Komutanlarda… Olması gereken fotoğraf bu...
Bir komutan… Başkomutanına nasıl "Cumhurbaşkanım" demiyordu… Diyemiyordu… Bunu aklım almıyordu.
30 Ağustos Zaferi kazanıldığı günlerde cephede olan herkes birbirine sarılıyordu.
Kimse de fişlenmiyordu. "Şu asker sivilde sağcı… Bu asker solcu… Öteki memur ama savaşmaya gelmiş gönüllü olarak. Bu memur tehlikeli çünkü Cuma'ya gidiyor.
Bunun karısı başörtülü dikkat." diye… Herkes ama herkes tek hiza "Allah… Allah" diyordu.
Asker başkomutanına "Başkomutan" demiyordu. "Başkomutanım" diyordu.
Başkomutan askerini kucaklıyordu.
O savaşlar tek yürek öyle kazanıldı.
Fişlemeden, "Sen şusun, ben buyum" diye ötelemeden… Namaz kılıyordu isteyen… Defterine "Aman ha namaz kıldı" diye çarpı konmuyordu.
Yakın geçmişe kadar neler gördük.
İnsanlar düşüncelerine, inançlarına, yaşam tarzlarına göre fişlendi.
Hatta mezheplerine göre "Tehlikeli" veya "Bizden" diye notlar düşüldü.
Yıllar önce Tatvan'a gitmiştim bir haber için… Terörün en şiddetli yıllarıydı.
Askeri birliğe uğradık.
Tugay Komutanı ile sohbet ettik.
Masasında bir yığın dosya vardı.
Üzerinde "Şafi mezhebinin ayrıntıları" yazıyordu.
Şaşırdım.
Komutanımıza "Bunlar nedir hayırdır?" diye sordum.
Yasak yayın mıydı merak etmiştim.
Hayır değilmiş.
Bizzat Genelkurmay'dan gönderilmiş o dosyalar.
Güneydoğu'daki komutanlar şafi mezhebini öğrensinler diye.
Çünkü o bölge halkının büyük çoğunluğu şafi mezhebinde.
Halkı kucaklamak, inançlarına saygı göstermek için birliklere gönderilmiş o dosya.
Savaşlarda yan yana geliyoruz… Kucaklaşıyor, birbirimizi anlıyoruz.
Eğer anlayamıyorsak dosyaları karıştırıp öğrenmeye çalışıyoruz.
Saygıyı hissetmek ve hissettirmek için.
Çünkü bu ülke hepimizin.
Bu Başkomutan da hepimizin… Başbakan da… Muhalefet de… Bu ordu bizim ordumuz… Alevisi, Sünnisi, Türk'ü Kürd'ü, Çerkez'i, Arab'ı, hepsi… Neden barışta da kucaklaşmıyoruz, niçin birbirimizi anlamak, öğrenmek, saygı duymak, ötelememek için çaba harcamıyoruz?
Niçin fişliyor ve itiyoruz?
Medyada itenlere, bölenlere, fişlemelere çanak tutanlara prim veriyoruz?
İşte bu sorular hep beynimi yiyordu.
Gazetelerde dün gördüğüm yan yana fotoğraf soruyu da işaretini de kaldırdı beynimden.
Üç bayram birden yaşadım dün.
Rasim Ozan dün yazdı bu konudaki duygularını… Ben ona eşlik etmek istedim "O FOTOĞRAFA" bakarak.
Hep beraber eşlik edelim nice bayramlara kadar…
Haydi…
ÖZDEYİŞ
"Şahan Gökbakar ile Cem Yılmaz kıyas edilemez."
Bu sözün altına imzamı atıyorum.
Aslında kıyas edilemez derken bile mecburi bir kıyaslamanın içine itiliyoruz.
En iyisi "Sadece CmYlmz"…