görür ilk kez.
Şehit fotoğrafı için takla atan gazetecilere mutluluk parendesi ile karşılık veren genel yayın müdürleri vardır.
Taklacı ve parendeci gazetecilere göbek atarak eşlik eden teröristler vardır.
Taklacı bulur, parendici yayınlar, terörist göbek atar, milyonlarca kişi… Yani bizler de… Oturup ağlarız.
Avrupalı soruyormuş "Rahmetli kızınızın fotoğrafını yayınlayabilir miyiz?" diye… Geri zekalı bunlar.
Bu kadar gelişmeye rağmen bir taklacı, tek parendeci çıkaramamışlar hala… Bizde taklacı vatandaşlar da vardır.
Mesela polis Aziz Yıldırım'ın fişleme fotosunu çeker.
Sonra fotokopi çektirmeye götürür.
Fotokopici iki tane çeker.
Birini polise verir, diğerini zulaya atar… Sonra gazeteye gider, çaldığı Aziz Yıldırım'ın fotosunu genel yayın yönetmeninin önüne atar… Sonra genel yayın müdürü sevinçten parende atar… Daha daha sonra fotokopicinin önüne çalıntı foto için bir de para atar… Yayınlayan gazeteler hava atar… Yayınlayamayanlar fesada yatar… Bizde bazı gazeteciler, teröristin öldürdüğü de dahil … İzinsiz foto yayınlamak için… Gerekirse madırını satar…