CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Hayatımız kısa metraj film

Eklenme Tarihi 28 Eylül 2012
Sinema filmi çekiyorlardı.
Verilen arada dört kişi masaya oturdu.
Okey oynamaya başladı.
Ağır toplar vardı masada.
Müjde Ar, Talat Bulut ve...
Hakan Balamir...
Mekanın sahibi gelip...
"Burada kumar oynayamazsınız" diye bağırdı...
Müjde Ar masadan fırlayıp...
"Sana ne, sen ne karışıyorsun" dedi.
Ortalık bir anda karıştı...
Talat Bulut adama daldı...
Masalar sandalyeler havada uçuştu...
Kavga bittikten sonra...
Talat kenarda oturan adama baktı...
Hakan Balamir'di o...
Yerinden hiç kalkmamış...
Kavgayı seyretmişti.
Talat Bulut sinirlendi...
"Neden hiç istifini bozmadın?..
Niçin sen de dalmadın"
diye söylendi.
Hakan cevap verdi; "Ben başroldeyim...
Burada film çekiyoruz.
Yüzüm dağılabilirdi."
Kendi hayatımızın her gün...
Filmini çekiyoruz...
Ve bu filmde başroldeyiz.
Eşiyle yürüyüşe çıkıyor vatandaş...
Yer Tunceli...
Bomba patlatıyor birileri...
Ve bir yuva darmadağın oluyor ölümlerle...
3 yaşındaydım...
Ağır hastalanmışım...
Beni yatırmışlar divana...
Dedem gelmiş ve; "Bu ölmüş" diyerek...
Başlamış okumaya...
Komşunun genç oğlu gelip...
Beni zorla dedemin elinden almasa...
Gömülüp gidecekmişim 3 yaşında.
Talat Bulut ile sohbet ettik...
Onun da kardeşi 5 yaşındayken...
Öldü diye ağzı mendille bağlanıp...
Tam toprağa verilirken...
İmam naaşın üzerine eğilip...
Nefes aldığını fark etmiş.
Yoksa o da gömülecekmiş...
Mezarın içinden çıkarmışlar...
Yıllarca yaşamış...
Hayatımız bazen kısa metraj...
Bazen uzun metraj film...
Ve hep başrolde olsak da...
Birilerine güvenmek zorundayız...
Sahi etrafınızda kaç kişi var?
"Güven bana" diyebilen ve...
"Güveniyorum sana" diyebileceğiniz...
Sizi mezardan alabilecek biri...
Hiç düşündünüz mü?

* * *
MÜTHiŞ BiR YARIŞMA
Atv'de yeni bir yarışma başlıyor.
Adı; "Güven bana"...
"Kazanmak için güvenmeye...
Güvendiğiniz için kaybetmeye...
Hazır mısınız"
şeklinde müthiş bir sloganı var.
Formatı izledim...
Mükemmel bir yarışma...
İçerik olayına girmeyeceğim.
Yakında izleyeceksiniz zaten...
Ve kilitleneceksiniz...
Biraz tüyo vereyim...
Birbirini hiç tanımayan iki kişi...
Ortak olup birlikte yarışıyor...
Ancak ortaklardan biri...
Her an parayı alıp kaçabiliyor...
Vay vay vay...
Hele hele bu devirde...
Tanıdıklarınıza güvenemezken...
Hiç tanımadığınız birine...
Ne kadar güvenebilirsiniz?
Bir düşünün bakalım.

* * *
ELEKTRONİK RAKI GELİYOR
Fransız televizyoncu...
David Droussand ile...
Muhabbet ediyorduk.
Cebinden bir alet çıkardı.
İçine bir sıvı döktü.
Kapağını kapattı.
Aleti ağzına götürdü.
Düğmeye bastı. İçine çekti.
Dumanlar çıkmaya başladı.
Meğer elektronik sigara imiş...
Sıvının içinde...
Hem nikotin hem de aroma var...
El nargilesi gibi bir şey...
Sadece tütün yok...
Fransa'da hızla yayılmış.
Sigara tiryakileri hücum etmiş.
Herkes elektronik sigara içiyormuş.
Çünkü kapalı alan yasağı yokmuş...
David İstanbul'da gittiği her kapalı mekanda...
İnternete girip memleketine elektronik posta atıyor.
Elektronik sigara tüttürüyor...
Herkes şaşkın şaşkın ona bakıyor...
Bakalım daha neler göreceğiz?
Elektronik rakı falan...
Geliyor...
Yolda galiba...

* **
DİKKAT ETMEK LAZIM
Reklam firması...
Milyon dolarlık iş almıştı.
Coca Cola'nın reklam filmini çekecekti.
Sette saatlerce çalıştılar.
Yemek için ara verdiler.
Ancak yemek anında...
Ortalık bir anda karıştı.
Çünkü Coca Cola'nın...
Reklam filmi çekim setinde...
Yemek arasında...
Reklamcı ekip, Pepsi içiyordu.
Milyon dolarlık iş...
O anda iptal edildi.
Yer neresiydi derseniz?...
İstanbul'du...