Etraf toz bulutu…
Her yerden mermi yağıyor.
Karşılıklı top atışları içinde…
Ülkenin en büyük petrol rafinerisinden öteye geçmek istemiş.
İsyancılar "Olmaz" demiş…
"Size Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Polat Alemdar'ın selamı var" deyince arabaya almışlar hemen… Cephenin en ucuna kadar götürmüşler.
Vallahi böyle… İşkembeden atmıyorum.
Sebati kendisi anlatıyor gazetesinde….
Bir de dedikodular var… Rivayet odur ki Yılmaz Özdil de Libya'ya gitmiş.
Karşılıklı top atışları içinde… O da cephenin en ucuna geçmek istemiş.
Sanırım Kaddafi ile röportaj yapacakmış.
Malum Kaddafi cephenin öteki ucunda..
Onu saklandığı ininde bulup tüm dünya medyasını atlatacakmış.
"Tek parti, tek adam demokrasisinin muhteşemliği" üzerine konuşacakmış.
Askeri rejimin insan sağlığına faydalarını dinleyip, Türk halkına doğruyu göstermek istiyormuş.
Neyse gitmiş Kaddafi düşmanlarının yanına…
"Selamünaleyküm" diye seslendiği isyancılar "Aleykümselam ama olmaz…
Geçemezsin" diye cevap vermiş.
Yılmaz kardeşim "Size Kemal Kılıçdaroğlu'nun selamı var" demiş… İsyancılar zevzek çıkmış.
Aval aval bakmışlar Yılmaz'ın yüzüne.
Yılmaz şaşırmış…
"Bey'den bize ekmek yok.
Bizim Sebati Polat Alemdar'ın da selamını söylemiş yırtmış. Ben de bir sanatçıdan selam sallayayım bari." diye düşünmüş.
Tilki gibi adam bu Yılmaz vallahi.
Neyse…
"Eee şey" demiş.
Ve eklemiş;
"Sapına kadar Atatürkçü darbukatör Baryam Müjdat Gezen büyüğümüzün de selamı var."
İsyancılar bu defa isyan isyan bakmış.
"De get, yürü be… Kaybol" demişler.
Bu yaşanmış mı yaşanmamış mı bilmiyorum ama… Kulağıma kadar geldi… Paylaşayım dedim.
Dedikodu yalansa Yılmaz kardeşim açıklasın da düzelteyim.
Yanlış yapmayalım.
Nihat Doğan ile iftar yaptık önceki akşam.
Bir gazeteci gelmiş sormuş;
"Somali'de unutamadığın anı nedir" diye..
Nihat demiş ki;
"Uçaktan indik, açlığın kol gezdiği kamplara gittik.
İlk karşımıza çıkanlar bana 'Sen kimsin?' dedi.
'Ben Nihat Doğan'ım' cevabını verdim açlıktan ölmek üzere olan insanlara.
'Baba biz seni ne yapalım?
Yılmaz Özdil yok mu?... Sapına kadar Atatürkçü Müjdat Gezen gelmedi mi?' diye sitem ettiler.
Somali'de herkes Yılmaz'ımı ve 'Başbakan neden götürmedi' diye isyan ettiği sapına kadar Atatürkçü Müzjdat Gezen'i soruyor.
Gözlerim yaşardı o sitemleri duyarken.
En büyük anım bu.
Aklımdan hiç çıkmıyor…"
Nihat anlatırken gerçekten benim de gözlerim doldu.
"Ah be Yılmaz… Libya'ya gittin diye dedikodular var.
Neden Libya?... Hadi Git Somali'ye" diye iç geçirdim.
Hayıflandım… Hatta kahroldum.
Ve Nihat kardeşim bir de çağrı yaptı.
"Yılmaz'ım bir an önce açlığın kol gezdiği Somali'ye gitmeli.
Yanında da hayranı olduğu sanatçıları götürmeli.
Bunu bir an önce yapmalı.
Hemen, şimdi…"
Evet…
"Haydi Yılmaz Somali'ye" kampanyamıza devam ediyoruz.
Uçak biletleri Nihat ile benden… Yılmaz'ım uçağa binene kadar buradan sık sık anons edeceğim.
Somali'ye çok ulusal duyarlı kardeşimi mutlaka göndereceğim.
Rica ederim ne demek?
Görevimiz.