BAŞKAN Erdoğan'ın "Terör baronları için yolun sonu göründü" sözleri, Türkiye için artık yepyeni bir dönemin başlamak üzere olduğunu gösteriyor.
Emperyalistlerin 40 yıldır başımıza sardığı bu belanın tarihe gömüleceği müjdesini de veriyor Erdoğan.
Irak ile yapılan tarihi yol anlaşmasının ardından, Suriye'de 12 gün içinde Esad rejiminin devrilmesi beraberinde bölgede bir Türk çemberi oluşturdu.
Yıllara dayanan ve nakış gibi işlenen dış politikadaki hamleler, Türkiye'yi sınırları içinde tutmak ve bölmek isteyen emperyalistlerin adeta canına ot tıkadı.
Çok güvendikleri teröristlerin kıskaca alınması, hatta silah bırakmadıkları takdirde topyekün imha edilmesi noktasına gelinmesi tarihi bir başlangıcın ayak sesleri adeta. Suriye'de Türkiye'nin kazanmasının yanısıra teröristlere verilen binlerce TIR silahın kahramanlarımız tarafından nokta atışı ile hurdaya çıkarılması da büyük etken oldu.
Terör baronlarının son aylarda yediği tokatlar ve dışarıdan gelen silahların kullanılamaz hale gelmesi sonucu, bu alanda en büyük kaybeden emperyalist Batı oldu.
Milyarlarca dolarları adeta çöp oldu. Çok değil daha bir ay önce Biden yönetimi kongreden bir tasarı geçirdi.
Amerika'nın güvenliği için 2025'te Irak'taki Peşmerge'ye yaklaşık 400 milyon dolar, Suriye'deki PKK'ya ise 200 milyon dolar gönderilmesine karar verildi. Aradan bir ay geçti, Trump koltuğa oturur oturmaz acil gıda programları ile İsrail ve Mısır'a yapılan askeri yardımlar hariç neredeyse tüm ABD dış yardımları için yeni fonların dondurulması talimatını verdi.
Yıllarca ABD'den aldığı yardımlarla maaşları ödeyen Peşmerge yönetimi bir anda maaşsız kaldı. Suriye PKK'sına giden 200 milyon dolar da kişi başı 150 dolarlık terörist maaşlarını finanse diyordu. Terör örgütünde Amerikan yönetiminin maaşları göndermeyeceği haberi dün bomba etkisi yaptı.
Yıllarca kullanılan PKK bir kalemle çöpe atılıyordu. Aynı şekilde Irak'ı bölme projesinde başrol oynayan Peşmerge de maaş alamayacak hale geliyor, Ankara'nın kucağına itiliyordu. Bu işler böyleydi. Kullanım süresi dolanlar bir anda kendini çöp kamyonunda bulur, bir dilim ekmeğe muhtaç hale gelirdi. Onların emperyalistler için bir köpek kadar değeri yoktu. Amerika'da her yıl tam 41 milyar dolar, aralarında 75 milyon köpeğin de olduğu evcil hayvanlara harcanıyordu.
Suriye'de 150 dolar için terörist yapılanlara ise şimdi "Size kemik dahi yok" deniyordu.
ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Bakan Rubio "Önce Amerika gündemi" diyordu.
Bu çerçevede ABD dış politikasıyla tutarlı ve verimli olmalarını sağlamak üzere tüm dış yardım programlarının gözden geçirilmesi sürecinin başladığını belirtiyordu. Bakanlık açıklamasında ayrıca, Başkan Trump'ın "ABD'nin artık Amerikan halkına hiçbir getirisi olmadan körü körüne para dağıtmayacağını açıkça ifade ettiği" hatırlatıldı. Yani bunun açılımında "Teröristler için aptal gibi para saçmayacağız" demek de vardı.
Çalışkan vergi mükelleflerinden gelen para dışarıya giderken ne kadar mantıklı ve ahlakiydi? Dışişleri bakanı bunu sorguluyordu. "Dış yardım paralarının denizaşırı ülkelerde nasıl harcanacağını bilinçli ve mantıklı bir şekilde gözden geçirilme zamanı" diyordu. "Amerikan halkından gelen emir açık; Amerikan ulusal çıkarlarına yeniden odaklanmalıyız" denilen açıklamada, Bakan Rubio tüm dünyaya haykırıyordu;
"Dışarıda harcadığımız her dolar, finanse ettiğimiz her program ve izlediğimiz her politika üç basit sorunun cevabıyla gerekçelendirilmeli:
Amerika'yı daha güvenli kılıyor mu?
Amerika'yı daha güçlü kılıyor mu? Amerika'yı daha müreffeh hale getiriyor mu?" Terör baronlarının oyuncağı olan PKK'nın, Amerika'yı güvenli ve güçlü kılmadığı kesindi.
Yangınlarla sarsılıp 250 milyar dolarlık kayıp yaşayan ve önceki gün bağımsızlık kampanyası başlatılan California'da işçi George'a asla müreffeh bir yaşam sunmuyordu.
ABD'den ayrılmak isteyen Teksas'ta benzin pompacısı Mike'a refah adına kuruş sağlamıyor hatta cebinden para hortumluyordu.
Aynı kullanım Ukrayna için de geçerliydi. Ruslarla enayi gibi savaştırılan bir ülke yerle bir ettirilmişti.
Biden yönetiminin giderayak onayladığı 3.8 milyar dolarlık ek yardım bile durdurulmuştu.
Kullanılanların hali hep böyle olurdu. Geri zekalı gibi ellerine tutuşturulan üç kuruş uğruna ölürler, ardından "Yahu biz bu üç kuruşu bile niye bizim işçi George veya 75 milyon köpeğimiz için harcamıyoruz" diyenlerle karşılaşırlardı.
Ceplerinde ABD aşkına ölen binlerce kişi için mezar taşı parası bile bulamazlardı.
Çünkü Washington sokaklarında başıboş gezen Fino kadar değerleri yoktu.