Sene 2000...
Aylardan nisan...
Biri muhabirdi, diğeri de kameraman.
Marmaris'te Paşa'nın villasına girdiler...
Kameraman tripotu kurdu.
Muhabir Paşa ile muhabbete daldı.
Ancak çok ilginçtir...
Paşa muhabiri hiç dinlemiyor...
Sürekli kameramana bakıyordu.
Muhabir rahatsız oldu.
"Paşam bir sıkıntı mı var?" dedi.
Evren;
"Elektriği nereden alacaksınız?" diye sordu.
Kameraman;
"Kameranın aküsü var paşam...
Elektriğe gerek yok" dedi.
Evren;
"Yani benim elektriği kullanmayacaksınız...
Değil mi?" diye tekrar sordu.
"Evet" cevabını alınca;
"Şimdi sizi ben çok sevdim...
Buraya geliyorlar...
Benimle bedava röportaj yapıp...
Elektriğimi kullanıyorlar.
Elektrik parasını da bana ödetiyorlar.
Siz elektriğinizi yanınızda getirdiğiniz için...
Sizi tebrik ediyorum, afferim" dedi
* * *
SEN MİSİN NASİHAT İSTEYEN
Aynı muhabir bir yıl sonra...
Yine Paşaya röportaja gitti.
Elini şapır şupur öptü.
Ve Evren'e bir soru yöneltti;
"Paşam 70 küsur yaşındasın.
Bize ne nasihat edeceksin?"
Paşa muhabirin yüzüne baktı ve;
"Dürüst olun...
Bana çok iftira ettiler.
Ama alnım açık, hiçbir şey bulamadılar."
Sonra Paşa derin bir nefes aldı...
Tavana baktı...
Belli ki aklına bir şey gelmişti.
Birden çatık kaşlarını...
Muhabire çevirip;
"Ulan sizin ağabeyleriniz de...
Yıllardır aynı sizin gibi...
Gelip benden nasihat istediler...
Hepsine dürüst olun dedim.
Sonra hepsi bana kazık attı.
Siz de aynı haltsınız..." dedi...
Ve son noktayı koydu;
"Defolun gidin evden."
* * *
KIRMIZI GAGALI PENGUENLER
Evren Paşa Cumhurbaşkanlığından...
Emekli olduktan sonra...
İlk ziyaretlerinden birini...
İzmir Kuş Parkı'na yaptı...
Konvoy bir yerde durdu.
Paşa fötr şapkasını düzeltti.
Beyaz takım elbisesinin düğmelerini ilikledi.
Dürbün istedi ve kuşlara uzun uzun baktı.
"İşte kırmızı gagalı penguenler...
Onları görüyorum." diye heyecanla bağırdı.
Etrafındakiler şaşkınlıkla birbirlerine baktı.
Paşa'nın gördüğü kırmızı gagalı penguenler...
Aslında kırmızı gagalı flamingolardı...
Ancak kimse Paşa'ya bunu söyleyemedi.
Tam aksine;
"Aynen buyurduğunuz gibi Paşam" diyerek...
Penguenleri onayladılar.
Bizim acar muhabir...
O gün de oradaydı...
* * *
33 YILLIK PALTO
Evren Paşamızla bol röportaj yapan...
Acar muhabirimiz bir gün yine...
Soluğu Marmaris'te aldı.
İş tasarruf konusuna geldi.
Paşa dedi ki;
"Ben 33 yıldır hala...
Aynı paltoyu giyiyorum."
Muhabir;
"Maşallah Paşam" diyebildi.
* * *
TABLOLARA DOKUNMA YASAĞI
Acar muhabirimiz...
Paşanın villasında...
Duvardaki tablolara bakıyordu.
Evdeki hizmetçi kadın geldi.
Omzuna dokunup...
Mahcup bir edayla;
"Lütfen tablolara dokunmayın...
Zarar görürlerse...
Bizim maaştan kesiliyor" dedi.
Muhabir hiç dokunmadı.
* * *
PAŞAM NE DİYORSA O
Spiker Özge Özsağman ile...
Evren Paşa'nın evine gittik.
Paşam sözü Fenerli bir topçuya getirdi.
"Yahu adam çok formsuz...
Evlenince formdan düştü." dedi.
Özge; "Paşam ne güzel işte...
Evlenince hayatı düzene girmiş...
Neden formsuz olsun ki?" dedi.
Paşa sert sert Özge'nin yüzüne baktı...
Ben de masanın altından sert sert...
Özge'nin ayağına vurdum.
Netekim...