Bir arkadaşından davet alıyor.
Davet sahibi bir Amerikalı.
O eve gidiyor Süleyman.
Amerikalı kız kardeşi ile yaşıyor.
Bir masa kurulmuş salona.
Üzerinde beş kişinin doyacağı yemek çeşitleri.
Amerikalı ve kız kardeşi masaya oturuyor.
Süleyman ise koltukta, masadan uzak…
"Hadi gel yemek ye" denmiyor.
Amerikalı bir taraftan masayı süpürürken…
Bir ara Süleyman'a dönüyor…
"Sevgili dostum kusura bakma" diyor.
"Kız kardeşim iki kişilik yemek yapmış" diye ekliyor.
Süleyman kıpkırmızı oluyor.
Amerikalı anlıyor bozulduğunu.
"Bak dostum…
Sana bunu özellikle söyledim.
Yani bizde adet böyledir.
Bizim kültürümüz bu.
Ben Müslüman kültürünü bilirim.
Eve düşmanın gelse sofraya davet edersin.
Ama bizim kültür çok farklı" diyor.
Yıllar önce Milano'da bir restauranta girdim.
Sipariş verdim garsona…
Gitti içeriye bildirdi istediklerimi…
Yanımdan geçerken…
Şaka olsun diye…
"Param yok bilginiz olsun" dedim.
Garsonun gözleri faltaşı gibi açıldı.
Hemen içeri koştu, siparişi durdurdu.
Sonra yanıma geldi.
"İleride kilise var, git orada çorba iç" dedi.
Şaka yaptığımı söyledim.
Param var dedikten sonra…
Yemekler geldi.
İstanbul'a döndükten sonra…
Yolum Sultanahmet Köftecisi'ne düştü.
Oturduk üç kişi…
Tıka basa yedik.
O yıllarda kasada sahibi yaşlı bir amca otururdu.
Hâlâ öyle mi bilmiyorum.
Gittim yanına…
"Üç kişi sildik süpürdük tabakları.
Ancak size bir şey söyleyeceğim.
Hiç paramız yok" dedim.
Yaşlı adam kulağıma eğildi.
"Canın sağolsun evlat" dedi.
"Her gün 50 kişiyi doyuruyoruz burada.
Sizle 53 olur, ne kaybederiz" diye ekledi.
Avrupalı'sı, Batılı'sı bize sık sık…
İnsan hakları dersleri vermeye kalkar.
Avrupa ve Rusya'da soğuktan…
200 kişi donarak ölmüş.
Eksi 36 derece ceset tarlasına döndürmüş…
Bizim Erzurum'da…
Sıfırın altında eksi 40 derece yaşanır…
Allah'a şükür toplu ölümler yaşanmaz.
Çünkü Avrupa'da sokaklar evsizlerle doludur…
Kar yağmış, kış sillesini indiriyor…
Sokaktaki evsizlere kimse dönüp bakmaz.
Adamlar doğar, donar, ölür ve…
Kışın beyazında…
Beyaz ceset torbaları ile…
Mezarlığa ikamete götürülürler.
Bizim dinimiz…
"Komşusu açken tok yatan bizden değildir" der.
Ne güzel bir deyiş bu…
Muhteşem bir öğreti…
Ve şimdi komşuda…
Suriye'de kan gövdeyi götürüyor…
Dışişleri Bakanlığımız;
"Suriye'de ölümden kaçan herkese…
Kapımız da soframız da açık…
İsterse tüm ülke gelsin" diyor.
Biz insanız…
Biz Sultanahmet Köftecisi'yiz…
Biz kilise çorbacısı değiliz…