BEKİR HAZAR

BEKİR HAZAR

Kullanılan Türkiye yok

Eklenme Tarihi 30 Ocak 2026

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

İngiliz İndependent'ta dün ilginç bir makale vardı. Osmanlı'yı parçalayan İngiltere'nin, imparatorluğumuzdan ayrılıp yeni devletler kuranları Türkiye üzerinden kontrol ettiğini yazıyordu. İşte o ilginç analizden ilgi çekici satırlar; "II. Dünya Savaşı öncesinde İngiltere, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'i doğrudan askerî işgal yoluyla değil; hatlar, kuşaklar ve denge paktları üzerinden dizayn etmeyi tercih etmiş, bu düzenin merkezine ise Türkiye'yi yerleştirmek zorunda kalmıştır. Bunun temel nedeni, Irak ve Suriye'de Arap toplumlarının İngiliz ve Fransız manda yönetimlerine karşı açık tepkiler göstermesi ve bu tepkilerin zamanla ortak bir anti emperyalist hatta yönelmesidir.

İngiltere, bu hattın Türkiye üzerinden şekillenme ihtimalini görmüştür; zira Türkiye, tüm aksi iddialara rağmen o dönemde Osmanlı mirası ve hilafet sonrası sembolik ağırlığı sayesinde Arap dünyasında hâlâ dikkate alınan bir merkez konumundadır. Bu nedenle Irak ve Suriye'deki manda karşıtı çevrelerin Türkiye ile temas kurması ve bu temasların siyasal bir yakınlaşmaya dönüşme ihtimali, İngiltere tarafından kontrol edilmediği takdirde hızla yayılabilecek bir bölgesel bağımsızlık hareketlerinin güçlenmesine ve manda yönetimlerinin riske girmesi olarak değerlendirilmiştir. Bu şartlar altında İngiltere, Türkiye'yi ne tamamen serbest bırakmak ne de karşısına alması gerektiğinin bilinciyle Atatürk'ün izlediği bağımsız ama dengeli dış politikayı kabul etmiş görünmeyi tercih etmiştir. Bu da Türkiye'yi zorlayarak değil, ikna ederek sistem içinde tutmaya yöneltmiştir." İngiltere açısından sömürgecilere karşı ayaklanmaları kontrol etmenin yolu Türkiye'yi kullanmaktan geçiyordu. Bunu anlatan ilginç bir makaleydi.

O dönemde Türkiye savaşlardan yorulmuş, ordusu zayıflamış olsa da Araplar üzerindeki Yumuşak gücü sayesinde İngilizler için elverişli ve faydalı görülmüştü. Sömürgeleri sömürmeye devam etmenin yolunu "Türkiye'yi kontrol edip kullanma olarak" gösteren bir Londra siyaseti vardı. Bugüne geldiğimizde artık o dönemin patronu İngiltere yok. Onun yerini ABD aldı. İngiltere'nin Türkiye'yi kullandığı dönem de yok. Artık Yeni Türkiye var. ABD de tıpkı İngiltere gibi bizi kullanmak istedi. Bunun yolu, "Kullanıma kapalı" iktidarı devirmekten geçiyordu. O yüzden 18 gün nerdeyse tüm Amerikan televizyonları Gezi olaylarından her gün canlı yayın yaparak tam destek verdiler.

Batı medyası elbirliğiyle o günlerde Erdoğan'ı sürekli kapak yapıp "Diktatör" diye suçladı. Onların gözünde kullanılamayanlar diktatör, kullanılanlar demokrattı. O yüzden açık açık "Batı'dan aferim alacağız" diyen liderleri, Batı medyasında canlı yayınlarda ülkesini yerden yere vurup destek isteyenleri sonuna kadar bağırlarına bastılar. Venezuela'da İsrail'in yaptığı çocuk katliamlarını sonuna kadar destekleyen "Washington için ölürüm" diyenleri kahraman ilan edip nasıl "Yüce lider" ilan ettilerse, Türkiye'de Batı aşığı muhalifleri de göklere çıkardılar. Yabancı elçiler onlarla görüşebilmek için adeta sıraya girip birbirini ezdi. Bağlılık bildirdi. ABD Başkanı bile seçim vaadi olarak "Erdoğan'ı indirerek muhalefete büyük destek vereceğiz" sözleriyle ekranlardan taştı. Gezi ile denediler, başaramadılar.

15 Temmuz'da taşeronları FETÖ ile bombalayarak, kan dökerek kullanılamayan Erdoğan'ı indirmeye kalktılar, rezil rüsva oldular. Bugüne geldiğimizde de pes ettiler. Bizim muhalefetin "İngiltere'ye küsüz, bize sahip çıkmadı son dönemde" diye sitem etmesi tesadüf değil. Hala pes edişi göremiyorlar, Batı'dan medet umuyorlar. Halbuki Avrupa'nın nerdeyse tamamı indiremedikleri Erdoğan ile görüşebilmek için kırk takla atıyorlar. Trump'ın "Avrupalı liderler Erdoğan ile konuşabilmek için bana yalvarıyor aracı olmam konusunda" şeklindeki sözleri boşuna değil. Amerika'nın çıkarları da Türkiye ile işbirliği yapmaktan geçiyor. Washington'daki derin devlet bunu hayati önemde görüyor. Türkiyesiz asla yürünemeyeceğin her kulvarda açıkça beyan ediyorlar. Hem gezi hem de FETÖ saldırıları ile biz aslında ABD'yi mağlup ettik.

Bükemedikleri bileği bugün öperek işbirliği yapmaya çalışıyorlar. Çünkü çaresizler. Üstelik artık sömürgeciler aşkına kullanılan değil, tam tersi sömürülenlerin hakkını koruyan, mazlumların yanında olan, askeri olarak muazzam bir güce ulaşan Türkiye var. ABD eski Suriye Temsilcisi Brett Mc Gurk sonuna kadar PKK'yı destekliyordu. Suriye'yi böleceğine inanıyordu. O yüzden bugün "Biz SDG'yi Türk Ordusuna 8 yıl geçit vermesin diye silahla donattık, eğittik. Buna rağmen Türkiye'nin gölgesinde Suriye ordusu onları 8 saatte yendi. Bunu rüyamda görsem inanmazdım ama oldu. Ne büyük hayal kırıklığı" diyerek boşuna ağlamıyor. Aslında biz Suriye'de de Amerikan tezgahını, rüyasını ve hayallerini de yenip yerle bir ettik. Kullanılan değil, artık sözü dinlenilen ve saygı duyulan bir ülkeyiz. 20 yıl önce biz de bugünleri göreceğimize inanmazdık. Çünkü yurtdışına sadece bir kez çıkan Cumhurbaşkanları ile yönetiliyorduk. Maalesef!