İngiltere'de hapse girmiş iki gün…
Hızlı araç kullandığı için.
Sanırım kamyon kullanmıyordu.
Geç de olsa geçmiş olsun diyorum.
Çocuklarımla otobanda Sapanca'ya gidiyordum.
Bir dinlenme tesisinde mola verdik.
Adamın biri geldi yanıma. "Abi nasılsın, seni bir yerden tanıyorum" dedi…
Havalı bakışlarla çocuklara göz attım.
Tanınmak güzeldi, iyi karizmaydı.
Adamı narsist yapıyordu.
Kendini beğenme hastalığına yakalatıyordu.
Ama olsundu…
Adam devam etti konuşmasına…
"Kamyoncu musun abi?" dedi.
Beni belki ekranda görmüştü ama…
Hatırlayamamıştı. Hayatı kamyondu…
Bir yerlerden hatırladığına göre…
Olsa olsa kamyoncuydum ona göre…
Elini uzattı…
Elimi sıkmak için…
"Ben de kamyoncuyum" diye ekledi…
Elini hararetle sıktım. "Evet ben de kamyoncuyum" cevabını verdim. İstanbul'un asya yakasında oturuyorum.
Her akşam köprüdeyim.
Belli saatten sonra kamyonlara izin veriyorlar.
Geçiş için.
İşte o saatlerde görüyorsunuz…
Şaşkına dönüyorsunuz.
Ne kadar kamyon var diye.
Alın teri dökerek…
Koca bir ülkenin yükünü taşıyorlar.
Güzel ama yorucu bir meslek.
Bizimki de bundan farksız…
Aslında hepimiz kamyoncuyuz.
Çok ağır bir yükü taşıyoruz ülkenin dört yanına…
Demokrasi yükü bu…
Ekmek su gibi ihtiyacımız var ona.
Sandıklar götürülecek dört bir yana…
Sadece halkın oyu taşınacak Ankara'ya…
Halkın istedikleri, halkın seçtikleri…
Bazılarımız yolda uyuyor maalesef.
Kiminin de freni patlıyor.
CHP'li Rüstem Batum'dan sonra…
Can Ataklı da önceki akşam...
Beyaz TV'de kameraya bakıp…
Kamyonu devirdi. "Türk ordusu kağıttan kaplan" dedi.
Sonra üzerine basa basa…
Yineledi; "Evet kağıttan kaplan"…
Kağıttan demokratlara…
Yeni isimlerin katılması bekleniyor…
Ancak önemli değil…
Kamyonlar gece gündüz yollarda.
Yükü taşıyorlar…
Freni patlayan…
Kağıttan kamyonlara rağmen…
Rüstem Batum ve Can Ataklı gibilerine…
Kızmıyorum.
Çünkü bu da demokrasi yükümüzün bir gereği. Sadece üzülüyorum.
Çünkü devridikleri kamyonun altındalar.
Ağı hasarları var… Onlara da geçmiş olsun… "
Yallah" habercilik
Haber kanallarımız Mısır'da halkın "Yallah Hüsnü" sevincini canlı yayınlıyordu.
Ajanstan aldıkları görüntülerle…
Cem Tekel ise Kanal D'de Tahrir Meydanı'ndan canlı yayındaydı.
Dünyanın kilitlendiği Tahrir Meydanı'na muhabir göndermeyen haber kanallarımızı kutluyorum.
Tahrir'in anlamı ne peki? "Osmanlıların, yeni fethettikleri ülkelerin arazisini tescil ve toprağın mülkiyeti ile kullanım biçimini ve vergi oranlarını belirlemek amacıyla düzenli olarak yazma kayıt tutma işine verdikleri isim.
Tahrir, 30 yılda bir yenilenirdi."
Neymiş efendim?...Yazma ve kayıt altına imiş.
Tahrir Meydanı'nda tarih yazıldı ve kayıt altına alındı. Neymiş efendim Tahrir?...
30 yılda bir yenilenirmiş.
30 yıllık diktatörlük göz göre göre yıkılıyor…
30 yıllık rejim yenileniyor…
Haber kanallarımız ajanstan idare ediyor…
Tahrir'in bir anlamı da eskimiş demek…
Haber kanallarımız çok "Tahrir" yahu…
"Yallah habercilik" bu olsa gerek…